CUMHURİYETİN  HESABINI KİM SORACAK!..
                                                                                  
Husameddin Gül

Zülmedenler yakında nasıl bir inkılaba uğrayıp, devrileceklerini bileceklerdir." (Şuara/227)

Bu yüce Ayeti Kerime ile yazıma başlamak istiyorum. Şöyleki; zulüm üzerine kurulan devlet ve milletler, hiç bir zaman sonuna kadar devam etmezler. Bir gün gelir mutlaka yıkılıp giderler. Tarihte hep böyle olmuştur. Yine mazlumların ahı hiç bir zaman yerde kalmaz. "Mazlumun ahı çıkar aheste aheste " ecdat'ın sözleri bunun bir ifadesidir. Yine bir Hadis-i Şerifte mazlumların duasının makbul olduĝu bildirilmektedir. Çünkü, Yüce Allah ile kendisi arasında perde kalkar buyurulmaktadır.

Bu girişten sonra, T.C. devleti nasıl kurulmuştur? Kendileri nedir? gibi soruların yanıtını aramaya çalışacaĝız. Gerek M. Kemal' in gerekse Kemalistlerin kurdukları devlet ve hükümetler, meşru deĝildir, bilakis birer terör devlet ve hükümetleridir ve kendileri de birer terörist ve Allah‘ın emirlerine karşı gelmiş isyancılardır.           

1- Ortada küfür sistemi ve bunu destekleyen gafil müslümanlar vardır ve bunlar zalim kategorisinde zikredilmektedir. Mazlum ise Kuran, Şeriat, ve İslamı savunan ve ezilmekte olan müslümanlardır. Yapılan zulmün hesabı er veya geç müslümanlar tarafından sorulacaktır. Terör devleti, hakimiyetini kurmak istediĝi dönemlerde, başlangıçta Konya civarında on bin ulemayı asarak idam etmştir. ( Kelime Hafız Ali Reşad 1378-1959)

2- Şapka giymedikleri ve şapka inkılabına karşı geldiklerinden dolayı Türkiyenin çeşitli yerlerinde bir çok ulema idam edilmiştir. (Merhum Sabri Efendi nin başına gelen şapka Meselesi 1926). 

3-İskipli Atıf Hoca Efendi, şapka inkılabı gerçekleşmeden evvel, şapka aleyhine yazdıĝı bir kitaptan dolayı idam edilmiştir. (Frenk Mukallidliĝi ve şapka-1926)

4- Şeyh Said Efendi bilinen o meşhur serhıldanından dolayı birçok arkadaşıyla beraber asılarak idam edilmişlerdir. (1925)

5-Erzurum'da şapka yüzünden, 14 alim idam edilmiştir.( bu sadece bilinenlerdir.)

6- Şeyh Said'in torunu Muhammed Kasım Fırat, Şeyh Said'in kıyamında 80 bin insanın katledildiĝini bildirmektedir. Ayrıca Kasım Fırat, eski ismi Darahinê olan Genç ilçesinde Zikti aşiretinin toplu mezarlarının da halen bulunduĝunu belirtmektedir. Yaşayan canlı şahitler ise, Şeyh Said Kıyamında evlere toplatılarak, diri diri yakılan, güçsüz çocuk ve kadınlardan, dinamitlerle parçalanan suçsuz insanlardan, aĝaçların arasında gizlenmeye çalışırken, üzerlerine benzin dökülerek, ateşe verilen kadınlardan söz ediyorlar.            

7- Şeyh Esad Efendiyi de Menemen olayında suçsuz yere idam ettiler.(1930) Kemalistler Kubilay adındaki subayı öldürterek, Esad Efendi yaptı gerekçesiyle kendisine iftira ederek idam ettiler. (Necip Fazıl Kısakürek- Son Devrin Din Mazlumları)

8- Dersim'de en az 50 bin müslümanın kan ve canı heder edilmiştir. Gerçekleştirilen bu katliam, tarihte ender rastlanılacak katliamlardan birisidir. Ayrıca Yusuf Cemil'in köyünden iki yüz kadın ve çocuk öldürülmüş ve bunların cesetleri buĝday sapları üzerine konulup zalim ve hunharca yakılmıştır.

9- Said-i Kurdî (Nursi) hazretleri, ömrünün çoĝunu zindanlarda geçirmiştir. (Gizli Vesikalar)

10- M. Kemal'in fedailerinden Cevdet Abbas, Kılıç Ali, Receb Zühdü, Salih Bozuk, Osman Tufan ve diĝerlerinden A.P. (Adli Askeri Polis Teşkilatı ve Hafiyecilik) unvanıyla bir çete kurulmuştur. (Vesika 18)           

11- M. Kemal, fedaileri vasıtasıyla kendisine karşı gelenleri tehdit ederek, yok etmiştir. Osmanlı ordsunda bu kadar zalim ve haris bir asker görülmemiştir. (Vesika 15)           

12- Her vesileyle meclise tabancayla, silahlı giren ve azalar arasına sokulup, oturan bazı M. Kemal'in adamları ufak bir işaret ve direnme halinde ellerini silahlarına atarlar ve meclistekileri tehdit ederlerdi. Dünya Komitecilerinin meclisinde görülmedik bu hali, T.C. meclisinde azalar müşahede etmişlerdir. (Vesika 12)           

13-Bu şekilde Ankara'da kurulan hükümetler birer meşru hükümet deĝildirler, adeta birer çete hükümeti olarak teşekkül etmiştir. (Vesika 10)

14- M. Kemalin ihanet ve hiyanetlerinden birisi de, ulemaya reva gördüĝü hakaret, cinayet ve idamlardır. Velhasıl, On binlerce medrese kapatılmak suretiyle, yüz binlerce alimin yetişmesine mani oduĝu gibi, Kürdistan Dini Müesseselerin kapatılmasına mani olan ulemaya da hakaretler yaĝdırmış ve kendilerine her türlü acı ve işkence edilerek idam sehpalarında asmıştır. Ayrıca, T.C. din ve mukaddesat lehinde yayın yapan dini gazete ve dergi gibi yayın organlarını kapatmış ve elemanlarına da zulüm ve hakaret icra etmiştir.

15- M. Kemal mecliste hakimiyyet ve saltanat hiç kimseye ilim icabıdır diye muzakere ve münakaşa ile verilmez, kudret ve zorla alınır,  bu bir emri vakidir. Burada toplananlar meclis  ve Herkes meseleyi tabii görürse fikrimce çok iyi olur aksi taktirde Hakikat yine usul-i dairesinde yerini bulur fakat ihtimalki bazı Kafalar kesilecektir diyerek saltanatın kaldırılma hususunda ne hür bir tartışmaya ve ne de böyle bir oylamaya müsade etmiştir Mustafa Kemal tarafından Meclis Kürsüsün de irade edilen bu konuşma ile tam bir ihtilal sahnesi içerisinde aksi davranan ve hareket Edenlerin Kafalari kesileceĝi açıkça ifade edilmiştir (Çetin Öĝek devlet ve din sf.471) Mustafa Kemalin bu ihlal havası bursa konuşmasin da daha açık bir şekilde kendini göstermektedir. Kan ile yapılan inklaplar daha muhkem olur, kansız inklap ebedileştirilemez (Mustafa Kemal Bursa konuşması 22 OCAK 1923 )

22-12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra yapılan Zülümler de arşa yükselmiştir. Şöyle ki kemalizim millete hayır getirmemiştir. Anarşi getirmiştir göz yaşı getirmiştir kan getirmiştir israt getirmiştir fuhuş getirmiştir kardeşi kardeşe düşman etmiş. Birbirine kurşun sıkar hale getirmiştir. Zaman zaman müslüman Kürt alimleri ve aydınları bile bu kurşunlara Kurban olup gitmektedir hapishanelerde 45000 bin civarında genç inim inim inlerken, bunların 45000 anaları da göz yaşı ddökmüşlerdir işkence altında ölenlerin ve göz altında kaybolanların ise sayısı tam olarak bilinmemekte dir bunları bu hale getiren Kemalizimdir ve kemalizme Dayanan materyalist bir eĝitim sistemidir iman ve Allah ( cc ) korkusundan yoksun bir terbiye sistemidir yoksa bazılarının zannetiĝi gibi iktisadi hayatın Bozukluĝu deĝildir çünkü kominizim aç midelere Hitap ederek deĝilde aç gönüllere seslenerek gelin işte kemalizim gençleri din den ve iman dan uzaklaştırarak Komünizme zemin hazırlamıştır.

23- Son onbeş yıl içerisinde 3600 Köy boşaltılmıştır yüzlerce Köy Kemalist generalleri emri ile yıkılmıştır iki milyon dan fazla insan doĝup büyüdükleri yerleri terk etmek zorunda kalmışlardır

24-Son zamanlarda işlenen Zulümlerin cinayetletin fail-i mechulesinde rakamları olabildiĝince yükselmektedir bu da Gösteriyorki Zulüm harekatı devam etmekte ve nice canlar yanmaktadır işte en bariz örnek 3 Kasım 1996 günü T.C. mafya, çete, emniyet ve devletin içiçe çalıştıĝını ortaya çıkaran Susurluk kazasıdır. Üzerinden üç sene gibi bir zaman geçtiĝi halde Kemalistler bu çeteyi çözemediler, çözmek istemediler. Kendilerinin ifadelerine göre zaten bu Susurluk olayını kimse çözemez. Neden? Çünkü ipin ucunda kendileri vardır da ondan. Cumhuriyetlerinin pislikleri ve yaptıkları zülümler bir bir ortaya çikacak ta ondan!

25- Yine basın ve yayınlarının resmi rakamlarına göre 1996 yılında 71 faili mechul cinayet, 207 gözaltında kayıp, 181 işkence ve gözaltında ölüm hadisesi olmuştur. 1997 yılında ise 32 faili-mechul, 48 işkence altında ölüm, 28 kişi cezaevinde aĝır şartlar nedeniyle ölüm, 73 kayıp hadisesi vuku bulmuştur. Yine aynı şekilde 500 den fazla Kur’an Kursu rejimin polisleri tarafından basılmış ve kurslardan 300 den fazlasının kapısına kara kilit vurulmuştur.  1998 yılının ilk altı ayında ise 87 faili mechul, 19 göz altında ölüm, 13 kayıp ve 5 kişi de cezaevindeki kötü şartlar nedeniyle ölüm hadisesi olmuştur ve bu rakamlarının da artması beklenmekte.

26- Sadece Allah’ın emrini yerine getirmek için başlarını örten kız talebeler okullara alınmamıştır. Çok sayıda öĝretmen de başörtülü oldukları için işten atılmışlardır. Yine çok sayıda başörtülü öĝretmen hakkında da soruşturma açılmıştır.

27- Peygamberin sünneti olan sarıĝı başlarına taktıkları için son zamanlardan tutuklanan ve haklarında soruşturma açılanların sayısı binlerle ifade edilmektedir. Bütün bunlardan sonra şunu şöyle söyleyebiliriz.

Türkiyede her kötülük kemalizmden kaynaklanmaktadır. Artık yapılan zülümler tahammul edilmeyecek dereceye yükselmiştir. Hem kürd insanı ve hem de türk insanının sabrı taşmış bu zülme bir son vermek için patlama noktasına gelerek kendisini göstermektedir. İşte her taraftan yapılan bu protestolar bunun en bariz bir örneĝidir. Kurtuluşun tek çıkar yolu hakkı sahibine iade, idarei ehline vermektir. Yoksa bir İslam ülkesinde ve İslam toprakları üzerinde ne kafir bir ve ne de zalim bir idare payıdar olamaz ve ebedi kalamaz  Her gün yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya silah zoruyla ve baskı rejimiyle milletimize giydirilmek istenilen inkılab elbiselerini fırsat bulan bu ümmet tarihin çöplüĝüne atacaktır ve atmıştır da. Zira Ümmete yakışan İslam kıyafeti ve Şeriat ve Kur’an’dır. Çünkü bu millet müslümandır, müslümanı ise ancak müslüman idare eder. Keza onun hükümeti müslüman ve İslam anayasası Kur’an kanunu Şeriattır. İşte ümmet adına davamız ve kimliĝimiz budur, iddiamız budur, bu topraklar bizimdir ve bizim hakkımızdır, bütün müslümanların hakkıdır. Her müslüman ve her kururluş bu davaya katılacak ve böyle bir talebte bulunacaktır ve bu aynı zamanda kendisine farzdır, her müslümana farzdır, susması haramdır.  Ve bu hakkı kimse kimseye devredemez, müşterek ecdat mirasıdır. Velhasıl bu topraklar Ümmet-i Muhammed’indir, bizler de vekili olarak davayı üstlenmişizdir. Dava dilekçesinde de belirtildiĝi gibi Şer’an ve hukuken istenilen iki şey;

1- Topraklarımızın ve kimliĝimizin geri alınması
2- Mücrim ve mutecavizlerin tecziyesi (cezalandırılması).

İşte bu davamız dünya efkarı Umumiyesine duyuruyor ve sonuna kadar takipçisi olacaĝımızı ilan ediyoruz. Hiç şüphesiz zafer er-geç müslümanlarındır.