HAKK ve BATIL
                           Kekê Muhammed

İnasnın temel yaratılış gayesi Allah’a kulluk etmektir. Çünkü Rabbimiz „Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım“ diyor. (Zariyat/56) Şimdi insanın yaratılış gayesi ortadadır. Allah’a iman etmek ve onun dinine girmekle müslüman olan ve yaşayan ancak imtihanı kazanabilir.

Aklı başında hangi insana sorsanız, insanın boşuna yaratılmadıĝını belki de imtihan için yaratıldıĝını söyleyecektir. Bir müslüman olarak bize düşen Rabbimizin bizden istediklerine kulak verip, Onun emir ve yasaklarına göre hareket etmektir. Çünkü dünya ebedi deĝil ve hayat daimi deĝildir. Madem ki öyledir o vakit aklı selim olduĝunu söyleyen her insanın mutlak olarak bu imtihanı kazanmak için gayret etme mecburiyeti vardır.

Gelin görün ki, bir sineĝi yaratma gücüne sahip olmayan zavallı insanoĝlu sade benim kavminden deĝil diye, benim dilimi konuşmuyor diye, benim giydiĝimi giymiyor diye ve hatta benim gibi düşünmüyor diye hem cinslerine zülüm edebiliyor, hatta toplu katliamla ve karşısındaki muhalifinin ortadan kaldırmak için entrikalara girebiliyor. Sözüm ona Zındıkî çavhêşîn M. Kemal, milli mücadele dedikleri dönemde, "davamız Allah ve halifenin devamıdır" diyordu. Balikkesir’de hutbe okuyor, konuşmalarına ayetlerle başlıyor, T.C. meclisi Kur’an okumakla açılıyor ve hocaların okudukları dualarla kapaniyordu. Bu ayaklarını saĝlam bir zemine koyana dek böyleydi. Ancak Ankara hükümetinin kurulmasıyla ayakları yere basan çaĝdaş firavun, Allah’ın yeryüzündeki hakimiyetini red etmeye, müslümanları yoketmek için çesitli entrikalara başlamıştır. Arşivler kapalı olduĝundan anlaşılamayan Ali Şükrü Efendi ve deli Halit Paşa cinayetleri ki, ikisi de kör Kemal’in entrikalarıyla olmuştur. Menemen olayı, Düzce katlıamı ve Kurdistan katliamları (Zilan gibi), Atatürk'ün esasen neyin  pesinde oldugunu ortaya koymuştur. Türk kavminin dışında başka kavimlere hayat hakkı tanımıyor. Onun izni va yardımıyla..... gönderilen halife Vahdettin ki hallifelik deĝil sadece ismi kalmıştı- sürgün edilip, halkların örflerine ve dinlerine na kadar ters kanun varsa idame ettiriliyor, terör estiriliyor ve kabul etmeyenler tek-tek veya toplu katliamlara tabi tutululuyordu. Şapka giymediĝi için idam edilenler, yüzbinleri geçkindir. Kurdistan coĝrafyası kan gölüne dönüyor. Hatta gelinlerin karnındaki bebekler dahi süngüleniyor, zalim Firavûn M.Kemal’in askerleri tarafından ihtiyar, çocuk ve kadınlar dahi en aĝır işkence ve hakaretlere maruz kalıyor ve hala bugün de, her türlü eziyet ve sıkıntılara uĝruyorlar. Zalim Firavun İsrailoĝullarının erkek çocuklarını öldürtüyor ki o çocukların içinden onun tahtını yerlebir edecek Musa çıkıp yetişmesin diye. Çaĝdaş Firavun da Kurdistan'da tahtını paramparça edecek Saidler yetişmesin diye mazlum kürd kadınlarınin karnındaki bebekleri bile katlediyordu. Kadınlar geride bırakılıyor ki, zelil olsunlar ve köleliĝin dışına çıkmasınlar diye. Planda, "erkekler azalınca kadınlar arasında fuhuş yayılır, nesilleri karışır ve başkaldırılar yapamazlar" da vardı. Ancak temiz iffet sahibi müslüman kürd kadını, işkence edilen, hapse atılan veya öldürülen kocasının erkek kardeşiyle, yoksa yakın akrabasıyla evlendirilir, evinden çıkmaz ve zelil olmazdi. Bazıları da, evlenmeden çocuklarının başında oturur ve onlara anneliĝin yanısıra babalık ta yapardi. Kesinlikle düşmanlarını sevindirmezdi. Gerçi mesele İslama göre daha yumuşaktır. Kocası ölen kadın iddetini bitirdikten sonra zorlanamaz, istediĝi bir müslümanla evlenebilir. Ancak bu kürdlerde namusa, aileye ve kadına verilen ehemmiyetten kaynaklanır. Allah’a hamdu senalar olsun. Onların tüm aldatmaca ve planlarına raĝmen korkutma, sindirme ve aç bırakmalarına ragmen, eldeki imkanların batıya kullanıp Kurdistan'da estirilen terörden dolayı göçe zorlanan eziyet ve sıkıntıların tümüne raĝmen, öldürülme ve katliamlara raĝmen, kürd halkı hiçbir zaman Allah'la arasını bozmamış ve O’nun Dini Îslam'a sırt çevirmemiştir. Dün olduĝu gibi bugün de, hem milliyetine ve örf-ananesine sahip çıkarken, hem de en sıkı şekilde Allah’ın Îpine de sarılma gayretindedir. Elhamdulillah zaten şunu unutmayalım ki; “Îbadetin ve mücadelelnin en makbulu Allah için olandır. Mallarıyla, canlarıyla Allah’ın dinine yardım edene, Allah (cc) da Kitabi Mübinde yardım edeceĝini vadediyor. Kim cehennem gitmek isterki? Ya da kim cenneti istemezki? Ancak unutmayalım ki Bediuzzeman Saidê Kurdi’nin dediĝi gibi: „Cennet ucuz degil, cehennem de luzumsuz deĝildir.“

Allah bizleri O’na hakkıyla ibadet eden kullarından eylesin. (amin) Tagutların aldatmaca ve desiselerini anlamayan zavallı müslüman halklara da, Rabbimizden onları uyandırıp, ruh, akıl ve kalp inkilaplarıyla ayaĝa kaldırmasını niyaz ederiz.

Ve biz her gönderdigimiz Rasulu, ancak bulunduĝu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyi beyan etsin; sonra da Allah dilediĝini dalalette bırakır, dilediĝini de hidayete erdirir. O Aziz ve Hakimdir.“

Rabbimizin buyurduĝu gibi kavimlerin dilinden onları karanlıklardan aydınlıĝa çıkarmak için peygamberler göndermişdir ve O’nun nimeti sayesinde bizi zulumattan Nur’a çıkaran Rabbimize yüzbinlerce kere hamdu senalar olsun. Allah’ın bir ayeti olan kavmiyeti ve dili zalim ve kafir bir yönetim olan Türkiye Cumhuriyeti yok sayıp inkar edebilir. Ancak yüzyıllık örf ve ananeye sahip olan ve Allah’ın dinine teslim olmuş Kürd müslümanları sindirme ve öldürme politikalarıyla susturamaz ve bitiremez. Zaten hiçbir zaman biz zalimlerin aldatmacalarına kanmadık ve zülümlerinden korkmadık. Çünkü hamurumuz ve göz aşinalıĝımız hep zulm ile içiçedir. Biz zulmun ne olduĝunu ta çocukken çok açık ve net gördüĝümüzden zülmü ortadan kaldırıp mazlumları iktidar yapmak için mücadele ediyoruz. 

Zalim olan Suriye’nin Nusayri yönetiminin ellibin kişilik Hama şehrini haritadan silmesi nedendir acaba? Kan içici bir vampir olan Saddam’ın Halebçeyi kimyasalla yerlebir etmesi, binlerce mustaz’af müslüman kürdü katletmesi nedendir sizce? Entrika ve hilelerle bir çakal olan Kör Kemo ve nereden geldiĝi belli olmayan bir avuç dönmeler tarafından kurulan ve zülmün üzerine bina edilen T. C.nin başından (Şeyh Said kıyamından, kıyam diyorum çünkü T.C.nin ders kitaplarında insanlara anlatıldıĝı gibi o bir isyan deĝil, yezidi saltanatlara ve zalimlerin aldatmacalarına karşı organizeli bir kıyam hareketidir. Hem de Huseyni bir kıyam!) bu yana dek, mazlum kürd halkına yetmiş kusur yıldır yaptıĝı bu zülümler hiç vicdanları rahatsız etmiyor mu? Neden 80 yıldır sadece müslüman kürd halkı üzerinde entrikalar dönüyor. Sürgün ediliyor, malları talan ediliyor, hatta namusuna el uzatılıyor eĝitilmiş azgın köpek gibi olan özel TÎM.ler tarafından. Daha önemlisi hergün dinlerine hakaret ediliyor. Örgütlere soktukları elemanları sayesinde müslümanlar katlediliyor. Îşkencenin her türlüsü müslümanlar ve kürdler, özellikle müslüman kürdler üzerinde deneniyor. Fakat unutmasınlar ki, zülüm devam etmez. Zalimler mazlum ve mustaz’af halkların kıyamıyla birer birer devrilecek elbet. Demokratik maskeli canavarlarının maskeleri düşürülecek, diyanet ve hiyanet taşkilatlarıyla uyuttukları müslüman halklar uyanıp, onların o çarklarını başına çalacakları günler yakındır!..  „Zalimler yakın bir zaman da nasıl bir inkilapla devrileceklerini göreceklerdir.“ (26/227)

„Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini unutmayın; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de, Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan korkun ve mü’minler olarak yalnızca Allah’a güvenin,“ (5-11)