Kürdçe Alfabe üzerine birkaç söz!
                                                         
M. Nureddin

Hepimizin malumudur ki; kürd alfabesi, büyük kürd insanı Celadet Bedirhan bey tarafından yazılmıştır. Bu büyük zata herkesin olduğu gibi bizim de saygımız vardır. Kürd alfabesi konusunda, bir kaç söz söylerken, amacım onu eleştirmek ya da o’na saygısızlık etmek değil, ancak günün şartlarını göz önünde bulundurduğumuz zaman, bu alfabede bazı noksanlıklara rastlıyoruz. Günümüz bilgisayar dünyası, internet dünyasıdır. Artık dünya küçülmüştür, raf raf kitablara, dosyalara gazetelere ve dergilere ihtiyaç kalmaz hale gelmiştir. Küçücük bir CD. dünyalarca kitabı ve bilgiyi ihtiva etmektedir, geçin bilgisayar ekranının karşısına, bir anda dünyaları görürsünüz. Ancak bizim için, bu günkü alfabe ile bu hazineden rahatlıkla istifade etmemiz mümkün değildir. Ayrıca bazı kelimeleri de bu harflerle yazmak da imkansızdır. Bu yazımda bu konu üzerinde detaylı durmayacağım. Bir kaç yazar ve aydınlarımızla da görüştüm bu konuyu, herkes bu dertten şikayetçi ama kimse bir türlü altından çıkamıyor. Bu güne kadar binlerce kitab yazılmış, binlerce insan bu alfabeyi ezberlemiş bununla okumakta ve bununla yazmakta, bunları ne yapalım diye dert yanmaktalar.

Peki ne yapmalı?...... Kürt dilinin Avrupa diliyle benzerlik gösterdiğini hepimiz biliyoruz, neden alfabelerimiz de birbirine benzemesin?

Kürdçe konuşurken, hiç asimile olmamış Botan bölgesi Lehçesini de göz önünde bulundurursak, göreceğiz ki bir çok kelimeyi yanlış yazdığımız için yanlış da okuyoruz. Burada, günümüzün daktilo ve bilgisayar tastaturunu da göz önünde bulundursak, göreceğiz ki, dünyanın her tarafında bu alfabeyle kürdçe yazı yazmak imkansızdır. Bir çok yazarımızın da dediği gibi, eğer alfabemiz üzerinde küçücük bir değişiklik yaparsak, artık çöpten de bir daktilo alırsanız onunla kürdçe yazabileceksiniz. Maksadımız bütün alfabe üzerinde bir değişiklik yapmak değil, sadece birkaç harf: Ç, Ê, Î, Ş, Û, X ve bir de alfabemizde bulunmayan ince (K) ve ince (P) harfleri. Bir kaç örnekle bunu izah etmeye çalışalım. Büyük zat manasına gelen - PÎR - ile yaşlı manasına gelen -PÎR- kelimelerini nasıl ayırtedeceksiniz? Parçalamak manasına gelen - Ker - (kerîkirin) ile, eşek manasına gelen - Ker – ve bugün yazarlarımızın çoğunun yazdığı gibi sağır manasına gelen - ker -‚ ile eşek anlamında – ker - ya da - ka - ? (hani) - ka - (saman)ı nasıl anlayacaksınız?

Geçenlerde kürdçe ders veren bir okulu ziyaret ettim, baktımki Mamosta ( per – bask ), ( pere-para ) yi, (kûçik-köpek) ile (kuçik-ocax) ı aynı yazmakta, bunların çoğulunu yaz dedim, yazdı. Perên me (paralarımız) Perên me (kanatlarımız) hakeza Pir (köprü) pir (çok), yine aynı şekilde yazıldı. Sordum yazıda bunları nasıl farkedeceğiz ? İşimiz Allah’a kalmış diyor. Şöyle yazsak dedim pirr (çok), pir (köprü); perrên me (kanat) perên me (para). Yani hiç olmazsa bazılarını iki ( R ) ile yazalım yoksa anlamak mümkün değil.
Sadece bu mu ? Herî (yün), herî (çamur) gibi daha nice yüzlerce kelime çıkar. Hele hele şapkalı - Î - ile noktalı - İ - nın, okuyucu üzerinde gösterdiği zorluk hepimizin malumudur. Özellikle el yazılarında yada yazıyı biraz uzaktan okuduğunuzda, bu zorluk daha da büyür.

Dünyanın bir çok ülkesinde özellikle ingilizce, almanca alfabelerinde - H - harfi inceltmek için, ya da uzatmak için kullanılır. Bir başka harfle beraber geldiği zaman ise, ses değişikliği yapar, Misal : Almancada - H - harfî bazen uzatmak için, mesela Bahnof (gar) kelimesinde -H- harfî okunmaz sadece - A - harfini uzatır. - C - ile beraber geldiğinde de, bazen kürdçedeki - X - harfî, bazen de - Ç - harfini çıkarır. İngilizcede çoğu zaman ses değişikliği için gelir.
Mesela: - S - ile beraber (sh) gelirse kürdçe ve türkçede ki - Ş - harfi olarak okunur, - C - ile (ch) geldiğinde de, - Ç - harfi olur. Biz de, bazı değişiklik yapabiliriz ki, ve bence de yapmalıyız. Bu yazımı PIK. Cudi dergisinde (Eylül-99) yayınladığımızda bazı telefonlar aldım. Beni Celadet Bedırhan Beye saygısızlıkla suçladılar. İnanıyorum ki, eğer bugün Celadet Bey de sağ olsaydı, bu alfabeyi yazmazdı. Kemalistlerin her işte Atatürk ilke ve inkılablarının arkasına sığındığı gibi, bizim de herşey için bazı insan ve kuruluşların himayesine sığınarak gerçeklere karşı çıkmamız ne kadar doğru olabilir?

Önereceğim değişiklikleri sıra ile örneklerle izah edelim.

Ç = İngilizcede olduğu gibi - C - harfinin yanına - H - harfini koyarsak ( ch ) - Ç - olarak okuyabiliriz. Çarşem (Charşem), Çira (Chira), çima (chima) , çay (chay), çol ( chol)) gibi.

Ê = ei - olarak yazabiliriz, yalnız - e - ya da yalnız - i - harflerinin ortak sesi olarak çıkar. Misal: Ehmedê Xanî yerine (Ehmedei Xanî) olabilir. Hêşînayî: (Heişinayî), Zerê :( Zerei) gibi,

Î = harfinin - Y - sesini çıkardğını hepimiz biliriz. Îman, Îşev, Îsal gibi kelimelerini telaffuz ettiğiniz zaman istemeyerekte olsa, - Y - harfini çıkarmış olursunuz. Normal olarak – İ -
harfinin yanına bir - Y - harfini koyarsanız, bu kelimeyi rahatlıka söyleyebilirsiniz. Îman, Îşev, Îsal yerine: (İyman, İyşev, İysal) olarak okumak mümkündür. Böylece hem harf şapkasından kurtulmuş olur, hem de rahatlıkla - I - ile - Î - harflerini de ayırtedebilirsiniz. Özellikle el yazılarında - İ - harfi ile - Î - harfinin ayırtedilmesi okuyucuya bayağı zor gelir, bu hepimizin malumudur.

Ayrıca bugünkü yazarlarımız, - Î - harfinden sonra - Y - harfi geldiği zaman, - Î - nin üstünden şapkayı kaldırıyorlar, örnek: azadî, serfirazî, belengazî, rûreşî. Bu kelimelerin arkasına - Y - harfi geldiğinde -Î- nin üzerinden şapkayı kaldırıp, azadiya me, serfiraziya me, belengaziya me, rûreşiya me, şeklinde yazıyorlar. Peki neden? Çünkü -Î- harfinin sesi zaten -Y- harfinde mevcuttur, artık -İ- nin üzerine şapka koymaya ne lüzum var?

Ayrıca bunlar ve bunlara benzer kelimeler iki şekilde yazılmış olur, bazen şapka ile, bazen de nokta ile. Halbuki her zaman - İ - nın yanına - Y - harfini koyarsak, hem - İ - ile - Î - nin okunması açısından zorluk çekmeyiz, hemde yukarıda yazdığımız ve yazamadığımız daha bir çok kürdçe kelimeleri her zaman aynı şekilde yazmış oluruz.

Ş = harfini de bir çok milletin yaptığı gibi, - S - harfinin yanına - H - harfini koymamız gerek. Şîn: (Shîn), Şahî: (Shaî), Şah: (Shah) gibi.

Û = harfinin çıkardığı sesi, hemen hemen bütün dünya şapkasız - U - harfi ile çıkarır, yani bütün dünyada - U - (şapkasız), bizde ise - Û - (şapkalı), halbuki biz de bunu normal olarak, her kesin okuduğu gibi - U - olarak okuyabilirz, ancak kürdçedeki (-Ü- ve -Ö- harflerinin ortak sesini veren) - U - yerine de noktalı - U - yani; ( Ü ) harfini kullanabiliriz.
Günd, kürd, küçik, gühertin, kü, gibi. Hem bütün Kurdistan nüfusunun % 50 sinden fazlasına sahip Kuzey Kurdistan insanı, bu sese çok alışkındır ve zaten bugün latin alfabeyi kullanan tek parça da burasıdır, hem de kullandığımız bütün bilgisayar ve daktilolarda bu harf mevcuttur. Neden şapkalı -U- ( Û ) yu yazmak için kendimizi program değişikliğine zorluyoruz? Ayrıca bir yazıyı bir yerden başka bir yere gönderdiğimizde de, yine aynı zorluklarla karşılaşıyoruz. Özellikle ingilizce alfabesine adapte olan programlarda, misal emaillerde!..

X = Bu harf dünya dilinde ( x : iks ) olarak okunsa da biz bunu normalde - X - olarak okuyabiliriz, ses değişikliği olsa da, bilgisayar aleminde bize bir zorluk çıkarmaz. Gerçi ingilizcede bu ses - kh - harflerinin birleşimiyle sağlanır ve bazı yazarlarımız bunu (yani kh.) X yerine kullanıyorlarsa da, ( Xalid = Khalid gibi ) biz (h) harfinin bir başka harf ile olan birleşimini ince - P - ile ince -K- harfleri için kullanmak istiyoruz. İşin ilginç tarafı Celadet Bedirhan Bey’in kürd alfabesine koymadığı iki harf (ses) var ki bu ses ile yazılan ve telaffuz edilen çok kelime var kürd dilinde. Bu sesleri belirtecek harf bulamadığımız zaman işin içinden çıkamayız. Bu harfler ise ince - K - ve ince - P - harfleridir.

İnce ( P ) ve ince ( K ) sesleri: Kanaatimizce bu harfleri yazarken ( P ) ve ( K ) harflerinin yanına bir ( H ) harfini koymak lazım, çünkü ( H ) harfi sesi inceltir. Eğer farklı manalarda kullanılan kelimeleri yazı dilinde de ayırt edecek bir işaret koymazsak cümle içinde yanlış mefhumlara yol açar, misal olarak birine ker (sağır) anlamında bir şey yazarsanız, yazı dilinde bunun ker (sağır) mı yoksa ker (eşek) mi anlamında olduğunu anlayamazsınız.

Şimdi bazı kelimelerin bu günkü alfabe ile nasıl yazıldığını ve bizce nasıl yazılması gerektiğini birkaç örnekle açıklayalım.

Bugünkü kurallarla........... Bizce
ka = saman kha
ka = hani – nerede ? ka
kir = etmek (kirin) khir
kir = kulağı küçük olan Kirr (iki R)
kêlek = yan taraf kêlek
kêlik = mezar taşı khêlık
kerî = koyun sürüsü kheri
kerî – kerîtî =eşeklik kerîtî
ker = sağır kherr
ker = eşek ker
kelem = lahana kelem
kelem = diken khelem
poz = fotoğraf pozu poz
poz = burun phoz
pîr = yaşlı kadın phir
pîr = önder, lider pir
pir = köprü pir
pir = çok pirr
perên me = paralarımız perên me
perên me = kanatlarımız perrên me
pez = koyun phez
parzû = bez süzgeç pharzu
piçuk = küçük phiçuk
pîvaz = soğan phîvaz
pîrozkirin = tebrik etmek phirozkırın
penêr = peynir phenêr
pahîz = sonbahar phahiz
ve daha bu harflerin dışında iki harfle yazılmadığı için anlam bakımından biribirinden ayırt edilemeyen birçok kelimeler. Mesela :

Herî = yün heri
Herî = çamur herri
Misalleri çoğaltabiliriz fakat bizce gereği yoktur, zira istiyenler bir kürdçe sözlük alsın baksın görecektir ki ayrı mana ifade ettikleri halde birbirinin aynısı yazılan birçok kelime mevcuttur. Herkesbilir ki bu alfabe ile kürdçeyi yazmak mümküm değil, ancak bazıları neden ben yapmadım deyip zorluk çıkarmaya çalışıyorlar oysa gerçekler kimden gelirse gelsin kabul edilmelidir.

Bu şekilde kabul ettiğimiz takdirde kürdçe alfabesi ( 27 ) si tek harf ( 6 ) sı çift harften olmak üzere toplam ( 33 ) harften ibaret olur.

Dünya’nın, özellikle Avrupa’nın ortak bir alfabesi vardır, o da, şu harflerden ibarettir:

A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z ( toplam 26 harf ),(ancak bazı alfabelerde - Ü – harfi var mesela almancada ) geri kalan harfleri de herkes kendi diline göre ihtiyacı olan harfleri ilave etmiştir, çoğu da ayrı bir harf yerine iki harfi, bazı kelimelerde ise dört harfi bir araya getirip ona bir ses veriyorlar, (mesela almanlar; - tsch - harfleri ile kürdçedeki - Ç - harfini, - sch -ile - Ş - harfini - ch- ile bazen - Ç - bazen de - X - harfini seslendirirler. Ingilizcede sh: ş, ch: ç, kh: x harfinin sesini verir.) bir araya getirip ona bir ses veriyorlar.

Bu durumda kürdçe alfabeyi şu şekilde sıralayabiliriz. A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U Ü V W X Y Z. Îki harften ibaret olanlar da şunlardır. ( Ch : Ç ) ( Ei : Ê ) ( Iy : Î ) ( Kh : ince K ) ( Ph : ince P ) ( Sh : Ş)

Bütün alfabeyi birden değiştirmek çok zordur ama hiç olmazsa şapkalı ( U ) ( Û ) yerine noktalı ( U ) ( Ü ) yı ve ince (P) ile ince ( k ) yi mutlaka kullanmalıyız. Ayrıca ( U ) harfini bütün dünyanın kullandığı gibi normal kendi sesiyle, ( U ) harfine kürdçede verilen sesi ( Ü ) ile çıkartabiliriz. Yukarıdaki misallerde olduğu gibi. (günd, kürd, kürt,) şapkalı ve noktalı ( î - i ) harflerini de bazılarımızın kullandığı gibi noktalı ve noktasız olarak kullanalım. Bu şekilde yazmak hem yazarken ve hem de okurken bize kolaylık sağlayacaktır. 01.09.1999

Tîpên du hilm: L û R :
Yukarda da izah ettiĝim gibi, birçok dilde iki nefesli harflerde bir harf yerine iki harf kullanılıyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde. Misal yemek manasına gelen essen (almanca) kelimesi iki s ile yazılıyor. Biz neden pir (çok) olan kelimeyi iki re ile yazmıyalım? O zaman pir (köprü) kelimesinden daha rahat anlaşılmaz mı? Yani pirr = çok, pir = köprü gibi. Aynı o şekilde ker (eşek) ile ker (saĝır)in de farklı şekilde yazılmalı. Ker (eşek-tek r ile) Kerr (saĝır iki r ile).

Her ne kadar bazı yazılarda cümlelerin gidişatından anlaşılsa da, bazen insan anlamakta zorluk çekiyor. Yazı dilinde birine sen saĝırsın dersen (tu kerî, tek r ile yazıldıĝında) insan ilk etapta „sen eşeksin“ manasını çıkarır, ama iki r ile yazılsa hiçbir karışıklıĝa sebep olmaz.
Tu mirovekî kerr î! Gibi…

Misaller çoĝaltılabilir ama bir düşünceyi ifade etmek için sanırım bu kadar yeterlidir. Gerçi son zamanlarda birçok yazarımız iki nefesli r harfini 2 defa yazarak bu karışıklıĝı önlüyor ama hala eskiye inad edenler de var.
Bir hayıra vesile olması dileĝiyle
Saygılarımla
01.09.1999

M.Nureddin