ULUSAL MÜCADELEDE ÇOK YÖNLÜLÜK AZ ÖRGUTLÜLÜK   
                                                                                                      Ömer F. Kurni

Zamanın birinde Amerikaya okumaya giden öğrencilere Amerikalı bir Üniversite Profesörü aşağıdaki tespiti yapıp, ardından da bir nasihat vermiş. Benim burada yazmak istediklerimin daha rahat anlaşılması için bu misali pür dikkat okumanızı tavsiye ederim.  Zira Kürd halkının bu misalden alacak çok büyük bir ders vardır

Ne demiş bizim amerikalı  profesör? O zamanın tabiri ile genellikle üçüncü dünya veya geri kalmış ülkelerden gelen öğrencilerinden  neyi tespit etmiş? Amerikalı Professor yaptığı araştırmalar neticesinde yukarıda adı geçen ülkelerden gelen öğrencilerin hemen hemen tamamı üç ana dal dışında başka dallarda eğitim görmemektedir. Bunlar hepimzin de malumu TIP, MÜHENDİZLİK  ve HUKUK. O dönemde aynı üniversitede 48 dalda değişik eğitim verilmekteymiş. Bu sadece bu üniversitede okutulan dallardır. Oysa Amerika gibi bir ülkede 800 civarında dalda egitim verilir. Ama diğer üniversitelerde de durum tıpı tıpına aynı. Yani fakir dediğimiz Afrika, Güney Amerika, Japonya dışındaki diger asya ülkeleri ve tabiki fakir oldularına göre, buna tüm müslüman dediğimiz ülkeler de  bu gruba dahildir.

Amerikalı Profesör bu manzara karşısında hayerete düşmüş ve bu ülkelerden gelen öğrenciler arasında bir anket yapmış ve bu ankette öğrencilerin okudukları dalları nasıl seçtiklerini sormuş. Anket sonuçları karşısında daha da büyük hayretlere kapılmış ve bazı öğrencilerini de yanına alarak onlarla anket sonuçlarını değerlendirmiş ve ankette çıkan sonuç şöyle: Bütün öğrenciler okumak için seçtikleri dalları kendi kabiliyet ve yetenekleri öyle istedi diye kesinlikle seçmemişler ve sadece tanıdıklarının, akrabalarının, veya rakip aşiretlerin okudukları dalları okumak için seçmişler ve nihayetinde sadece formal olarak Doktor, Mühendiz veyahutta Avukat olmak için okumaktadırlar. Hatta işin çok ilginç tarafı, sırf Avukat olmak için Amerikan yasaları doğrultusunda hukuk okuyup da ülkelerine  döndüklerinde kendi hukuklarını hiç bilmedikleri  gibi  sadece Avukatlık sıfatıyla dolaşıp işe dahi yaramamaktadır gördükleri eğitim. Üstelik ta Amerikalara okumak için giden öğrenclerin büyük bir kısmı devlet tarafından verilen burslarla oralarda okumakta ve devleti dolayısla halkı büyük külfetler altına sokmaktadırlar. Amerikalı Profesör oturmuş ve öğncilerine şu tavsiyeyi yapmış:

‘Sizler halkınızın sırtından geçinip büyük emekler sarfederek ta amerikaya okumaya geliyorsunuz. Fakat görüyorumki hepiniz okulu bitirseniz dahi eli boş olarak geri döneceksiniz ve tekrar orada halkın sırtında kambur olacaksınız. Kendi ülkenizde Doktorlardan, Avukatlardan, Mühendizlerden geçilmemektedir. Bu tür meslek sahibi kişiler ancak tüketici olur. Yine gidip halkınıza katma deger üreteceğinize, onların ceplerinde ki son kuruşları da alacaksınız. Ülkenizin geri kalmışlığını tek sebebi de budur işte. Sizler siyasi bilimler, ekonomi, işletme, toplumbilimleri, üretim ve degerlendirme uzmanlığı gibi halk nazarında belki pek preztiji olmayan, fakat ülke ekonomisinin kalkınmasında motor gücü olacak dallar okumalısınız. Eger bunu yapmaz iseniz, sizler hep batıya gelecek, halklarınız sefil olacak, ülkelerniz de hep böyle geri kalacaklardır.’ demiş. Demiş de ne olmuş. Bu olay üzerinde eli yıldan fazla zaman geimesine rağmen değişen bir şe olmamış.....

Bilmem anlatabildim. Herhalde anlaşılmayacak tarafı yoktur bu vahim olayın. Şimdi bu misalden hareketle, Kürdistan Ulusal hareketinde çok yönlülük adlı başlığımıza gelelim. Eger Kürd hareketini az çok biliyorsanız Allah aşkına bir oturun ve kısa bir değerlendirme yapınız. Ortadoğunun en büyük halkı olan Kürd halkı nüfus itibarıyla 40. Milyon civarındadır. Dört ülke tarafında paylaşılmış toprağı ise Fransa büyüklüğünde olup 540.000 m2 dir. Tam yüz yıla aşkın bir bağımsıylık mücadelesi verilmektedir. Sayıldığı kadar irili ufaklı 40 isyan olmuştur.  Ne tuhaftır ki bu isyanların tümü de hezimetle sona ermiştir. Ve yine ne tuhaftır ki her yenilgiden sonra zerre kadar ders alınmamış ve gerekli tedbirler konulmamıştır. Bütün baskı ve haksızlıklara karşı da Kürd halkının mücadele aşkı azalmamış, bilaks artarak çoğalmıştır. Bu bir gerçektir.

Varmak istediğim esas nokta şudur: Kürd halkı mücadele adına 100 yıl önce ne gördüyse, ne duyduysa ne öğrendi ise onu halen devam ettirmektedir. Maalesef günümüzde mücadele sürdüren örgütler de halen anyı tavır ve davranışlar içerisindedirler. Bakıyoruz tüm Kürdistanda bu gün itbariyla değişik fraksiyon ve yelpazede yer alan 40’ dan fazla siyasi örgüt mevcuttur. Kokoca Amerikayı, ki her şey yerli yerine oturmuş, sadece parti idare etmekte, ve ülkenin kaderini tayın etmektedir. Bu dünyanın modern tüm ülkelerinde aynıdır. Geri kalmış ülkelerde örneğin Bangladeş ve ya Hindistanda bize benzer bir tablo arzeder ve parti sayısı oralarda 40 –50 civarındadır. Neticesini de görüyoruz.

Bütün dünyada dört ana fikir mevcuttur. Bunlar sağ, sol, liberal ve dinci istkametlerdir. Geriye bir kaç aşırı uc kalır, fakat modern ülkelerde bunlara hiç itibar edilmez.
Dünyada hal böyle iken, bizdeki bu çok örgütlülüğe ne demeli. Yani Kürdler  arasında ki fikir yelpazesi dünyanınkinden daha da mı geniş ve zengin? Neden bizim diğerlerine rağmen daha fazla partiye ve örgüte ihtiyacımız var? Neden bizim örgütlerimiz birbirlerinden o derece farklı ve uzak?  Bizler de diger uluslar gibi 4 veya 5 partiyle işimizi bitiremezmiyiz? Bize neden o kadar fazla parti ve örgüt gerekli?

Bence bize hiç de o kadar parti ve örgüt gerekli değildir. Bizler yukarıda Amerikalı profesörün misalinde olduğu gibi alışkanlıktan hareket ediyor ve ulusumuzun menfaatini değil, sadece kendi kişisel menfaatimizi ön planda tutuyoruz. Falanın partisi var, benim niye olmasın. Filan örgütü var, hemen ben de bir tane kurayım. Ben ondan aşağı değilim deyip, bir araya geleceğimize ayrı ayrı örgütler kurup, kendi kurduğumuz örgütlerimizi birbirine saldırtıp, bu halkı ortalıkda rezil ve perişan ediyoruz. Düşünün bir ülke dahi olmamış bir toplumda 40’ dan fazla örgüt ve parti varsa, bu örgütlerin hepsine insan malzemesi gerekmektedir. Bundan dolayı da sadece kafa adedine göre hareket edip, annemizi, babamızı, dedelerimizi, nenelerimizi, torunlarımızı vasıflı olsun olmasın, kabiliyetleri parti ve örgüt yapısına müsait olsun olmasın, hepsini kendi partimize ve örgütümüze çeker ve  onları örgütlü yaparız. Hatta benim veya başkasının örgütünde olmayanları da örgütlemek için bir kamufle edilmiş yan örgüt kurarak ortada kalanları da örgütlemek için tehdit veya desise ile kendimize çekeriz. Bütün bunlara rağmen direnen olursa, ajan ilan eder, tehditler savurur ve baskı yaparız. Eger bununla da hedefe ulaşamıyorsak, örgütsüz kalmaması için ortadan kaldırırz. Zira bizim örgütlülükten yegane gayemiz, her Kürdün  belli bir örgütte yer alıp şucu veya bucu olmasıdır. Yani bundan da rahatlıkla anlaşılıyor ki, örgüt kurmaktan maksadımız, Kürd halkına hizmet etmek değil, sadece kendi nefisimizi tatmin etmek amacıyal insan avına çıkıp, benimkiler seninkilerden daha fazladır tutkusunu yerine getirmektir.

Yani 40 milyonluk Kürd halkı, ya 40 dan fazla olan örgüt tarafından taksim edilmiştir, veyahutta bundan korktukları için Kürdistanı işgal eden devletlerin kucağına itilmişlerdir. Kürd halkı arasında değişik yönde siyasi olamayan daha çok ilmi, sanatsal, sportiv, ticari, parti ve örgütler üstü birlikteliklerin oluşmasına, onların kendi başına hareket etmesine fırsat verilmemiştir. Oysa Kürd halkının en az ulusal Kurtuluş mücadelesi veren örgütler kadar bu gibi örgütlenmelere de şiddetle ve acilen ihtiyacı vardır. Eger bir örgüt olarak bunun farkında değil ve bu olguyu desteklemeyip engelliyorsak, kime hizmet ettiğimizi yeniden gözden geçirmeli ve bu bağlamda yeniden oturup düşünmeliyiz. Modern toplumlarda kalkınamanın ve insan refahının en önemli katmanları, siyasi parti üstü tarafsız kuruluşlardır. Çünkü benim örgütüme bağlı olursa, benim gibi düşünür ve benim hatalarımı yanlışlarımı göremez. Görse de eleştiremez. Oysa eleştiri almayan kişi ve kuruluşlar aynı razlar üzerinde hep doğru ve tek istikamete giden Trene benzer. Bu da tren yolunun bir gün bitmesi anlamına gelir. O zaman geri dönüş yoktur....

Bizler PİK mensupları olarak diyoruz ki. Kürd halkı diger halklar gibi çok yönlü bir halktır. Bu halk arasında her türlü görüş ve kabiliyetlere sahip olan insanlar vardır. Hepsinin de aynı çatı altında biraraya gelip illa da aynı görüşleri paylaşması gerekmez. Örgüt ve parti dışında da birliklerin ve grupların oluşması ve dünyaya pencerelerini açması gerekir. Zira örgüt olarak pencerelerimiz ekseriyetle ve zaruri olarak da ülkemiz olan Kürdistan’a yöneliktir.

Çok yönlülükten kasdımız, çok partlilik ve çok örgütlülük değildir. Tam tersine az örgütlülük ve çok sesliliktir. Eger bunu başarırsak, o zaman tarihden ders alır ve 41. isyanı başarı ile neticelendiririz. Kürd halkının şimdiden  başlayıp kulaklarını ve gözlerini sadece siyasi parti ve örgütlere değil, çok daha tesirli olan ticari, sanatsal, sportiv ilmi vs. birlikteliklere ve olgunlaşmalara diksin. Herkes mutlaka partili olacak diye bir kaide yoktur Ama hekes bu halkın kurtulması için mücadele etmek zorundadır. Mücadele etme sadece siyasi örgüt ve partilerden geçmez.....Allahın Selamı siz mü’minlerin üzerine olsun.