KURAN-l KERÎMDEN KAVRAMLAR: TAĞÛT  
                                                                                              Hasan AZAD
  

Rahman ve Rahim olan Allah‘ın adıyla!                                        
Ta-ğa- Yatği-
kökünden gelen ve masdarı olan -Tağut- kelimesi, haddi tecavüz etmek, sınırı aşmak ve isyan ve düşmanlıkta da fazla ileri gitmek demektir. Dil bilimci Sibeveyhi, Tağut‘un hem tekil ve hem de çoğul manasında olup, eril ve cins isim olduğunu söylemektedir. El-Müberrid ise, bunun çoğul olduğunu beyan etmektedir.
Tefsir-ul Kebir ya da Mefatih-ul Ğayb adlı tefsirin yazarı olan Allame Fahreddin Razi,  Tağut kelimesinin manası konusunda müfessirlerin 5 kısıma ayrıldıklarını beyan etmektedir:
1- Ömer, Mücahid ve Kutade gibi müfessirler, Tağutun şeytan anlamına geldiğini söylemişlerdir.
2- Said bin Cübeyr, Kahin manasına geldiğini dile getirmiştir.
3- Ebu Aliye, Sihirbaz olduğunu demiştir.
4- Bazıları, Tağut‘un, Putlar anlamına geldiğini söylemişlerdir.
5- Diğer bazıları da, Tağutun; insan ve cinlerden azgın olan ve haddi aşan kimseler anlamına geldiği konusunda görüşlerini beyan etmişlerdir.
Celaleyn Tefsirinde Tağut kelimesi; tekil ve çoğul olup, şeytan ve putlar anlamına geldiği yazılıdır.
Îbn-i Kesir, Tağutun; Allah‘ın dışında tapınılan her şey; put, tahta, taş, şeytan v.b. gibi şeyler anlamına geldğini nakletmiştir.
Kurtubi Tefsiri
de, diğer müfessirler ile hemem hemen aynı görüşü paylaşmaktadır. Îmam Kurtubi, Tağut kelimesinin, haddi tecavüz edenler anlamını taşıdığını ve dolayısiyla, Allahın emirlerini hiçe sayıp, tecavüz eden kimselere şamil olacağını düşünmektedir.
Kur‘an-ı Kerim‘in 8 ayetinde Tağut kelimesi ve 43 ayetinde de masdar ya da fiil kökünden türeyen kelimeler geçmektedir. Kutsal Kitapta geçen ayetlere bir göz atmak, Îslamın iyi anlaşılması hususunda müslümanlara aydınlatıcı bir rol oyaniyacağına inanıldığı için, faydalı olacaktır.

„ Kim Tağutu inkar edip, Allaha inanırsa, kopmayan sağlam kulpa sarılmıştır. Allah işitir ve bilir. Allah inanaların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Înkar edenlerin dostları da Tağuttur, onları nurdan karanlıklara götürür.„ Bakara- 256-257

„Kendilerine kitaptan nasip verilenleri görmedin mi? Batıl (Sihir) ve Tağutlara iman ediyorlar, sonra da Kafirler için: „Bunlar, Allaha iman edenlerden daha doğru yoldadır“ diyorlar! Sana ve senden önce indirilenlere inanadıklarını ileri sürenleri gärmedin mi? Tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tağutun önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor. Îman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise Tağutun yolunda savaşırlar. Şüphesiz şeytanın kurduğu düzen zayıftır. „ Nisa- 51, 60, 76
„De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allahın lanetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar çıkardığı kimseler. Îşte bunlar, yeri daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış olanlardır.“ Maide- 60
„Andolsun ki biz, “ Allaha kulluk edin ve Tağuttan sakının „ diye her ümmete bir peygamber gönderdik.“ Nahl / 36
„Tağuta kulluk etmekten sakınıp, Allaha doğru yönelenlere müjde vardır. Zümer- 17       Kur‘an-ı Kerim‘den aktardığımız yukarıdaki ayetlerden açık ve net bir şekilde görülüyor ki, Tağut; anlam itibariyle, Allahın dışında tapınılan her şey için geçmektedir. Însanların yaşamlarına yön veren; siyasal, sosyal ve ekonomik sahada Allahın kanun ve şeriatına aykırılık arz eden her türlü değer ve ölçülerdir. Genel olarak Tağut, halkı müslüman olan ülkelerde Allahın hükümlerinin yerine, beşeri kanunları yürülüğe koyarak, kendi heva ve heveslerine göre, insanların hayatlarına yön veren idareciler için söz konusudur. Însanların yaşamlarına yön veren hüküm veya kanunlar denildiğinde, Îslamın dışındaki her türlü beşeri ve yapay sistemler olarak karşımıza çıkmaktadır. O halde genelde dünyada, özelde de halkı müslüman olan bir çok ülkede hüküm sürmekte olan Kapitalist ve Sosyalist idareler, Allahın kanun ve nizamının dışında kalan idareler Tağuti düzenlerdir. Bu Tağuti rejimler, Îslam dışı olduklarından dolayı, müslümanların bu sistemleri teorik veya pratik sahada desteklediği anda, kendi imanını Allahın nezdinde kaybedeceğini bize Kuran-ı Kerim beyan etmektedir. Însan kılığındaki günümüzün modern Tağûtları, heva ve heveslere dayalı zulüm düzenlerini korumak için, müslümanların düşecekleri tuzaklarını hazırlıyorlar. Böylece müslümanlardan bilgisiz olanlar kendilerinin oyunlarına geliyor ve farkında olmadan Îslam dininin yerine, beşeri ideolojileri kabullenir bir konuma giriyorlar. Halkı müslüman olan ülkelerin, idareyi elinde tutan yöneticilerinin, Firavunun, özellikle Îsrailoğullarını daha rahat bir şekilde idare edebilmek için, halkı çeşitli fırka ve gruplara ayırdığı yönteminin benzerini, çok partili veya demokratik yönetim anlayışı çerçevesinde yürürlüğe koyduklarını müşahede etmekteyiz. Kuran-ı Kerim şöyle buyuruyor: “ Firavun, (Mısır) toprağında azmış, halkını çeşitli fırkalara bölmüştü. (Kasas- 4)    
Egemenliği ellerinde bulunan Sömürgeci ve zalim güçler, halktan gelecek her türlü isyan ve tepkileri bastırmak ve kendi hakimiyetlerini de ezilenlerin üzerinde sürdürmek için kendilerinin adlandırdıkları çok partili yönetim veya demokratik idare tarzı,  halkın birlik ve beraberliğini bozmak için ileri sürülen zulüm sistemleridir. Bu sistemler, halkın huzur ve refahını yükseltmek bir yana, bilakis halkın elit (seçkin ve zengin) tabakasının refah seviyesini artırmaktan başka hiç bir şeye yaramamaktadırlar.
Îslamın dışında şekillenen ve halka kurtarıcı olarak sunulan tüm beşeri ideolojiler, Allahın Kitap ve yasalarına karşı olan birer Tağuti sistemlerdir. Bütün inananların, bu sistemleri tanımaları ve onların düzenlerini güçlendirecek her türlü davranıştan çekinmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, inancın gereği yerine getirilemediğinden ötürü, Îslamın dairesinin dışına cıkılmış sayılır.
Kuranda kıssaları geçen peygamberlerin hayatlarına baktığımız zaman, cahiliye ve azgınlıkta haddi aşan toplumun elebaşlarının, yeryüzünde fitne çıkardıktan sonra, Allahın emirlerine karşı geldiklerini ve Peygamberlerin böyle bir ortamda, yüce Allah tarafından gönderildiğine dikkat çekiliyor. Tebliğden sonra şirk ve tevhid, küfür ve imanın bir birinden ayrılmasına sıra geliyor ve beşeri idarenin hakimiyetine karşı isyan etmek iman edenin şartı sayılıyor.

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Göğü Allah yükseltti ve mizanı (dengeyi) o koydu. Sakın dengeyi bozmayın” Rahman- 7,8
“ O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Hud-112
“ Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yeyiniz, bu hususta aşırı gitmeyiniz! Sonra sizi gazabım çarpar. Her kim ki kendisine gazabım çarparsa, gerçekten o, yıkılıp gitmiştir.” Ta Ha- 81
„Firavuna git! Çünkü o azdı. Azana  ve dünya hayatını ahirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır.” (Nazi’at- 17, 37,38,39)
“Kazıklar (ordular) sahibi Firavuna! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Fecr/11           
“ Dediler ki (Musa ve Harun) : Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından  yahut azmasından endişe ediyoruz.” Ta Ha- 45
“ Daha önce de çok zalim ve pek azgın olan Nuh kavmini ( helak etmişti).” Necm- 52 Yukarıda Kuranın bir çok ayetinin bu konu ile ilgili olarak nazil olduğunu aktarmıştık. Bu konu ile ilgili olarak Tağut kelimesinin kendisinden türediği  Tağa yatğa ve Tuğyan kelimelerinin geçtiği ayetler; genel olarak haddi aşmak ve Allahın emirlerine karşı isyan etmek anlamlarını taşımaktadırlar.