Malper/Site
Rêbaz/Tüzük
Belavok/Bildiri
Program

Dengê Mezlûma

Hejmar - 36 - 30.07.2005
Hejmar - 35 - 30.06.2005
Hejmar - 34 - 30.05.2005
Hejmar - 33 - 30.03.2005
Hejmar - 32 - 28.01.2005
Hejmar - 31 - 31.12.2004
Hejmar - 30 - 30.11.2004
Hejmar - 29 - 30.10.2004
Hejmar - 28 - 30.09.2004
Hejmar - 27 - 30.06.2004
Hejmar - 26 - 30.03.2004
Hejmar - 25 - 30.02.2004
Hejmar - 24 - 30.12.2004
Hejmar - 23 - 30.06.2003
Hejmar - 22 - 30.12.2002
Hejmar - 21 - 30.10.2002
Hejmar - 20 - 30.06.2002
Hejmar - 19 - 30.05.2002
Hejmar - 18 - 30,04.2002
Hejmar - 17 - 30.03.2002
Hejmar - 16 - 28.02.2002
Hejmar - 15 - 30.01.2002
Hejmar - 14 - 30.12.2001
Hejmar - 13 - 30.11.2001
Hejmar - 12 - 30.10.2001
Hejmar - 11 - 30.09.2001
Hejmar - 10 - 30.08.2001
Hejmar - 09 - 30.07.2001
Hejmar - 08 - 30.06.2001
Hejmar - 07 - 30.05.2001
Hejmar - 06 - 30.04.2001
Hejmar - 05 - 30.03.2001
Hejmar - 04 - 28.02.2001
Hejmar - 03 - 30.01.2001
Hejmar   02   30.10.2000
Hejmar   01   30.06.2000
 

Program

1- Kürd Ulusu ve tarihi durumu:

Kürdler medeniyetin beşiği olarak adlandırılan Mezopotamya’nın en eski halklarından biridir. Tarihte çeşitli devletler, hatta imparatorluk kurmuş ve dünya medeniyetine büyük katkılar sağlamışlardır. Kürdlerin kurduğu devletlerin başında Karduk, Goti, Med ve Mervani var. Kürdlerin ana dili Kürdçedir ve kürdçenin başlıca şiveleri, sorani, gorani, dımılki ve kurmancidır. Kurdistan´ın yüzyıllardır deĝişik devletlerin işgali altında olması, şiveler arasındaki farkın derinleşmesinde en önemli rolü oynamıştır.

Kurdistan´ın yüzölcümü yaklaşık olarak 550.000 km2, nufüsu da yaklaşık olarak 35-40 milyon civarındadır. Kurdistan ilk defa resmen Kasri Şirin (1639) antlaşması ile Farslar ve Osmanlılar arasında ikiye ayrılmışıtır. Osmanlılar döneminde de Kürdler ayrı bir eyalet olarak yaşamlarını sürdürmüşler ve içişlerinde kendi kendilerini yönetmişlerdir. İran ve Osmanlıların arasında 300 yılı aşkın süren savaşlar, Kürdistan topraklarında olmuş ve bu savaşlar Kürdleri politik, sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz etkilemiştir. Fransız ihtilaliyle beraber ulus kavramı öne çıkmış ve başta Avrupa olmak üzere bütün dünyada ulus devlet anlayışı egemen olmaya başlamıştır. Çok uzun bir süre, başka devletlerin işgali altında olan Kürdler arasında ulus devlet anlayışı ve buna baĝlı örgütlenmeler yeteri kadar gelişememiştir. Birinci dünya savaşı akabinde beşe bölünmüş ve sömürgeci devletlerin çıkarlarının bir Kurdistan’a izin vermemesi nedeniyle Kurdistan kurulamamıştır. Özellikle birinci dünya savaşı sonrasında kıskaca alınan Kürdler, kendilerine dayatılan köleliĝi ve işgali kabul etmemişler ve buna karşı çeşitli ayaklanmalarla cevap vermişlerdir. Bu ayaklanmalardan başlıcaları Şeyh Mahmut Berzenci, Şeyh Said, Agirî, Dersim, Qazi Muhammed, Mela Mustefa Barzani serhildanlarıdır. Ama sadece Kurdistan’ın kuzey parçasında irili ufaklı otuza yakın başkaldırı yapılmışıtr.

Dünya devletleri, çıkarlarının bölge devletleriyle uyuşması sebebiyle, bu ayaklanmalara destek vermemiş, hatta bastırılması için Kürdlerin başkaldırdıĝı ülkelere yardım emişlerdir. Halen Kürdlerin özgürlük mücadelesi dört parçada, bütün kurum ve kuruluşlarıyla tüm hızıyla devam etmektedir. Kürdlerin özgürlüĝe olan tutkusu, özgür Kurdistan kuruluncaya kadar dinmeyecektir.


2- Kürtlerin statüsü:
Turkiye:
Türkiyede yaklaşık olarak 25 milyon Kürt yaşamaktadır. Resmi olarak Kürd halkı tanınmamıştır ve Kürdlerin bu ülkede resmi bir statüsü yoktur. Kuzey Kurdistan ve metrepollerde yaklaşık yüzyıldan beridir çeşitli kürdçe dergiler ve gazeteler çıkmakta, ama bu gazetelerin büyük kısmı toplatılmakta ve kapatılmaktadır. Türkiye’de Kürdçe eĝitim veren kurum açmak, Kürdçe Tv, radio, Kürd partisi kurmak, kürdçe isim almak yasaktır.

Irak: Yaklaşık olarak 4-5 milyon Kürd yaşamaktadır. Kürdlerin kendini yönetebildiĝi tek bölge Güney Kurdistan (Irak’ın kuzeyi) dır. Burada resmi dil Kürdçedir. Burada federal bir Kurdistan yönetimi ve devlet yönetimine gerekecek her türlü kurum vardır. Son on yıldır Kürdler burada devletleşme konusunda önemli başarılar elde etmişler, son olarak “Geçici Irak Anayasası’nda Federal bir satüya geçmişlerdir” ancak hala bazı yerleşim yerleri (Kerkük ve diĝer bazı bölgeler) Kurdistan haritasına dahil edilememiştir. Güney Kürdleri “bütün kürd bögelerini Kurdistan haritasına almak ve Baĝımsızlıĝa bir ön adım olan Federal yapıyı güçlendirmek için siyasi mücadelelerine devam ediyorlar, destekliyoruz.

Îran: İranda yaklaşık olarak 8 milyon Kürt yaşamaktadır. Özellikle son yıllarda bu ülkedeki Kürdlere yönelik bir yumuşama olmuştu. Kürdler bu ülkede Türkiye ve Suriye’deki kadar inkârcı olmayan, ama Irak’taki oluşum kadar da özgür olmayan bir statüye sahiptirler. Ama bu statü Kürdlerin beklentilerinin çok altındadır. Güney Kurdistan Federal bir statüyü kazandıtan sonra İran tavrını deĝiştirmiş, kürd halkına karşı sert bir politika yürütmektedir. İran’ın bu politikasını kabul etmeyen kürdler zaman zaman onbinlerle ifade edilen yürüyüşlerle İran politikasını protesto etmekte ve siyasi mücadelelerine devam etmektedirler.

Suriye: Suriye’de yaklaşık olarak 1,5 - 2 milyon Kürd yaşamaktadır. Buradaki Kürdlerin hakları tanınmamıştır ve buradaki Kürdlerin Türkiye’den buraya göç ettiĝi iddia edilmektedir. Bu paralelde binlerce Kürdün kimlikleri elinden alınarak Suriye vatandaşlıĝından çıkarılmış ve maĝdur bir durumda bırakılmıştır. Son yıllarda 1962/93 sayılı kanunla „Zinara Erebi“ (tampon bölge) olarak isimlendirilen bölgeye o günden bu yana uzunluĝu 350, genişliĝi 10-15 km. bir tampon bölge oluşturulmak istenmekte ve Kürdler yerlerinden çıkarılarak onların yerine araplar yerleştirilmektedir. En son bugünlerde (Mart 2004) Suriye hükumeti provakasyon üzerine provakasyon yapmakta, kürdleri katliama tabi tutmakta, evleri yıktırılmakta, yerlerinden yurtlarından sürülmektedirler. Gün geçtikçe alevlenen özgürlük ateşini boĝmak istemektedir.


3- Kurdistan'in İslami partilere olan ihtiyacı ve partimizin kuruluşu:
İslamiyet’in çıkışından sonra Kürdlerle müslümanların ilk ilişkileri 637´lı yıllara denk geliyor. Müslümanlar bu tarihten itibaren kitlesel olarak İslama girmişlerdir. Geçen zaman zarfında İslamiyet Kürdlerin arasında kök salmış, Kürdlerin genel özelliklerinden biri haline gelmiştir. Bugün Kürdlerin büyük çoĝunluĝu müslümandır. Kürd ulusal mücadelesinde Kürd din adamlarının büyük bir rol oynadıĝına tarih şahitlik etmektedir. Ama son yılllarda kurulan Kürd partilerinin genelde sosyalist, demokrat, komunist partiler olması, müslüman Kürdlerin Kürd olmayan İslami parti, cemaat ve hareketlere kaymasına sebep olmuştur. Kürdlerin kendini ifade edebilecekleri yeterli İslami parti, kurum ve kuruluşlardan yoksun olmaları hem dini, hem sosyal ve hem de Kürd ulusal mücadelesi açısından çok büyük bir eksikliktir. İşgalci devletler Kürdlerin İslami tarafını iyi tahlil ettiklerinden, onları İslami görünen parti ve cemaatler içinde eritmek, özünden uzaklaştırmak, dini inançlarını ve ulusal bilinçlerini kendilerine tehlike yaratmayacak bir kalıba sokmak için çok büyük çaba sarfetmişlerdir ve sarfediyorlar. Ne yazik ki Kürdlerin de içinde yeraldıkları Türk, Arap ve Fars İslami cemaatleri, Kürdlerin sorunlarına İslami bir çözümden yana tavır koymak bir yana, Kürd sorununa duyarlı insanlardan uzak durmak ve içlerinde bu tür insanların bulunmamasına dikkat etmekten başka bir davranış sergilemiyorlar. Kürdlerin kürdüm demesini yadırgayan bu İslami cemaatler, kendi ırkları sözkonusu olduĝunda şanlı tarihlerinden, ırklarının tarihte kaç devlet kurduĝundan ve bu devletlerin hakimiyetinden övünerek sözetmekten geri durmuyorlar. İşte bu noktada Kürdlerin İslami parti ve kurumlara olan ihtiyaçları daha da belirginlik kazanıyor. Bu tür kurumların kurulması, hatta çoĝaltılması zorunluluĝu kendini dayatıyor. Partimiz, müslüman Kürd halkının bu ihtiyaçlarına cevap vermek, kurumlaşmasını saĝlamak ve müslümanların da Kürd siyasetinde temsil edilmesi, Kürdlerin özgürlük mücadelesindeki tarihsel sorumluluĝunu yerine getirmek için kurulmuştur.


4- Partinin hedefi:
Partimizin amacı tüzükte de açıklandığı üzere, Kuzey Kurdistan’ın bir federal yapıya kavuşturulması ve burada kemalizm sistemine son verilip İslami bir nizam kurulmasıdır. Partimizin hedefi uzun incelemelerin, Kürd partilerinin mücadele tarihlerinden çıkarılan derslerin, dünya şartlarının en realist bir şekilde yorumlanmasının bir sonucudur. İslami bir federal yönetimin hedeflenmesinin sebebi, Kürd halkının genelde müslüman olması, yönetim şeklinin halkla çelişmeme gerekliliĝi ve dünya şartlarının ve Kurdistan’ın jeopolitik durumunun ilk etapta bağımsız Kurdistan´a müsaade etmiyeceĝi tespitidir. Federal Kurdistan´ın kurulmasının ardından, halkımız federal yapıyı muhafaza veya özgür Kurdistan arasındaki seçimini yapacaktır.


5- Federal Kuristan'da yönetim şekli:
Kurdistan’da yönetim şekli Kur´an ve Sünnete dayanır. Zira Kürd halkı müslümandır. 80 kusur yıldır kürdlere dayatılan kemalizm gibi beşeri sistemler iflas etmiştir. Kürd halkı buna alışamamıştır. Kürd halkının ruhuna en uygun Sistem İslam’dır. Bunun aksi düşünülemez. T.C. Devletinin Federal Kürdistan’da yönetim şeklini kürdlere bırakması gerekir. Halkın sevmediği ve kabul edemediği bir diktatörlük rejimi ile halkı idare etmenin bir anlamı olamaz. 80 yıldır Türkiye’nin geride kalmasının tek sebebi de kemalizmdir.


6- Irk sorunu ve Kurdistan'da azınlıklar :
Şurası bir gerçektir ki, Kürd halkı Zagros topluluğunun yukarı Mezopotamya’nın en eski halkıdır. Cudi, Goti, Guti, Huri, Kardi, Kasi, Kasit, Lolobi, Lolu, Lulu, Madi, Manai, Medi, Mitani, Nayiri, Urartı, Urarto gibi isimlerle, zaman zaman beylikler ve devletler kurmuş, yarattıkları medeniyet eserlerinin izleri günümüza kadar gelmiştir. Adını saydığımız bu toplulukların hepsi Ari halk topluluğu olup Kürdistan toprakları üzerinde yaşayan Kürdlerin atalarıdır. Miladdan 700 yıl önce Med İmparatorluğunu kurarak Antalya sınırından Körfez’e kadar olan topraklara hükmetmişlerdir. Kuruluş tarihi M.Ö. 700 yıl 1 Adar günü (21 Mart Nevroz) dür. O günden bu güne kadar, bu tarih kürdler arasında kullanılmaktadır. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyetin’den sonra bu tarih unutturulmaya çalışıldı, fakat beceremediler. Kürd halkı yine tarihine kavuşmuştur. Kürd tarihini bulmak kolaydır. Miladi takvime 700 eklerseniz bulursunuz.

Bununla beraber Kurdistan’da Kürdlerden başka halklar da yaşamışlardır ve halen yaşamaktadırlar. Asuriler, Keldaniler, Ermeniler v.s. Kürd halkı ve Kürdistan Devleti bu halkların varlığını kabul etmekte ve tüm haklarına saygı duymaktadır. Kurdistan’da ırkçılık ve bir ırkın diĝerine zulmü kabul edilemez ve ırkçılık yapanlar cezalandırılır. Kurdistan’da yaşayan bütün azınlıkların hakları Kurdistan yönetimi tarafından güvenceye alınır. Azınlıkların Kültürel çalışmaları devlet bütçesinden karşılanır.


7- Diĝer parçalarla ilişkiler :
Kürdler hiçbir zaman Kürdistan’ın parçalarında yaşayan Kürdleri kendinden farklı görmemiş ve bu düşünce, sömürgeci ülkeler tarafından çizilen sınırların Kürdler üzerinde etkili olmasını engellemiştir. Tarih boyunca Kurdistan parçaları arasında örnek bir yardımlaşma ve dayanışma vardır ve bu gereklidir. Ama Kurdistan’ın bir parçasında yürütülen mücadele diĝerine zarar vermemelidir. Kurdistan’ın bir parçasında yakalanan bir gelişme diĝer parçalardaki Kürdler tarafından da sonuna kadar desteklenmelidir.


8- Komşu halklar ve devletlerle ilişkiler :
Komşu halklarla ve devletlerle olan ilişkiler karşılıklıdır. Ama komşu ülkelerle olabilecek herhangi bir anlaşmazlık veya çatışma o ülkenin halkını hedef almamalı ve komşu halklarla dostluk geliştirilmelidir. Komşu devletlerle olan ilişki ise, bu ülkelerin Kurdistan’a karşı takındıkları tavırlara göre deĝişir. Kurdistan’ın kendi tavrı barış ve dostluk temelinde olmalıdır.


9- Türkiye’de demokratik kurumlarla ilişkiler :
Türkiye’deki demokratik örgütlerin tarihi çok eski deĝildir ve bu tür kurumların çalışmasına devlet çeşitli engeller çıkarmaktadır. İnsanın daha insanca bir yaşam sürmesi, insani hakları kullanabilmesi için mücadele veren örgüt, kurum ve kuruluşlarla yardımlaşma ve dayanışma imkan dahilindedir ve yararlıdır. Partimiz; halkımızı inkar etmeyen ve Baĝımsızlık dahil bütün haklarımızı kabul eden komşu (arap, fars, türk) ırkların kurduĝu demokratik kurumlarla ilişkiyi önemli görmektedir.


10- Diĝer Kürd kurumları ile ilişkiler :
Özellikle son yıllarda Kürd arenasında kurumlaşma ve örgütlenme konusunda gözle görünür bir gelişme vardır. Bir ulusun başarıya ulaşması için o milletin kurum ve kuruluşları arasında ahenkli ve saygıya dayanan bir ilişki olması şarttır. Deĝişik fikirlere sahip parti ve örgütler ancak birbirine ve Kürd halkının yapısına saygılı oldukları sürece başarılı olabilirler. İslam artık Kürd ulusunun karakterinin bir parçasıdır. Kürd halkının dinine ve yapısına karşı bir tutuma girmeyen Kürd kurum ve partileriyle belirli alanlarda ilişkiye girmek, yardımlaşmak ve dayanışmak imkan dahilindedir ve gereklidir. O tür kürd kurumlarıyla bir cephe şemsiyesi altında birlikte çalışmak, hata bu şemsiyeyi genişleterek ilerde bir Kürd Ulusal Meclisi haline dönüştürmek en içten arzumuzdur.


11- Kurdistan’da yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklari :
Kurdistan yeraltı ve yerüstü zenginlikleri açısından çok iyi bir konuma sahiptir. Bu zenginlikler yetkililer tarafından Kurdistanlıların hizmetine sunulur.


12- Îslami cephede faaliyetler :
Partimiz İslami Parti olup, beşeri sistemcilerin emrinde olmayan bütün İslami kurum kuruluş ve cemaatleriyle ilişki içinde olunmasından yanadır. Hatta gerekirse onlarla birleşmekten yanadır. Müslüman cematlerle olan ilişkiler tüzüğümüzde detaylı bir şekilde izah edilmiştir.


13- Kurdistan'da dil sorunu :
Kurdistan’da resmi dil bütün lehçeleriyle Kürdçedir. Bütün lehçeler resmi olarak kullanılmalı ve Kürdçe dilbirliĝinin saĝlanması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Azınlıkların kendi dilleriyle eĝitim yapabilmesi, kitle iletişim araçlarından yararlanabilmesi serbestttir ve bu tür çalışmalar Kürd hükümeti tarafından desteklenmeli ve hatta tüm olanaklar saĝlanmalıdır.


14- Kurdistan’da deĝisik din ve mezheplere mensup olanlara karşı sorumluluklar :
Kurdistanda deĝişik din, mezhepler mevcuttur. Bu din ve mezheplere baĝlı olan insanların kendilerini ifade etme, inançlarını ve ibadetlerini yerine getirme özgürlüĝü vardır. Bu özgürlük hiçbir sebeple engelenmemeli ama bu din ve mezheplerin de İslama karşı yıkıcı faaliyetler içinde bulunması engellenmelidir. İslama ve müslüman Kürd halkına saygılı olmalıdırlar.


15- Kurdistan'da kadın hakları :
İslam’da kadına verilen deĝer ayet ve hadislerle sabittir. Kadın hakları Kurdistan yasaları tarafından güvenceye alınır. Kadının ne Asya kültüründeki ezilmişliĝine, ne de Avrupa ülkelerindeki gibi bir meta haline getirilmesine izin verilmeyerek, en iyi şekilde yaşaması için gerekli tedbirler alınır ve şartlar yaratılır. Anlayışımız bir insanın annesine olan saygısının bütün kadınlara yansıması gerektiĝidir.


16- Kurdistan’da çevre sorunu:
Kurdistan’da uzun yıllardan beri devam eden çatışmalar çevrenin harap olmasına sebep olmuştur. Ormanlar yakılmış, tarihi zenginlikler yok edilmiş, insanlar köylerinden göç ettirilmiştir. Her Kurdistanlı yaşadıĝı çevreyi düzenleme ve güzelleştirme konusunda katkı sunmalı. Aĝaçlandırma ve çevreyi korumak için çeşitli sivil toplum örgütleri kurulmalı, halk bu konuda aydınlatılmalıdır.



Türkiye'den acil taleplerimiz :
Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar Kürtleri tanımamış ve haklarını kabul etmemiştir. Bunun sonucu olarak ta Kürtler silahlı ve siyasi yollarla gaspedilen haklarını elde etmek için mücadele vermişlerdir, vermektedirler.

Türkiye’nin otoriter devlet yapısı çerçevesinde, ırkçılık temelinde geliştirdiĝi politikalarla hiçbir sorunun aşılamayacağını, insan haklarına duyarsız uygulamalarla, iç barışın sağlanamayacağını ve ülkenin kalkınamayacaĝını anlaması gerektiĝine inanıyoruz. Genelde tüm Türkiye’ye özelde Kürdistan’a uygulanan baskı, şiddet ve inkar politikaları artık iflas etmiştir. 80 kusur yıldır denenen bu politikaların ülkeye bir menfaat saĝlayamadıĝı, aksine ülkeyi iflasın, kabusun eşiĝine götürdüĝü hepimizin malumudur. Özellikle Kürd halkı ve müslüman kesim bundan büyük zararlar görmüştür. Bunun için:

1.) Türkiye’nin müslümanlara uyguladıĝı zülüm ve baskıdan vazgeçmesi, dindarlar üzerinde estirdiĝi terörü bırakması gerekir. Malum Türkiye Cumhuriyeti Laik bir devlettir. Onun için kendi tekelinde dini kurumlar açmaktan vazgeçmeli ve mevcut kurumları da İslami cemaatlere bırakmalıdır. İslami Parti ve kurumların kurulmasına engel olunmamalıdır. Vatandaşın giyimine kuşamına ve inancına saygılı olmalı, tüm okullarda herkesin dilediĝi kılık-kıyafetle gitmesine izin verilmelidir. İnançlarından dolayı başını örten bacılarımızın ellerinden alınan eĝitim hakkı kendilerine geri verilmeli, yine inançlarından dolayı gerek askeriyede ve gerekse diĝer resmi kurumlarda görevlerine son verilen tüm müslüman kardeşlerimizin görevleri iade edilmeli ve zararları tazmin edilmelidir. Yaşadıĝımız asırda, tüm dünyada ve özellikle kendilerini demokratik ülke olarak adlandıran bazı Avrupa ülkelerinde, herkesin kendi inancına göre kendini tanımlaması, inancını yaşaması, dilediĝi okulu dilediĝi kıyafetle seçmesi mümkün olmasına raĝmen, kendini zaman zaman demokratik ve zaman zaman da İslam ülkesi olarak niteleyen Türkiye’yi anlamak mümkün deĝildir. Zira gerek İslam devletlerinde ve gerekse demokratik devletlerde böylesi uygulamalar bulunmamaktadır. Türkiye’nin bu konuda baskıcı uygulamasından vazgeçmelidir.

2.) Türkiye Cumhuriyet sadece türkler tarafından deĝil, farklı ırkların ve unsurların katkılarıyla kurulmuş bir devlettir. Birinci dünya savaşında türklerle beraber omuz omuza savaşan halklar inkar edilmemelidir. Başta kürd halkı olmak üzere, Türkiye’de yaşayan tüm unsurların kimlikleri tanınmalı, etnik köken cumhuriyeti anlayışından, ırkçılık - militarizm - bağnazlık temelinde geliştirilen politikalardan vazgeçilmelidir.

3.) "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" (md. 42/son, 1. cümle). "Türk vatandaşlarına ana dilleri, Türkçeden başka hiçbir dille okutulamaz ve öğretilemez" (2923-14. 10. 1983, md. 2/a). gibi maddelerle ; Doĝu ve güneydoĝu (Kurdistan) da yaşayan Kürd halkı ve Türkiye’nin deĝişik yerlerinde yaşayan tüm azınlıkların dillerini yasaklayan kanunlar ve kanun hükmündeki kararnameler derhal kaldırılmalı, herkesimin kendi anadiliyle eĝitim ve öĝretimi serbest bırakılmalı ve hatta gereken finansmanı devlet temin etmelidir. Bunun için bu konuda engel teşkil eden;

a) Yukarıda yazılan maddeler
b) "Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz" (md. 26/3),
c) "Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz" (md. 28/2).
d) Bu yasaklara aykırı basılı eserler, ses ve görüntü bandları, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merci tarafından toplattırılır (md. 26/3). gibi maddeler anayasadan çıkarılmalı veya tüm kesimi rahatlatacak şekilde deĝiştirilmelidir.

4.) 1949 yılında yürürlüĝe konulan ve o tarihten bu yana uygulanmakta olan kanunla özellikle Kürdistan’da binlerce yıldan beri konulmuş ve kullanılagelmiş bütün şehir, kasaba, köy, mezra, daĝ, tepe, nehir ve bölge isimlerinin deĝiştirildiĝi, 10. 6. 1949 tarih ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu; "Türkçe olmayan (...) köy adları, ilgili İl Daimi Encümeni'nin görüşü alındıktan sonra en kısa zamanda İçişleri Bakanlığı'nca değiştirilir" hükmünü getiren kanunun yürürlükten kaldırılarak tekrar eski isimlerinin iadesini kabul eden kanun çıkarılmalıdır.

5.) Nüfus Kanunu (md. 16) ile, 8. 3. 1977 tarihli ve 7/13269 sayılı Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve çalışma Yönetmeliği (md. 77), ana-baba tarafından çocuğa konacak adın "milli kültürümüze" uygun düşmesini istemektedir. 24. 12. 1934 tarih ve 2/1759 sayılı Soyadı Yönetmeliği de, "Yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır. Yabancı ırk ve millet isimleri soyadı olarak kullanılamaz" demektedir (md. 5 ve 7).

Bu maddelerin de, tamamen kaldırılarak veya deĝiştirilerek herkesin ve kesimin kendi hür iradesiyle isim ve soyadı kullanmasına olanak saĝlanmalıdır.

6.) Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu'nda değişiklik yapılarak, türkçeden başka dillerde de yayın olanağı sağlanmalıdır. Son yılda çıkarılan ve TRT’nin emrinde olan “kürçe yayın“ kanununu iptal etmeli, Kürd halkına kendi tv ve radio yayınını kurma hakkını vermelidir. Ayrıca Türkiye’de yaşayan bütün azınlıklara da aynı haklar verilmelidir.

7.) Siyasi faaliyet yasaĝı kaldırılmalıdır.

A) Siyasal Partiler Kanunu'nun 81. maddesinin hükmü şöyledir: Siyasi partiler:

I) Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler.

II) Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti üzerinde azınlıkar yaratarak, millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar.

II) Tüzük ve programlarının yazımı ve yayımlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında türkçe'den başka dil kullanamazlar; türkçe'den başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar. Ancak, tüzük ve programlarının kanunla yasaklanmış diller dışındaki yabancı bir dile çevrilmesi mümkündür".


B) Dernekler Kanunu'nun 5. maddesinin 6. bendi şöyle demektedir:
a- "Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde, ırk, din, mezhep, kültür veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri sürmek veya Türk Dilinden veya kültüründen ayrı dil ve kültürleri geliştirmek veya yaymak suretiyle azınlık yaratmak..."

b- "Kanunla yasaklanmış dillerle yazılmış pankart, levha, plak, ses, görüntü bandı, broşür, el ilanı, beyanname ve benzerleri"nin, dernekçe düzenlenen ya da derneğin katıldığı açık veya kapalı yer toplantılarında kullanılmasını yasaklar.

Bu hükümlerin tümü kaldırılmalı ve her türlü parti, dernek ve siyasi faaliyetler serbest bırakılmalı, herkes istediĝi dille siyasi faaliyetlerde bulunabilmelidir. Bununla beraber, Kürd partilerinin kurulmasına izin verilmeli şu anda yurtdışında faaliyette bulunan tüm siyasi kurum, parti ve kuruluşlara yurtiçinde de çalışma müsaadesi verilmelidir.

8.) OHAL, özel tim kurumu ve koruculuk sistemi tamamen feshedilmeli, illegal yapılar tasfiye edilmeli, JITEM gibi illegal istihbarat birimleri dağıtılmalı ve bu kurumlar tarafından halkımıza verilen tüm zararlar telafi edilmelidir. Ayrıca bu unsurlardan halkımıza zarar verenler muhakeme edilmeli ve cezalandırılmalıdır.

9.) Yaklaşık 15 yıl süren savaşta, tahminen 4600 yerleşim yeri boşaltımış, evler, ahırlar, ambarlar tahrip edilmiş, meralar kapatılmış; yurttaşların arazileri kendilerine yasaklanmış; ürünleri tahrip edilmiş, meşe alanları ile bahçelerinden yararlanma hakları ellerinden alınarak, halkımız yoksulluğa ve sefalete itilmişlerdir. Yıllardır biriktirilen tüm ekonomik değerler ellerinden alınmış, aileler parçalanmış, yerinden yurdundan sürülerek, aç sefil bırakılarak çöplüklerde geçimlerini saĝlamak zorunda bırakılmışlardır. Köy boşaltması sürecinde göçedenlerin, yerleşim yerlerindeki geçim kaynaklarıyla bağlantıları kopmuş olup; geride bıraktıkları geçim kaynakları ile ilişki kurmalarına izin verilmemiştir.
Bunun için, yerinden zorla göçettirilen köylülerin geriye dönüşleri önünde ki yasaklamalar kaldırılmalı ve zararları tazmin edilmelidir. Bu konuda çıkarılan genelgeler sadece kaĝıt üzeridne kalmıştır. Halkımız devlet terörü ve korucu baskıları yüzünden yerlerine dönememekteirler.

10.) OHAL resmi verilerine (2002) göre, Bölgede 1.259 okul güvenlik nedeniyle, 357 okul öğretmensizlik ve 587 okul diğer eksiklikler nedeniyle toplam 2202 okul eğitime kapalıdır.
Bu okullar tekrar açılmalı ve bu okullarda vatandaşlarımızın kendi anadilleriyle öĝretim yapmaları saĝlanmalıdır.

11.) Bölgedeki 831 sağlık evinden hemen hemen tümü kapatılmış olup halkımız her nevi hastalıklarla başbaşa bırakılmıştır. Mevcut saĝlık evlerinin tekrar hizmete açılması ve bunun yanında Kürdistan’da yeni hastahaneler, saĝlık ocakları inşa edilmeli, geçimini saĝlayamayan vatandaşların sigortaları devlet tarafından karşılanmalıdır.

12.) Köy-kent gibi projeler bırakılmalı, böyle sinsi plânlarla kürd halkını asimile etme kurnazlıĝından vazgeçilmelidir.

13.) Yerleşim yerlerine geri dönmek isteyen her aileye, yeterli düzeyde, faizsiz ve uzun vadeli kredi saĝlanmalıdır. Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinin yeniden inşası için devlet halkımıza gerekli malzemeler ile gerekli proje ve teknik yardım yapmalıdır. Hayvancılık projesi için gerekli kredi veya canlı hayvan devlet tarafından temin edilmeli.


Türkiye, Suriye ve İran’dan genel talebimiz:

Kürdistan’ın federal bir yapıya kavuşması için anayasalarında gerekli deĝişiklikler yapmalılar. Bunun için de tüm kürd kurum, kuruluş ve partilerden oluşacak bir heyetle masaya oturmalıdırlar. Mezkur üç devletin parçalanmaması, huzura kavuşması, ekonomik ve siyasi yönde gelişmesi ancak bu şekilde mümkündür. Aksi halde yine yıllarca serhıldanlar olacak, Kürd halkı kendi baĝımsız devletini kuruncaya kadar mücadelesine devam edecektir.

On yıllardır inkarcı politikalarla bu devletlerin bir kazanımı olmamıştır. Ülkeleri 21. asırda ilerleyecekleri yerde üçüncü dünya ülkeleri arasında yerini almak zorunda kalacaklardır. Irak bunun için en güzel bir örnektir.


Hereketa Mezlûmên Kurdistan
30.04.2001