M. KEMAL ve TÜRKIYE GERÇEGÎ
                                                        Zakirullah

Rahman, Rahim ve Adil-i mutlak olan Allah’ın adıyla:

Türkiye’de işsizlik son haddine ulaşmış, halkın ekseriyeti günübirlik yaşamaktadır.

Îşsizlik va çaresizlik mazlum Anadolu halkını da isyan noktasına getirmiştir. Ancak milli duygular adı altında seksen-kusur yıldır insanlara aşıladıkları bu mikrop, insanların el ve ayaklarını şeytani zincirlerle baĝlanmış ve adeta zulme rıza göstererek, zalimin yanında yer almışlardır. Meseleyi idrake çalışan insanların da maalesef bir usulle seslerini kesilmiştir. En kötüsü onlar da kültür emperyalizmine uĝramış ve canavarların sofrasındaki kuzu olma görevini ifa etmişlerdir. Her tarafın sesini bir başka usulle kesmişlerdir. Mesela ezel-ebed Kurdistan’ın sesini hep kan, zülüm ve dipçikle kesmeye çalışmışlardır. Diĝer bölgeleri de, vatan-millet Sakarya ninnileriyle uyutarak, milliyetçilik narkozu verip uyuşturarak %5 lik bir kesime sadece Karuni bir hayat saĝlamak için mazlum ve mustaz’af halkların kanını vampir gibi emmektedirler.

Mazlum halktan aldıkları vergilerden; trilyonlarca masraf ederek hiçbir şeye yaramaz heykeller yapmaktadırlar. Mazlum Kurdistan halkını ezmek milyarlarca dolarlık tank, top, helikopter ve uçak ihaleleri açar ve mazlumları kemirerek aldıkları paralarla yine mazlumları ezmektedirler.

19 Agustos depreminde; evsiz, barksız kalan vatandaşa yardım elini uzatan dış ülkelerin paralarını, helikopter alma ihalesi açıldı! Însanı hayrete düşüren olaylardan en önemlisi de Kızılay, insanlara delik-deşik ve eski çadırlar veririken ve resmi kuruluşlar kendi telaşina düşmüşken, yardımsever kuruluşların getirdikleri yardımlara el konulması ve halka daĝıtılmamasıydı. Doĝrusu çete olduklarını her halukarda ortaya koyuyorlar. Sebep neymiş biliyormususnuz?  Devlete karşi bu kuruluşlar (özellikle Îslami kuruluşlar) insanları kışkırtabilir ve devletten soĝutabilirler” mantıĝı. Pes doĝrusu! Yahu insanlar açlıktan kırılıyor, delik-deşik çadırlarda kalıyor, sokakta yatıp kalkıyor, buna karşı yardımlara el konulup depolara indirilmişti. TRT.nin açmış olduĝu yardım kampanyasında, özellile Avrupadaki yardımseverlerin yapmış olduĝu baĝışlardan elde edilen milyonlarca markın herhalde Türk Silahlı Kuvvetlerinin kasasına kaydırıldıĝını anlayacak durumdayız. Memur maaşlarının yardım paralarından ödendiĝini resmi aĝızlardan duymuştuk. (Cakuziler) Görünmeyen tabloların nasıl olduĝunu, kurtların sofrasındaki kuzu etinin akibetini siz düşünün.

Yukarıda bahsi geçen heykellere ve silahlara yatırılan paralarla, binlerce fabrika açılır, belki milyonlarca insana iş imkanı saĝlanabilir. Ama bunu çagş putçular ne düşünür ne de böyle bir şeye tevessüpl ederler. Îşsizlik sorununun da bitmesini istemezler. Bu hususta hiçbir eleştiri de kabul etmez. Çıkardıkları kanunlarla kendilerini dokunulmaz kılmışlardır. Hile ve entrikaları ortaya çıkmasın diye kanunlarla kendilerini koruma altına almışlardır. M.Kemali, Cumhuriyeti, TSK.lerini eleştiremezsiniz!  

Nitekim 17 Agustos depreminden sonra TSK.ni eleştieren bir sürü şahsiyet gözaltına alınmıştı. M.Kemal, S.Demirel, veya  TSK. Ne yapmışsa doĝru yapmıştır. Ne söylediyse doĝru söylemiştir. Kemalistlere göre onlar asla yanlış yapmazlar. Yanlış konuşmazlar. Menemen olayı bahane edilerek, ege bölgesinde binlerce müslüman daraĝacında asılsa bile, Şeyh Said kıyamından sonra Kurdistan halkına ortaçaĝ engizisyonlarını aratmayacak derecede katliam yapılsa bile kendi gizli servislerinin yaptıĝı mezar evler provakaları bahane edilerek (öncesinde de kürdler birbirine kırdırılarak) binlerce müslüman zindanlara doldurulsa bilke, irtica adı altında müslümanların mukaddesatına  küfredilse bile; namuslarına el ve dil uzatılsa bile; hatta kendilerinin bile inanmadıĝı demokrasilerine her on yılda bir rafa kaldırsalar bile; kof beyinli, kravatlı vampirleri eleştiremezsiniz. Zaten tüm bunları onlarda halkın refahını saĝlamak için yapıyorlar deĝil mi?

Bakın bu zihniyete! Îlahi ve en mükemmel bir din olan Îslam için; modası geçmiş ve çaĝdışı diyerek hergün hakaret etmektedirler. Bakınız hergün gizli veya açık kinlerini kustukları ve müslümanlara saldırdıkları halde, Hizbullah opersayonlarından sonra ne hikmetse hepsi Îslamcı kesildiler. Ancak bu da başka bir kin kusma ve hızla dünyada gelişen Îslami uyanışa vurulan (Türkiyede) bir darbeydi. Gitli servislerinin (JITEM) gibi önemli işler becerdiĝi, Kurdistan’ı yaşayamaz hale getirdikleri bu olaylarda gözden kaçırdıkları bir durum var kı, onların hile ve tuzaklarına karşı bizim de güvendiĝimiz Rabbimiz var. Seksenkusur yıldır bu entrikalarla oluşan mazlum kürd halkı susmayacak ve gasbedilmiş haklarını alacaktır. Yani onlar özellikle kürd müslümanları satırcı, işkenceci, terörist diye gösterip halkı onlardan soĝutmak için, bölgede bir güç olan PKKyı onlarla birbirine kırdırarak her zaman usulleri takip etmiştir. Başarılı da olmamış deĝildi. Ortadoĝuda su sorunu, suların da önemli bir payının Kurdistandan doĝması, önümüzdeki yıllarda kritik bir su savaşının olması ihtimali bu olaylara eklenirse, neden Kurdistan üzerine bu entrikaların çevrildiĝini herhalde biraz dahi iyi anlarız. Ancak umudumuz, mazlum kürd halkının zalimlere karşı yek vucut olup, birbirleriyle uĝraşmaktan vazgeçmeleridir. Zalimlerin şeytani entrikalarını ve oyunlarını farkedip onları bozmaya gayret etmelerididr.

Sözü tekrar donuk beyinli, akıl ve idrakını kullanmaktan aciz laiklere getirmek istiyorum. M. Kemal’e eleştirir yollarını tıkamak, kanunlarla onu korumaya almak, eleştirenleri en aĝır biçimde cezalandirmak neye delalet eder? Yoksa onun bilinmek istenmeyen gizli yönleri mi var? Bazı şeylerin günyüzüne çıkmasından mı korkuyorlar? Mademki onun yaptıĝı her şey en doĝru olandır, bu yasaklara gerek varmıdır? Dillerinden düşürmedikleri şeffaflık ve çok seslilik anlayışları bumudur?

Hayır onların korktuĝu düşünenlerin düşüncesini açılamasıdır. Çürümüş ve kof sistemlerini yamamakla onarmaya çabalıyorlar. Dün Topal Osman, bugün Çakıcı, Bucak, Yeşil veya başka birileri. Çete ususlu mafya devleti! Sistemleri o kadar yamalanmiş ki, birinden bir iplik çekince kırk yama beraber dökülüverir. Îşte bu yüzden laik ve kemalisler, fikir ve düşünce özgürlüĝünden korkmaktadırlar.

Korktukları için düşünenleri, şeffaflık istiyenleri, ölümle işkenceyle, türlü türlü entrikalarla cezalandırmaktadırlar.

Umudum insan avcıları, din simsarları olan Kemalistlerin özelde Anadolu, Kurdistan coĝrafyasında, mazlum kürd halkına senelerdir yapmış olduĝu katliamlarına son verip, Almanya Cumhurbaşkanının yapmış olduĝu gibi, Îsrail parlementposunda Hitler döneminde yahudilere yapılan soykırımdan dolayı özür dilemesi, Papanın Kuduste haçlı seferlerinde müslümanlara yapılan katliamlardan dolayı özür dilemesi gibi, Türkiye C.başkanının ve yetkililerinin de Amede gidip seksenyıldır kürdlere yapılan soykırım ve entrikalardan dolayı özür dilemesidir. Genelde Kurdistan baş ayrı parçaya bölünmüş) coĝrafyasında egemen işgalci devletlerin halkının işgallerine son verip kanını senelerce emdikleri mazlum kurd halkının yakasından kirli ellerini çekmeleridir.