Malper/Site
Rêbaz/Tüzük
Belavok/Bildiri
Program

Dengê Mezlûma

Hejmar - 36 - 30.07.2005
Hejmar - 35 - 30.06.2005
Hejmar - 34 - 30.05.2005
Hejmar - 33 - 30.03.2005
Hejmar - 32 - 28.01.2005
Hejmar - 31 - 31.12.2004
Hejmar - 30 - 30.11.2004
Hejmar - 29 - 30.10.2004
Hejmar - 28 - 30.09.2004
Hejmar - 27 - 30.06.2004
Hejmar - 26 - 30.03.2004
Hejmar - 25 - 30.02.2004
Hejmar - 24 - 30.12.2004
Hejmar - 23 - 30.06.2003
Hejmar - 22 - 30.12.2002
Hejmar - 21 - 30.10.2002
Hejmar - 20 - 30.06.2002
Hejmar - 19 - 30.05.2002
Hejmar - 18 - 30,04.2002
Hejmar - 17 - 30.03.2002
Hejmar - 16 - 28.02.2002
Hejmar - 15 - 30.01.2002
Hejmar - 14 - 30.12.2001
Hejmar - 13 - 30.11.2001
Hejmar - 12 - 30.10.2001
Hejmar - 11 - 30.09.2001
Hejmar - 10 - 30.08.2001
Hejmar - 09 - 30.07.2001
Hejmar - 08 - 30.06.2001
Hejmar - 07 - 30.05.2001
Hejmar - 06 - 30.04.2001
Hejmar - 05 - 30.03.2001
Hejmar - 04 - 28.02.2001
Hejmar - 03 - 30.01.2001
Hejmar   02   30.10.2000
Hejmar   01   30.06.2000
 

Hejmar:27, Sal:2004, Meh:04-06

Seçimler üzerine bir kaç söz! - M.Nureddin
Mehmet Metiner neyi savunuyor? - D. Mezlûma
Dünya kadınlar günü - Kewser
Haydin biz de dünya kadınlar gününü kutlayalım!
Xweda ferman dike! D.Mezlûma
Neden en çok bize saldırıyorlar? - D.Mezlûma
Türkün dücar oldugu KD hastaligi! Kürd düsmanligi kanserden de beter!.
Halebçe şehidlerini rahmetle anıyoruz!
Bazı Müslüman türkler bir türlü ırkçılıktan kurtulamıyor!
Newroz Bayramı ve anlamı - M. Nureddin Yekta
Hamas Lideri Şeyh Ahmet Yasin şehid oldu! İsrail’i kınıyoruz.
Bazı bilim adamlarının maymun hayranlıĝı
Seçimler ve kemalizmin hezimete uĝraması!
Türkiye’de mahalli seçimler!

Seçimler üzerine bir kaç söz! - 2004.03.02

Seçimler yapıldı, halkımız tercihini ortaya koydu.
Cumhuriyetin kuruluşundan beri kemalizmle bir türlü barışamayan Kürd halkı son mahalli seçimlerde bir kez daha kemalizme hayır dedi. Bir başka tabirle Kurdistan bu son mahalli seçimle 20 yıl öncesine dönmüştür. Yıllarca ulusal birlik ve beraberlikten bahseden ve yine yıllarca sırf o kelime yüzünden halkımızı arkasında koşturan zihniyet bu halkı kemalizmle birleştirmeye kalkışınca hezimete uĝramıştır.

Kürd Ulusu eskiden beri eksikliĝini hissettiĝi iki kavram vardır.
Birincisi baĝımsızlık ve özgürlük, ikincisi ise ulusal birlik ve beraberliktir. Halkımız bu iki kavrama çok muhtaçtır. Kimden, nereden ve hangi zihniyetten olursa olsun bu kavramları kullananlar, arkasında halkımızı bulmuştur. Zira bir toplumda neyin eksikliĝi hissedilirse en çok onunla ilgili kavramlar kullanılıyor ve halkımız bunun etrafında birleştirilmeye çalışılıyor. Bu kavramları kullanarak yıllarca halkımızı peşinden sürükleyen ve daha sonra bu halkın haklı mücadelesini kimilerin kurtuluşu için heba etmeye kalkmak, halkı kemalizmin hizmetine sunmaya çalışmak bu halka hizmet deĝildir. Bu halk doĝruyu eĝriyi ayırdedecek kapasitededir.

Kurdistan Ulusal Mücadelesi adı altında ortaya çıkıp, MHP, CHP, IP, SHP gibi partilerin farklı maskelerle özel savaşın bir uzantısı, yıllarca halkımızın en çok zarar gördüĝü statükocu, katı devletçi, ırkçı birer kemalist parti oldukları anlatıldı. Kürd legal partileri olarak ortaya çıkan HEP, DEP, HADEP gibi partilere halkımız (sosyalist olduĝuna bakmadan) bütün gücüyle destek verdi. Bir önceki genel seçimde Mersin’den Hakkari’ye kadar adeta Kurdistan haritasını çizdi, Peki ya bugün?.. Bugün tam tersi anlatılıyor, hezimette uĝramalarına raĝmen yanlışta israr ediyorlar, onlarla birliĝin devam edileceĝi vurgulanıyor. Hani bu gibi partilerin milliyetçi ve ırkçı söylemlerinden, savaş kışkırtıcılığından, halkımıza en çok zarar veren partilerdi!... Dün Kurdistan’da katliama cevaz veren Karayalçın bugün Kurdistan ve kürd halkının dostu mu oldu?.. Buradaki birlikten tek gaye, tek amaç „kürd oy potansiyelini, Kuvay-i Milliyeci ruhuna sahip solcu kemalist partilere çekmek, kürd kimlikli siyaseti yok etmek ve kürd ulusal mücadelesinin önünü tıkamaktır“, bunun bir başka izahı yoktur.

1994 yılında yapılan yerel seçimler protesto edildi, neden?.. Çünkü o zaman Kürd Ulusal Mücadelesi tam kıvamındaydı, Mersin’den Hakkari’ye, Kars’a kadar kürd, halkı yerel idareyi eline geçirecekti, ama önü tıkandı. Bu genel seçim olsaydı baraj bahane edilebilirdi, peki şimdi neden bu ittifaka ihtiyaç duyuldu? SHP’nin Kurdistan’da yüzdebir oyu bile alamayacaĝı bilinmiyor muydu? Ya SHP kimden izin alarak sözde Kürd legal partisi olan DEHAP’la ittifaka gidiyordu? Bunda derin devletin izni alınmamışmıydı acaba? İllada ittifak gerekiyorsa neden tarih çöplüĝüne atılmış SHP tasvip edildi? Neden mesela AKP ile ittifak düşünülmedi?

Burdan AKP’yi tasvip ettiĝimiz sanılmasın ama eĝer mevcut düzen partilerini tahlil edecek olursak bugün yüzdeyüz kemalizmin çizgisinde gitmiyen tek parti odur!.. Kasım 2002 seçiminde tek başına iktidar olan AKP, engellemelere raĝmen kemalizm sistemini sarsan bir sürü projeler üretti, MGK sekreterliĝinin sivilleşmesi 6. ve 7. uyum paketlerini meclisten geçirmesi, kürdçe dil kurslarının açılması, tv.de kürdçe yayına izin verilmesi v.s. Tabi bunlar Kürd halkının istekleri deĝil, ama kemalist solcu partilerle kıyaslandıĝında aralarında bayaĝı bir fark vadır, hiç olmazsa mevcut statükoyu deĝiştirmekten yanadır. Ya sosyalist partiler ne yapıyor? Onlar tam tersine askeri darbe çıĝırtkanlıĝını yaparak statüko yapılanmanın koruyuculuĝunu yapıyorlar.

Şimdi kısa başlıklarla bazı konulara temas edelim :
T.C. Kurulduĝu günden beri izin verdiĝi kemalist partilerle Kürdistan’da taban oluşturmaya çalıştı ama başaramadı, fakat bugün kürd partileriyle ittifak kurarak başarmaya çalışıyor.

Kürd halkı baskı, zulüm, işkence, sürgün ve ölümlere raĝmen kendi yerini bulmuş legal partilerine sahip çıkmıştır, onları yalnız bırakmamıştır. Onların dünya siyaset arenasında kürd halkı sesi yapmak istemişir ancak halkımızın bu hüsnüniyeti suiistimal edilmiştir.

Kendilerini Kürd halkının temsilcileri olarak lanse edenelrin, kemalistler ve partileriyle deĝil, kendi aralarında yani diĝer Kürd kurumlarıyla ittifak yapmaları gerekir. Halkımız bu bilince varmıştır. Bu bilinci yıkmak istiyenlere de gereken cevabı vermiştir.

İmralı eksenli olan Demokratik Cumhuriyet tezi iflas etmiştir, kürd halkına bir şey kazandırmamıştır aksine zaman kaybına sebep olmuştur.

Kürd düşmanı Murat karayalçın’la girdiĝi ittafkla oylarının yarısını kaybeden DEHAP’ın behemehal bu ittifaktan vazgeçmesi, kürd halkından özür dilemesi ve halkımızın haklı istemleri doĝrultusunda yeniden kendine çeki-düzen vermesi gerekir. Aksi halde bir dahaki seçimde tamamen hayal kırıklıĝına uĝrayacaktır.

Kürd halkı tahmin edildiĝinden daha çok politiktir. Ve halkımız biliyorki bugün türk devleti siyasetinde iki farklı görüş vardır. Bu iki görüşte, Türk devletinin menfaatı gözönünden tutularak yürütülmektedir.

Birincisi, mevcut statükoyu deĝiştirmek, onyıllardır kemalizmin dar sistemi içerisinde ezilen türk halkına, devleti batı misali demokratileştirerek rahat bir nefes aldırmak, diĝeri ise mevcut statükonun devam ettirilmesi, üniter devlet yapısının bekası, kemalist sisteminin tekrar canlandırılmasıdır. Bu görüş; kendilerine sosyal demokrat diyen solcu partilerle faşist partilerin ve Genel Kurmay’ın görüşüdür. Ne yazıkki DEHAP bu görüşle ittifak kurmuştur. Umarız yapılan seçimle aklı başına gelir ve bir an önce yaptıĝı hatadan geri döner. Eĝer siz kürd halkını düzenin mevcut partileri arasında birini tercihe zorlamaya kalkışırsanız, halkımız sizi dinlemez. Eĝer tercih yapması gerekiyorsa bilinmelidirki kürd halkı kendi tercihini yapabilecek kapasitededir ve yapmıştırda!

30.03.2004

M. Nureddin Yekta
Mehmet Metiner neyi savunuyor?

Önceleri radikal bir islamcı olarak isim yapan Mehmet Metiner daha sonra Hadep’e girdi ve Hadep Genel Başkan Yardımcısı oldu. Tayyip Erdoĝan’ın sık sık “ben eski Erdoĝan deĝilim, ben deĝiştim” dediĝi gibi Metiner’in de kendisinin deĝiştiĝini bazı çevrelere söylemesi kafaları karıştırdı.

Ahmet Taşgetiren’in Yeni Şafak Gazetesinin 1 Mart 2004 tarihli sayısında Metiner hakkında yazdıĝı bir makalesinde, daha önceleri Metiner’i eleştirdiĝini ve sözümona gönlünü almak için Metiner’den aldıĝı mektubu özetleyerek sunuyor.

Metiner’in Ahmed’e yazdıĝı mektupta kısaca şu cümleler yer alıyor:

“Mehmet Metiner'i hangi grubun içine sokarsan bilmem, ama biliyorum ki Mehmet Metiner'in imanından ve dininden şüphe etmezsin. Hiçbir gruba sokmamana üzülmem, hatta şaşıranlar grubuna dahil etmenden de üzülmem. Ama "şaşırtanlar" grubuna dahil etmene ve imanımdan yana kuşkuya düşen sözlerinden ötürü üzülürüm. Ki bunu yapmayacağına yürekten inanıyorum.”

”Ben kendi geçmişimi suçlamıyorum. Kendi geçmişimden utanç duyduğumu belirtmiyorum. Sadece bügüne nasıl geldiğimizi göstermek için geçmiş arşivimde bulunan resimlerden birini sunuyorum. kendimin içinde olduğu bir resim bu. Geçmişte böyle düşünüyorduk, sonrasında değiştik diyorum.”

“Uç İslam dönemim oldu. "İslami devlet" için mücadele vermek gerektiğine inandığım, demokrasiye küfür, laikliğe dinsizlik diye baktığım bir dönem oldu. Doğrudur. Ama hiçbir zaman uç Kürt hareketinin bir unsuru olmadım.”

“Hayatımın hiçbir döneminde etnik milliyetçiliğe prim verdiğimi veya etnik milliyetçiliğe arka çıktığımı ispatlayacak kimse olamaz.
Ne öyle bir beyanım vardır, ne de öyle bir tavrım. HADEP'e gitmem, HADEP'i etnik milliyetçi bir partiden arındırıp Türkiye'nin partisi haline dönüştürme isteğimin bir sonucudur. Bu niyetle gittim. Orada siyaset yaparken de Genel Başkan Yardımcısı sıfatımla gerek Tv'lerde ve gerekse toplantılarda yaptığım konuşmalarda etnik ve siyasal bölücülüğe karşı olduğumuzu vurguladım.“

Bursa'da HADEP yöneticisi olarak katıldığım bir TV programında, oturum yöneticisinin sorduğu bir soru üzerine, "Geçmişte nasıl islamcı idiysem bugün de islamcıyım. İslamcı kimliğimle burada siyaset yapıyorum. Geçmişte nasıl etnik milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı idiysem bugün de karşıyım" dedim.

“Diyarbakır il binasında "Kahrolsun Kürtçülük, Kahrolsun Türkçülük, Kahrolsun Irkçılık" diye konuşmalar yaptığımı herkes bilir. Onlarla anlaşamadık ve ayrıldık. Çünkü İslamcı kimliğimle orada siyaset yapmam kitlelerin sosyalist çizgiden ayrılmasını hızlandırıyordu. “

“Laik değilim. İslamcıyım.
Bunu da her yerde gururla söylüyorum. Ben demokratik devletin tanımına uygun bir biçimde laik olması gerektiğini söylüyorum sadece. Kendimin laik olduğunu değil. Dahası ve en önemlisi, Türkiye'deki laikliğin, devlet eliyle dayatılan laikçilik olduğunu ve bunun da demokratik olmadığını vurguluyorum.“

“İslamcıyım elhamdülillah. Ama din devletine karşı bir İslamcıyım. İslamcı geçmişimden utanç duymuyorum. İslamcı kimliğimden utanç duymuyorum. Tersine gurur duyuyorum. Sadece geçmişimde savunduğum "din devleti anlayışına bugün karşı çıkıyorum. " İslamiyet'i politik bir ideolojiye veya devlet düzenine indirgeyen, Kur'an'ı ise sadece "bir anayasa kitabı" olarak okuyan politik İslamcı anlayışa karşı olduğumu söylüyorum. Kendimle yüzleşiyorum ve kendi adıma konuşuyorum. "Günah çıkartacak" bir geçmişim yok.“


Evet sevgili okuyucular!
Sayın Mehmet Metiner’in sözlerinden çarpıcı cümleleri yukarıya aktardık.
Etnik milliyetçiliğe prim vermemiş ve Hadep’in bir etnik parti olduĝunu idda ediyor ve onu Türkiye partisi yapmak için oraya gittiĝini söylüyor, halbuki Hadep Metiner’den önce de sonra da binlerce defa bir etnik (kürd) partisi olmadıĝını ve Türkiye partisi olduĝunu haykırmıştır. Geçmişte olduĝu gibi bugün de, Türkiye sol partileriyle ittifak halinde seçime gitmesi bunun en bariz delilidir.

Açık olmasa da Kürd haklarını savunmayı ıkçılık olarak nitelendiriyor ve islamcı olmasına raĝmen islamın kürdlere verdiĝi hakları istemek ile kürdlüĝü inkar eden turancılıĝı eşit görüyor, ikisine de uc diyor ve karşı olduĝunu söylüyor.

Laik olmadıĝını ama devletin laiklik tanımlamasında eksik olduĝunu söylüyor ve İslamcıyım ama bir din devletine karşıyım diyor!..

Birçok okuyucumuzun da bize gönderip sormamızı istediĝi bazı sorularımız var.

1- Metiner neden Hadepe girdi, belirttiĝi gibi sözde etnik (Kürd- ki Metiner bu sözü bile kaleme almaktan korkuyor) bir partiyi T.C. partisi yapmak için mi orada yer aldı ve en üst düzeyde görev yaptı?

2- Bu görevi üstlenirken kimden/kimlerden destur aldı, kimin direktifiyle o görevi üstlendi? Biliyoruz ki Hadep’te özellikle de üst düzeyde görev alabilmek icin bazı çevrelerden izin almak gerekiyor? Birinin Hadepe girmesiyle birden enüst düzeyde görev alması düşünülemez, acaba bu izni kim verdi ona, yada kimler vasıta oldu? Yoksa geçmişte kendilerine kafir, dinsiz dediĝi bir grubun içinde görev alırken günah çıkartmaya mı gitmişti? Yoksa şimdi kendisini savunurken Türk İslam sentezcilerine mi günah çıkartıyor?

3- Devletin yeteri kadar laik olmadıĝını savunurken acaba devletin diyanet gibi kuruluşlarının olmamasını mı istiyor, yada İmam-Hatiplerin, Kur’an Kurslarının kapanmasını mı istiyor?

4- Bir islam devletine karşı olduĝunu söyleyen Metiner neyi kasdediyor, islamın eksik olduĝunu mu? Bu asırda islamla idarenin mümkün olmadıĝını mı? Kuran’ın bir Anayasa kitabı olamıyacaĝını mı? İslami bir devlette hukuk, idare v.s. bütün kanunların islama göre düzenleneceĝini bilmiyor mu? Yoksa islam bu konuda yeterli deĝil mi?

5- Hem islamcı hem islami idareye karşı olmak ne demektir? Yoksa ibadet ve ahlakta islamı, idarede laikliĝi mi savunuyor? Neden? Bu Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek manasına gelmiyor mu?

6- Bir islamcı herhangi siyasi bir partide özellikle üst düzeyde görev almadan önce neden islami idare diyorda o göreve geldikten sonra birdenbire demokrasi ve laikliĝin havarisi kesiliyor? Siyasete atılmadan önceki şahsiyet mi, sonraki şahsiyet mi kendisini temsil ediyor? Yoksa islamcılıĝı, laik bir devlette veya siyasi partilerinde kendisine rüşvet olarak bir görev verilinceye kadar meta’ olarak mı elinde tutuyor?

Evet sayın Metiner okuyucularımız sizden bu soruların cevabını bekliyor?
Dengê Mezlûma

Dünya kadınlar günü - 2004.03.09

Bizleri kadın-erkek olarak yaratan Allah (cc)’a hamd, peygamberlere ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sas)’e selat, sahabeyi kiram ve bütün müslümanlara selam olsun

8 Mart dünya kadınlar günü geldi çattı. Bütün dünya ve ülkemizde
demeçler, paneller, yürüyüşler, kutlamalar, protestolar... Velhasıl kadınların ezilmesi ve hakları ile alakalı bir çok şeyler gündemdedir. Doğru ; savaşlardan en çok etkilenenler haksızlıklara, tecavüze uğrayanlar... çoğaltabiliriz genellikle kadınlardır. Yapılan haksızlıkların ortadan kaldırılması noktasında bu bir sürü panel ve sempozyumları gerçekleştirenler gibi düşünmüyoruz. Kadınlara yapılan zulüm ve haksızlıkların tamamen ortadan kalkabilmesi için topyekün insanlığın (Kadınıyla- erkeğiyle) Rablerine kesin dönüş yapmaları gerekmektedir. Yoksa dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi kadınların haklarına kavuşması adı altında yine kadın bir reklam aracı, bir seks objesi ve daha kötüsü haysiyeti ayaklar altına alan gelişmeler kadınlar inandırılmaktadır.

Kadınlara yılın sadece bir gününün seçilmesinin temelini araştırırsanız kimi güçlerin bu günleri reklam aracı olarak kullandığını görürsünüz. Toplumların hemen hemen en ağır yüklerini omuzlarında taşıyan kadına 365 günün sadece birini adamak apaçik bir haksızlıktır. Oysa yılın tüm günleri insanların kadın erkeğiyle insanca yaşamaları için Rabbimizin bize bir bahşidir. Siz kadını erkekten, erkeğide kadından ayıramazsınız. Lakin; kadın erkek arasındaki adaletsizliği ve haksızlıkları ortadan kaldırmaya gayret göstermelisiniz. Kanaatimce çoğu güçlerin kadına yapılan haksızlıkları bahane ederek „rant“ peşinde ve yine kadını başka amaçlar için kullanma gayretindedirler.
Bundan 1400 yıl önce iki cihan Peygamberinin; kadının (kız çocukların) diri diri toprağa gömüldükleri Mekke toplumuna Veda Haccında yüzyirmi binin üstünde insana irad ettiği hutbesine dikkat ettiğimizde „ ... Kadınların sizin üzerinizde hakları vardır. Sizlerin de kadınlar üzerinde hakkınız vardır. Onlar size itaat etsinler, sizde kadınlara nezaketle muamele ediniz...“ diyerek kadına gereken değerin verilmesini ve nezaketle muamele edilmesini bir çok konudan önce belirtmiştir. Ayrıca biz müslüman kadın ve erkekler kitabımız Kur´an- ı Kerim´e iyice kulak verelim! Kadın erkek ilişkilerini kitabımızdan irdeliyelim. Emirleri iyice anlayıp nefislerimize aksettirdiğimiz de göreceğiz ki; mutluluk elimizdeki Yüce Kitap´dadır.

Özzelikle müslüman halkların kadına bakış açısını Kur´an´a ve Resulullah´a göre ayarlaması gerektiğini ayrıca hatırlatıyor. Bütün dünya halklarını da kadını kötü emellere alet etmekten kaçıması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Bu çerçeve de yılın tek bir günü de olsa; „ dünya kadınlar günü“ toplumların bilinçlenmelerine vesile olacaksa varsın kutlansın. Dünya kadınlar gününün tüm haksızlıklara son verilmesine bir başlangıç günü olması dileğiyle!

Kevser
2004.03.09

Haydin biz de dünya kadınlar gününü kutlayalım! - 2004.03.08

Yılın 363 gününde unutulan, sadece şehevi arzularını tatmin etmek bir sevgililer gününde hatırlanılan ve ikincisi olarakta hemen ertesi gün daha çok çalıştırılmak için, daha çok gücünden, bedeninden, güzelliĝinden zeka ve kabiliyetinden istifade etmek için gözlerini boyamak amacıyla kutladıkları 8 Mart dünya kadınlar gününün dışında hatırlanmayan kadınların gününü kutlayalım mı? Peki ya diĝer 363 günde kadınlar nerde? Toplum içinde yerlerini nerede alıyorlar? Şehevi sistemlerin zevk ve ticari meta haline getirdikleri kadınları neden sadece iki gün hatırlıyoruz? Onları daha çok sömürmek için yapılan bir oyundan başka bir şey ifade etmeyen bu sembolik kutlama günlerinin dışında onlara ne gibi bir kıymet veriliyor?
Küfrün ve zülmün boynumuzdaki gaddar halkaları altında, kanun nizam diye hiçbir şeyin bilinmediği, insanların vahşi hayvanlardan daha çok canavarlaşıp hemcinslerini parçaladıĝı, şirkin katranlaştığı ve cehaletin batıl ile kükrediği diyarı harplerde, çöl kanunlarının hüküm sürdüĝü, güçlünün güçsüzü ezdiĝi bu cahili sistemlerde, yılda iki gün kadınların eline bir gül vererek, kadına kurtuluş reçetesini vermiş olamazsınız.

İslamda kadın „ya ayaklarının altına cennet serilmiş yüce bir anne, ya o yüce varlıktan yaratılan bir kardeş, parça, ya da dünyanın en tatlı nimetlerinden bir kız evladıdır“ O ailenin, toplumun, alemin yüce namusudur. Siz O büyük namusu „kadın erkek eşitliĝi“ adı altında, koluna çantasını takıp geçimini temin etmek için bedenini satmak zorunda kalan bir şahsiyetsiz insan, ya apartman merdivenlerini, wc’lerini temizliyen bir temizlikçi, ya da sokakta ayakların kirlettiĝi yerleri temizleterek ikinci sınıf işci olarak yaşamak zorunda bırakıyorsanız. Bu yegâne varlık olan kadınlara sadece yılda birgün tahsis ederek onlara deĝer vermiş olamazsınız.

Kadın kocasının ve aynı zamanda alemin namus bekçisidir, kadın ailenin mal koruyucusu, eşinin kraliçesi, çocuklarının ve dolayısıyla toplumun geleceĝinin teminatı olan yavrularımızın eĝitimcisidir. Onun açılıp saçılarak sokaklara dökülmesi, sabahtan akşama kadar erkelerle omuz omuza işyerlerinde çalıştırılması, araba tekerlerine, wc taşlarına ve kaĝıtlarına, kedi-köpek mamalarına reklam aracı yapmakla ona hürriyeti ve eşitliĝi saĝlamış olamazsınız ey cahili sistemler ve ey o çürük sistemlerin köle bekçileri!

Eĝer bugün hala
„Kadınların yüzde 34'ü fiziksel, yüzde 53'ü sözlü olmak üzere toplam olarak aile içi şiddetin yüzde 87'si, kadınlara karşı işleniyorsa ki bu oran gecekondu semtlerinde yüzde 97'lere çıkıyor“

„Eĝer bugün hala kadınların yüzde 20'si okur-yazar değilse“

„Eĝer hala lise ve daha üstü eğitimli 15-24 yaş grubunda bulunan kadınların yüzde 39.6'sı iş bulamıyorsa“

„Eĝer hala kadınların yüzde 40'ı görücü usulüyle zorla evlendirliyor, yüzde 20'si ise nikahsız yaşıyorsa“

„Eĝer hala kadınların yüzde 64'ü hamilelik döneminde doktoru göremiyor ve yılda enaz 2 bin 500 kadın doĝum esnasında ölüyorsa“

„Eĝer hala erkeklere nazaran yüzde 27’lerde iş bulabiliyorsa ve o işlerde bile erkeklerle omuz omuza çalıştıkları halde erkekler kadar maaş alamıyorsa“

„Eĝer kadınlar yüksek makamlarda hala ancak yüzde 1,4’ü temsil edebiliiyorsa“

„Eĝer hala eğitim gören 100 kadından sadece 2 tanesi yüksek öğrenim görebiliyorsa“

„Eĝer hala kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i erkek partnerleri (eşi yada sevgilisi) tarafından öldürülüyorsa“

„Ve eĝer hala dünya mülteci kamplarında mültecilerin yüzde 80'i kadınlar ve yavruları oluşturuyorsa“
sizler böylesi bir dünyada kadın erkek eşitliĝinden bahsedemezsiniz ve yılda onlara birgün tahsis etmekle cürümlerinizi kapatamazsınız!...

Alemin istikbalinin yegâne teminatı olan çocuklarımızın annelerinin düşürüldüĝü dereceye bakın. Yılda birgün gazete ve dergi sayfalarını onlara ayırıp bir kaç güzel söz ve bir gül veya bir çicekle annelerimizi ne hale getirdiĝimizin farkındamıyız acaba?

Kadın toplumun namusudur, kadın toplumun şerefidir, kadın toplumun şefkat ve merhamet ana kaynaĝıdır, kadın yaşamanın ana kaynaĝıdır, kadın annedir anne! Kadın namusu uĝruna ölsen şehid, yaralansan gazi, öldürsen katil ve günahkar olmadıĝın yüce bir varlıktır. Cenab-i Allah ona büyük bir derece vemiştir. Peygamberleri doĝuran o anneler deĝil midir? Kahramanları doĝuran o kadınlar deĝil midir? Ancak şehvetlerinin esiri, içgüdülerinin kölesi olan cahili sistemlerin bekçileri, daha doĝar doĝmaz anneleri yavrularından ayırdılar, kıreşler, çocuk yuvaları, çocuk esirgeme yurtları gibi kurumlarda öz annelerinin helal sütüyle beslenmesine imkan vermediler, onları doĝdukları fıtrat üzere yetişmelerine engel oldular, kendileri gibi canavar yetiştirdiler. Bugün toplum esas fıtratından uzaklaşmış caniler tarafından idare ediliyor, onun içindirki bugün dünyanın her yerinde kan, acı, gözyaşı vardır.

Bununla da yetinmediler, kimisi nefsi arzularını tatmin etmek için, kimisi cüzdanını kabartmak için, kimisi kirli siyasetini güçlendirmek için kadınları sokaĝa döktüler!.. Yılda bir defa bir kadın heykelin başına geçirdikleri kara çarşafı çıkararak onu özgürlüĝüne kavuşturduklarını sanan beyinsizler bilsinlerki; örtüsüyle, tavizsiz vakur karekteriyle, irfanla çalışan aklıyla, imanla atan kalbiyle eşsiz bir abidedir kadın, onu yüceltmek, kem gözlerin iğrenç bakışlarından korumak için giyindiği örtüsünü çıkartıp sokaĝa salmak deĝil, ona layık olduĝu deĝer ve saygıyı vermektir.

Beyler Bayanlar!
İslam kadar hiçbir sistem ve ideoloji kadına gereĝi kadar deĝer vermemiştir. Şehvetperest içgüdücülerin en çok ortaya attıĝı ve onunla islamı mahkum etmeĝe çalıştıkları iki konunun dışında, islam bütün konularda erkek kadın arasında fark gözetmez, hatta kadına imtiyaz tanır. O malum iki konu da çok evlilik ve miras konusudur. Hatta diyebilirimki „eĝer bugün dünya ilahi nizamla idare edilseydi, bugün kadın hakları koruma dernekleri aksine erkekleri koruma dernekleri kurulacaktı. Beşericiler önce kadınları köleleştirdiler, sonra da onları korumak için sembolik günler ve kurumlar ilan ettiler!..

Malum iki konuya fazla temas etmeyeceĝim, zira konumuz onlar deĝil ama, okuyucularımı merakta bırakmamak için kısaca birer misal verelim.

İslamda miras kadına düşen pay erkeĝin yarısıdır, bu cümleye baktıĝımızda görünürde kadına hakaret yapılmış gibi görünüyor oysa olay tam aksinedir.

Evli bir çift düşünelim (Ali ile Ayşe), ikisinin de babası ölüyor, ikisinin mirası da 150 bin dolar diyelim. Ali’nin bir kız kardeşi var payına 100 bin (bacısının iki katı) dolar düşüyor. Ayşe’nin de bir erkek kardeşi var ve mirasından 50 bin (kardeşinin yarı payı) dolar düşüyor. İslam’da evin geçiminden, kadınının masrafından erkek sorumludur. Dolayısıyla Ali’nin eve getireceĝi o 100 bin, ailenin masrafına harcanırken, Ayşe’ye mirastan düşen 50 bin Ayşe’nin özel parasıdır, ona kalıyor, o parayı kendine özel olarak sarfedebiliyor, kocasının o paradan dolayı üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Şimdi bu örnek aileye baktıĝımızda mirastan Ayşe 100 bin, Ali ise sadece 50 bin dolar mülkiyete sahip olmuş oluyor, kim daha karlı? Ha bir şey daha var, ya sahipsiz kadınlar ne olacak diyeceksiniz? İslam’da dul ve sahipsiz kadınlara devlet bakmak zorunda, bir türlü sosyalamt (fakir fukara fonu gibi) kurumu gibi. İslam devletinde kadınları aç bırakmak, yada sokaĝa çıkıp başkalarının ticari metaı haline gelmesi yoktur.

Çok evliliĝe gelince; islamda tek evlilik esastır, Yüce Allah’ın ehemmiyetle tavsiye ettiĝi sadece tek evliliktir, yani tek kadın almaktır. Ama bazı zaruri hallerde çok evliliĝe de ruhsat verilmiştir, bu ruhsati bir emir olarak algılamak yanlıştır, ama islam düşmanları tarafından bu sürekli bir emirmiş gibi telakki ediliyor. Bu ise ifsattır, yalandır, islam düşmanlıĝıdır. Bir örnek verelim.

Canavar sistemlerin yetiştirdikleri canavar idareicilerin yaptıkları ortadadır. Hergün dünyanın her yerinde yüzlerce insan ölmektedir ve bunun yüzde doksanını erkekler teşkil ediyor. Yeryüzünde dün olduĝu gibi bugün de kadınların sayısı erkeklerden daha fazladır. Diyelimki islami bir devlette yaşıyoruz ve kadınların ekonomik durumları devlet tarafından temin ediliyor ya onların cinsel ihtiyaçları?… İnsanoĝlu buna da muhtaçtır, o zaman bu arzuyu iki şekilde temin etmek mümkün, helal ya da haram!.. Çok evliliĝi kabul etmeyenler, gizlice dost hayatı yaşamak istiyorlar. Soruyorum koca bulamayan ya da çok evliliĝi yasaklayan sistemlerde kadın bu ihtyacını nasıl ve nerde temin edecek? Elbetteki toplumdaki erkeklerle! O zaman gizli de olsa, yasakta olsa evli kadın kocasını başka kadınla paylaşmak zorunda kalıyor, kaldıki bu şekil Avrupa’da çok yaygındır. Hemen hemen bütün zengin erkeklerin sekreter, hizmetçi, yardımcı adı altında ilişkiye geçtiĝi bir çok kadın vardır. Daha dün Almanya’nın Berlin kentinde bir adamın biribirinden haberi olmayan tam 17 tane karısı ortaya çıktı. Kaldıki islam aleminde Hz. Peygamber’den bugüne kadar böyle bir vakaya rastlanmış deĝil.

İslam bu şekilde, özelliklede kadınlara saygı duyulması açısından gizli ilişkileri yasaklıyor, kadına kötü bir ismin yada lakabın takılmasına izin vemiyor, zira kadın islama göre çok mukaddestir, ona fahişelik, hayat kadını gibi sözleri asla kabul etmiyor. Gizli bir şekilde sürdürülüp kadınların bu şekilde aşaĝılanacaĝına, islam onlara helal bir evlilikle saĝlam ve temiz bir aileyi uygun görüyor. İşte iki sistemin arasındaki fark.

Şimdi bir kez daha tekrar edelim; “Eĝer kadınları ticari meta haline getirip, köleleştiren bu rejim ve zihniyetlerin onlara yılda birgün tahsis ederek onları hürriyete, özgrlüĝe götürüyorsa, “haydin hep birlikte dünya kadınlar gününü kutlayalım” diyorum ya siz ne dersiniz?

Saygılarımla

08.03.2004
 
M.Nureddin Yekta
Xweda ferman dike!

Afirandina esmanan û ya erdê û bi cûrbecurîn ziman û rengên we ji ayetên Wî (Xweda) ne. Bê şibhe di vê (afirandin) de ji zanyaran re gelek îbret hene!. (Rum/22)

Ey gelî însana! Bi rastî me, we ji yek mêrek û jinek afirandiye. Me, we kir gel û eşîr daku hun hevdu binasin. Hun baş bizanin (miheqeq) ku kî pirr teqwa be ew li cem me bi rûmet e. Bê şibhe Xweda zana ye û ji her tiştî xeberdar e! (Hucurat/13)

Pewîst e mirov beriya herkesî Îslamê bike hakimê malbata xwe, eşîra xwe, gelê xwe, gelên cînar û paşê jî hemî cîhanê!.. Pewîst e tişta mirov ji xwe re dixwaze ji birayê xwe yê misliman re jî, ya ku ji gelê xwe re dixwaze ji hemi gelan ra jî bixwaze!. Baweriya Cemaeta me ev e!..

Xweda Ferman dike: "De bêje; ger bavên we, kurên we, birayên we, hevalên (jin-mêr) we, mirov û eqrebayên we, malên ku hun qezenç dikin, tîcareta ku hun ji xisara wê ditirsin, meskenên ku hun pê kêfxweş dibin, hezkirîtir be ji boy we ji Xwedê, ji Resûlê Wî, ji cihada di rêya Wî de; êdî bisekinin ta ku Xwedê emrê xwe pêkbîne. Xwedê, civaka fasiqa nayne hidayetê."
(Tevbe/24)

EY MUSLIMAN!


Gelo kiye çêtir ji wî mirovê ku gazî dike bi bal Xweda va, karê qenc dike û dibêje: "Bi rastî ez jî, ji mislimana me?. (Fussîlet/33)

Selam li wan kesan be ku dibêje "Lailahe illallah" û dikeve Rêya Hîdayetê, bi "La"ê înkara hemî taxûtan dike, bi Îllallah"ê jî, Xwedê nasdike, di têkoşîna "Î'layê Kelîmetullah" da ji tu tagûtî re tawîz nade, di zanîna masûliyeta emr û fermana Xweda da ye, cîhadê bi her awahî qebûl dike û di vê rê ya han da li hember serweriya kufrê têkoşîn dike û di vê têkoşîna xwe da bi melavî ye. Dîsa silav li wan kesan be ku, li hember zaliman bê deng namîne û bi mal û canê xwe ji boy serweriya Îslamê têkoşînê dike û alikariya mezlûman dike! Ev Dînê han çawa ku ji Xwedê da hatiye; divê ku ji bo serweriya vî Dînî jî, rêya ku Xwedê daye nîşan bête qebûlkirin.
Neden en çok bize saldırıyorlar? - 2004.03.12

21.06.2000 tarihinden beri yayında olan Dengê Mezlûma (Mazlumların Sesi Dergisi) en çok saldırıya maruz kalan bir yayındır. Acaba neden saldırıların çoĝu bize yapılıyor? Elbette bunun bir sebebi vardır ve çok açık ve nettir.

Her türlü yalan ve hile üzerine kurulan kemalist rejim, kurulduĝu günden bu yana temel iki amaç edinmiştir.

Birincisi:
„İslam Dini’ni, özellikle ümmetçilik anlayışını“ ortadan kaldırmak, islamın kendi başına mükemmel bir sistem olduĝunu zihinlerden kaldırmak, islamı tekelindeki cami ve kurumlarda hapsetmek, islamın kul ile Allah arasında sadece bir kısım ibadet ve ahlaktan ibaret olduĝu (yanlış) fikrini yaymak, kendi tekelinde dalkavuk, yalancı, riyakâr, islamı kemalizme adapte eden, Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar eden, devlet katında bir yer edinmek için islamı kafalarına göre yorumlayan bir sürü din bozuntusu sözde din adamlarını yetiştirmek ve onların sayesinde gerçek müslümanları etkisiz hale getirmek. Bu konuda başarılı olabilmek için, dini okullar açmak, diyanet teşkilatını kurmak, medyayı onların hizmetinde seferber etmek gibi bir sürü oyunlar sergilemektedir. Ama bir türlü başarıya ulaşamamıstır ve ulaşması da mümkün deĝildir. Zira islamı gerçek bir şekilde anlayan ve onun hakim olabilmesi için canıyla, malıyla cihad eden ve hiç kimseden korkmadan, yerenlerin yermesine kulak vermeyen, Allah’ı seven ve O’nun da kendilerini sevdiĝi mücahidler ordusu gün geçtikçe çoĝalmaktadır.

Cemaatimiz İslamı Devri Saadet anlayışıyla gerçek bir şekilde anlayan ve onun hakim olması için mücadele eden bir grup mücahidden oluşmaktadır. Onun içindir ki kemalizmin korkulu rüyası haline gelmişizdir ve bundan dolayıdırki bütün kürd ve islami siteler arasında en çok bize saldırmakta ve bizi tehdit etmektdirler. Ama bizler iki korkunun bir kalpte yer edinemiyeceĝini çok iyi bilen insanlarız ve kalbimizde sadece Allah korkusuna yer vermişizdir, yolumuz Hak’tır ve bu yolda devam edeceĝiz.

İkincisi:
Kürd halkını inkar ve imha politikasıdır. Devlet bütün imkanlarını bu politika üzerine kurmuştur. Türk tarih tezi, güneş-dil teorisi, yatılı bölge okulları, köy kentler, sürgünler, kıyamlardan sonra toplu katliamlar, kıyımlar, jenosidler ve benzeri uygulamaların tümü bu politikanın ürünüdür. Bütün imkanlarını bu projeye seberber eden devlet bir türlü hedefine ulaşamamıştır. Kürd halkı içerisinde zayıf iradeli bazı şahsiyetsizleri kullanarak kürd halkı özgürlük mücadelesinin önünü kapatmaya çalışmıştır bunda da başarılı olamamıstır. Onların vasıtasıyla kürd halkına kemalizmi sevdirmeye, türk dili ve kültürünü aşılamaya, kürdü dininden, kültüründen, örf adetinden, tarihinden, kimliĝinden uzaklaştırmaya, bu halkı sistemle entegre etmeye çalışmıştır, yine başarıya ulaşamamıştır, çünkü kürd halkının baĝrından çıkan, bu halkın inancını, tarihini, kültürünü çok iyi bilen ve koruyan, onun uĝruna mücadele eden kürdlerin sayısı gün geçtikçe çoĝalmaktadır.

Cemaatimiz Kur’an çizgisinde yürüyen, hiçbir halkı inkar etmeden, yeryüzünde yaşayan bütün halkların sahip olduĝu haklara kürdlerin de sahip olduĝuna inanmaktadır. Bu şekilde, nasıl arapların, türklerin v.s. baĝımsız bir devlet kurma hakları varsa Kürdlerin de bir devlet kurma hakları vardır ve kurmalıdırda!.. İrademizin dışında İran ve türk devletinin emperyalistlerle masa başında paylaştıkları vatanımız Kurdistan dört parça deĝil, İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin birer parçası da deĝil, tek bir parça ve tek bir devlettir adı da Kurdistandır. Biz o toprakları işgalçi kuvvetlerin elinden kurtarıp orada „İlayı Kelimetullah’ı“ hakim kılmak uĝruna mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki kürd halkı yüzde 99 müslümandır ve bu halkı hürriyete kavuşturacak tek sistem ilahi sistemdir. Bunun içindirki derin devlet ve uşakları en çok üzerimize gelmektedirler. Zira bizler devletin temel olarak düşman ilan ettiĝi İslam’ı da Kurdistan’ı da savunmaktayız.

Sadece derin devlet deĝil, aynı zamanda bazı sözde islami cemaat ve hareketler Kurdistan’ı savunduĝumuz için bize saldırmaktadırlar. İslam denince birleşiyoruz ama Kurdistan sözkonusu olunca milli damarları kabarıyor ve emperyalistlerle uşaklarının masa başında çizdikleri sınırlara sahip çıkıyorlar. Oysa biz bunu reddediyoruz. Bu sınırlar müslümanların iradesiyle çizilmedi diyoruz, bu sınırlar meşru deĝildir diyoruz. Biz bugün bu sınırları kaldırmak istemekle islam devletinin sınırlarını bölmüyoruz. Biz dört parçaya bölünen aileleri birleştirmeye çalışıyor, oradan küfrü kaldırarak, taĝuti sistem yerine islami hakim kılmaya çalışıyoruz. O zaman gerçek müslümanların bize karşı deĝil de, bizimle birlikte olmaları farzdır diyoruz, zira iki taraftan kürd halkına yapılan zülme karşı baş kaldırıyoruz. Ve biliyoruz ki ne zalimin ne de mazlumun dini sorulmaz, ne zalimin ne de mazlumun ırkı sorulmaz, nerede zülüm görülse karşısına dikilmek her müslümana farzdır. Mazlum Kürd halkı ya da Kurdistan olsa da durum aynıdır. Bugün müslümanlar Filistin için ne kadar mazlumdur diyorlarsa Kurdistan için de aynısını demeleri gerekir, ama ne yazıkki birçok müslüman hala bu şuura erişememiştir.

Biz haklıyız ve bu Hak mücadelesinde kararlılıkla yürüyeceĝiz, hiçbir saldırının ve hiçbir tehdidin tesiri altında kalmadan batıl zail olup „Hakk“ hakim oluncaya kadar, Kurdistan’ı işgalcilerin elinden azad edinceye kadar mücadelemiz sürecektir.

Türkün dücar oldugu KD hastaligi! Kürd düsmanligi kanserden de beter!.

Bazen hic yazmasam mi diyorum kendi kendime, yazsam neye yarar, kim okur, kime yarar, ne bilem bir sürü soru gelip geciyor aklimda.

Düsünüyorum da acaba bana bir soru sorsalar, deselerki sen hayatta hic dermani olmayan bir hastalik bilir misin? diye. Doktor olmadigim, tipi okumadigim halde, buna "evet var öyle bir hastalik" derim. Belki yeryüzünde insanlik aleminin basina bela olan bir sürü hastalik vardir, verem, veba, kanser, aids v.s. ama tip ilerledikce bütün bu hastaliklara bir care bulunuyor, ama gel gelelimki türk devleti ve bir kisim fertlerinde öyle bir hastalik vardirki dermani yeryüzünde de, gök yüzünde de bulunmamaktadir. O hastalik KD hastaligi (kürd düsmanligidir). Öyleki vücutlarinin her zerresine yerlesmis, hatta kandaki alyuvarlar akyuvarlarin yerine KD (kürd düsmanlig) hücreleri yerlesmis ve bir türlü cikmasi da mümkün degil. Isin ilginc tarafi bu hastalik miras yoluyla da bulasiyor, yani babadan ogula!.. Yüce Rabbim ne büyüksün sen! Hani derdi veren sen, dermanini veren de sendin, nolur su kullarin türklere de bir derman ver, yeter artik asirlardir bu hastaliktan perisan oldular, onlara yardim etki sifa bulsunlar.

Bu hastaligin cok cesitleri vardir, (icten ice hastayi bitirip öldüren, disariya vurup kendini gösteren) hangisine temas edeyim diye düsünüyorum, isin kötüsü doktor degilim, hani doktor olsam belki hastaligin iyilesmesi icin daha iyi bir recete sunabilirdim, ancak ben sadece hastaligin disariya vuran kismini izah etmeye calisayim, belki Cenab-i Allah doktor gönderir hastalarimiz sifa bulurlar.

Son bir kac aydir türk devletinin diline doladigi bir konu var. Irak'a ikinci sinir kapisini acmak! Iyi de bu kapiyi nerde acacaklar? Türk devletinin istedigi bu yeni sinir kapisinin kürdlerin olmadigi bir mevkiden gecmesidir, yada kürdlerin az oldugu bir güzergahta. Güzel de Iskenderun'dan Iran sinirina kadar Güney Kurdistan'in iki parcasi duruyor, bu yolu gökten mi götüreceksiniz? Gökten gitse bile yine Kurdistan hava sahasina girer.

Amaclari bu yolun kürdler tarafindan kontrol edilmemesi, bu sekilde türkmenlere rahatca silah tasiyabilecekler, mitini itini oraya sokabilecek, kürdlere sinirda vergi, harc v.s. gibi seylerde ekonomik olarak yardimci olmamak.
Telafer'de bir kac yüz türkmen var diye Ankara tutturmus illada yol Telafer-Musul güzergahinda gitmeli, peki ya Telafer'e varincaya kadar nerden gececeksiniz? 100 metre de osla kürd topragindan gecerseniz yine sizin icin degisen bir sey olmayacak.

Ankara tutturdu illada Ovaköy'den gecsin, Irak hayir Şinova'dan gececek derken görüsmede herhangi bir antlasma saglanmadan, herkes evinin yolunu tuttu. Oysa bu yol Ovaköy'den de gecse, Sinova'dan da gecse sonucta kapiyi kontrol edecek olanlar yine kürdlerdir.

Italya'nin özel kanallarindan la7 televizyonuna konusan Irak Geçici Yönetim Konseyi (GYK) üyesi Adnan Paçacı, ''Kabul edilen geçici Anayasa'nın, Irak açısından yepyeni bir deneyim oldugunu, bölge yönetimlerinin halk tarafından seçileceğini ve merkezi hükümetin sadece bazı konularda yetkili olacağını, su andaki hedeflerinin olabildiğince merkeziyetçilikten uzak bir otorite anlayışını hakim kılmak olduğunu" söylüyor ama Türkiye Irak'ta üniter bir devlet kurulmasindan yana, neden? Cünkü kendileri kürdlere bir sey vermiyor, ayrica sadece Türkiye isgalinde olan Kurdistan'daki kürdlere degil, dünyanin neresinde olursa olsun, hatta ayda olsa bile kürdlere herhangi bir hakkin taninmasindan rahatsizdir. Utanmadan hergün kürdler aleyhinde sarfettikleri sözlerden sonra, yine de yüzleri kizarmadan 25-30 milyon Kuzey Kürdlerinin yüzüne nasil bakiyorlar anlamak mümkün degil.

Bir kac zibidi masa türkmeni kullanacagini zanneden Ankara her firsatta kürdlere saldiriyor, yok kürdce Irak'in ikinci resmi dili oluyormus, yok pesmergeler silah birakmazsa türkmenler de silahlanacakmis? Yok neden kürdler ikinci asli unsur oldu da türkmenler azinlikta kaldi? falan filan... bir sürü sacma sapan sözler...

Ne diyelim Allah akil fikir versin. Yahu türkmenler zaten orada muhacirdirler, dua edinki kürdler sayesinde azinlik oldular, kürdlere bu konuda minnettarsiniz, onlara tesekkür borclusunuz. Kürdler orada asli unsur haline (yani simdiki anayasaya göre) gelinceye kadar yüzbinlerce sehid verdiler, kaldiki zaten kürdler o topraklarin esas sahipleridirler, ya türkmenler? 80 yildir siz ve türkmenler nerdeydiniz? Saddam ve önceki ikidarlar kürdleri oldugu gibi türkmenleri de katlediyordu, neden hic sesiniz cikmadi? Türkmenler Osmanli dönemi de dahil, tarih boyunca ilk kez özgür yasiyorlar, dillerini kullanacaklar, okullari olacak, partileri olacak, daha ne istiyorsunuz? Türkmenlere verilmis haklari siz neden Kuzeydeki kürdlere vermiyorsunuz? Gerci bu benim istegim degil, cünkü biz azinlik degiliz, biz bu memleketin esas sahibiyz, ama siz azinlik haklarini bile cok görüyorsunuz.

AB yasalarina uyum saglamak amaciyla cikardiginiz "yerel dil ve lecelerde yayin" yasasini dahi yürürlüge koyamiyorsunuz? Kürdce yayinin sadece TRT'den yapilmasini kabul eden Türk Hükumeti aylardir hala yayina baslamadigi gibi, yönetmelikte yerel dil ve lehçelerde yayın yapma hakkı ulusal radyo ve televizyon kanallarına verildigi icin bugüne dek hiçbir televizyon kanalindan müracaat olmadı.

Yanibasinizda bir devlet ve kürdce devletin resmi dili oldu, “Türkiye’nin tanıdığı ülkelerin birinci resmi dilleri” arasinda kürdce de var, olacaktir, yarin oraya gideceksiniz, pasaportlariniza kürdce damgalar, mühürler vurulacak ama siz hala hastaliginiz icin bir ilac bulmak istemiyorsunuz. Irak geçici anayasanın 9. maddesi, Kürtçe’yi Arapça ile beraber Irak’ın resmi dili olarak ilan ediyor. Resmi gazete artık iki dilde çıkacak, tüm resmi yazışmalar ve yayınlar iki dilde yapılacak, okullarda her iki dilde eğitim verilecek; ülkenin parasında, pulunda, pasaportunda artık Kürdçe de yer alacak.”

Kürd lider Sayin Mesud Barzani, tüm dünyada izlenen konuşmasını Kürdçe yaparak, yepyeni bir dönemin işaretini de veriyor.
Artik isteseniz de istemezseniz de Irak'ta resmi iki dil var, kürdce ve arapca, ve sözde hududunuzun hemen ötesinde bir Kurdistan var, artik basinizi kumdan cikarin, yeter bu kadar kör olmayin, Kürd var Kurdistan var ne akil etmez bir milletsiniz!.. Siz taniyin ya da tanimayin bütün dünya taniyor artik. Bari birlikte yasamak zorunda oldugunuz kürdlerden utanin, ama nerde sizde o haya perdesi?...

Ne diyeyim Yüce Rabbim topunuzun duçar oldugunuz KD (Kürd düsmanligi) hastaligina karsi size yardim etsin, size sifa versin. Gercekten hastaliginiz cok büyük ama ilaci var, ne yazikiki siz bu ilaci kullanmaktan da acizsiniz. Icinde bulundugumuz bu medeni asirda tip her türlü hastaliga care bulurken siz KD hastaligi karsisinda ilacsiz, dermansiz caresizsiniz, Allah akil fikir versin.
Amin

2004-03-11
Halebçe şehidlerini rahmetle anıyoruz! - 2004.03.16

Tarihin ender katliamlarından olan Halebçe halk kıyımını yıldönümü münasebetiyle katilleri lanetliyoruz. Bilindiği gibi 16 Mart 1988 sabahı uçaklardan atılan hardal gazıyla Güney Kürdistan'ın Halebçe kasabasının Kürd halkı; insanı, hayvanı bütün canlılara bu katliam zalim Irak Baas yönetimi tarafından gerçekleştirilmişti. Bu katliamda ve Kürdistan haklı mücadelesinde hayatını kaybeden bütün şehidlere Allah'tan rahmet diliyoruz. Şehadetleri mübarek olsun.

Dün Kuzey Kürdistan'da, (Güney, Güneydoğu) ve Halebçe'de bu gün yine Mehabad, Qamişlo ve Haleb'de yine mazlum Kürdler katedilmektedirler. Eğer dur denmezse yine Halebçeler, Dersimler, Agirî´ler yaşanacaktır. Dün Diyarê Bekir´de (Amed) darağaçlarında idam edilmişlerdi, Halebçe'de kimyasalla yerle bir edildiler. Kürd halkı toptan yokedilmek istendi. Bu gün yine Qamışlo, Haleb ve Mehabad'da Kürdler; erkek, kadın, çocuk ve yaşlılar fark gözetmeksizin katedilmektedirler.
Kürd cellatları Kemalist, Pers, Baas ve Nuseyrilerin yapmış oldukları katliam ve zulümleri lanetle kınıyoruz. Kürd cellatlarından Saddam'ın başına gelenlerin (el aşağı edilmesi, rezil- rüsvay... ) akibeti diğer Kürd celladlarının başına!..
Yaşanan haksızlık ve katliamları hür dünya ve halklarının vicdanına duyuruyoruz. Başta Kürdistanlılar olmak üzere herkesi sessiz kalmamaya çağırıyoruz.

Yaşasın halkların ve mazlum Kurdistan halkının özgürlüğü!...
Kahrolsun, zorbalar, kabiller ve Kurdistan celladları!..

16 Mart 2004

Partiya Mezlûmên Kurdistan (Partiya Gel)
Siyasi Büro Sorumlusu
Zakir SÖNMEZ
Bazı Müslüman türkler bir türlü ırkçılıktan kurtulamıyor!

Kürde fırsat verme ya rab, dehre sultan olmasın
Ayaĝını sıksın çarık asla iflah olmasın
Vur sopayı al ekmeĝi, karnı bile doymasın
Ol çeşmeden gavur içsin, kürde nasip olmasın
Yavuz Selim (Osmanli Padisahi)
 
Söze yukarıya aldıĝımız bir şiirle başladık. Bu şiir, müslüman türklere göre halife olan Yavuz Sultan Selime ait. Müslüman türklere göre dedik, çünkü ırkçı türkler zaten islama, halifeliĝe ve ümmetçiliĝe karşıdırlar, zaman zaman islamı aĝızlarına almaları bile asırlarca yaptıkları gibi yine saf müslümanları kandırmak içindir. Osmanlı tarih boyunca aynen böyle yapmıştır, islamı kullanarak, müslüman kardeşliĝi malzeme yaparak müslümanı müslümana kırdırıp Osmanlı sınırlarını ve sömürgeciliĝini yaymışlardır. Örnek vermeye kalkışırsak sanırım Yavuz Selim yeterlidir. İşte Yavuz Selim ve işgalcılıĝı ve işte müslüman türklerin onu halife olarak meşrulaştırması.

Yazımızı, ırkçı türkçülerin turkcu.net sitesinden ve müslüman türklerin enfal.de sitesinden aldıĝımız bazı pargraflarla açıklık getirmek istiyoruz.

„Türk'e yarar saĝlayan bir kişi bi biçimde Türkcüdür zaten! Türkçe'ye sahip çıkan, kültürümüze örf ve adetlermize sahip çıkan bir kişi zaten Türkcüdür! Osmanlı döneminde de Türkcüler vardır... Yavuz Sultan Selim Han da onlardan bi tanesidir!“
”Ben hiçbir ülkücünün, Hun tarihi, Gök Türk tarihinden bahsettiĝini duymadım. Ve bu sentezcilerde meşhur bir söz vardır! "Türkler, islam ile şereflendi" Yahu Türkler islamdan önce şerefsizmiydi?”
”Türkler mi islamla şereflendi, yoksa islam mi Türklerle? Aceba Türkler olmasaydı, islam arabın çölünden çıkabilecekmiydi?” (turkcu.netten)

Evet türk ırkçılarının bu ve benzeri sayfalarda yazdıkları çok ilginç sözler var. Gerek ırkçı ve gerekse de müslüman türkler genelde Anadolu’ya geldikten sonraki kahramanlıklarını dile getirirler ve onunla övünürler. Kimisi islama şeref verdiĝini, kimisi de yaptıkları katliamları, ortadan kaldırdıkları islami devletleri, zorla ele geçirdikleri hilafeti „islam adına“ yapıldıĝının kılıfını buluyorlar. Yani türkler ne yapmışsa meşrudur ve islama hizmettir, bunun aksini iddia etmek ya islama ihanettir yada türklüĝe! İşte en radikal müslümanların sitesinden Yavuz’un katliamlarına bir kılıf ve o katili, o katliamcıyı meşru halife olarak kabul etmek ve lanse ettirmek.

„Sert tabiatlı ve cesurdu. Bu yüzden muharebeyi çok severdi. İran'a yaptıĝı seferde Şah İsmail'i 12 saatte perişan etti. Şah İsmail'in iki karısı da esir oldu. Ordugâhtaki hazine ve altın taht ele geçirildi. İran'ın o zamanki başşehri Tebriz'e girdi… Adana, Gaziantep, Hatay, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Muş, Bingöl, Bitlis, Tunceli vilâyetlerini Osmanlı topraklarına kattı. Dulkadir Beyliĝi'ni, Musul, Kerkük ve Erbil'i Osmanlı hudutlarına dahil etti. Eyyübi Melikliĝi'ni aldı. 1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz'da Ramazanoĝulları Beyliĝi'ni ilhak etti. 24 Aĝustos'ta Mısır Memlükleri ile Mercidabık Ovasında karşılaştı. Memlükleri kesin bir şekilde maĝlub etti. 28 Aĝustos'ta Haleb'e girdi. 29 Aĝustos 1516'da bütün mukaddes emanetler İstanbul'a getirildi. Suriye, Lübnan ve Filistin tamamen fethedildi. 22 Ocak 1517'de Memlükleri Ridaniye'de tekrar yendi ve Kahire fethedildi. Yavuz, Memlük sultanının cenazesini bizzat omuzlarında taşıdı. Kahire'nin fethinden sonra İstanbul'a gelen Mısır ulemâsı ile, Türk ulemâsı Yavuz'un halife olmasını kararlaştırdı. Tahtı devraldıĝında 2.375.000 km. kare olan Osmanlı topraklarını 6.557.000 km. kareye çıkarmıştır. Bu büyük fütuhatı ise sadece 4 seneye sıĝdırmıştır.” (enfal.de’den)

Aslında yukarıya aktardıĝımız paragraflara birşey ilave etmeye de gerek yok, ancak bazı saf müslümanların (kürdler) Osmanlının nasıl kurulduĝunu, hangi temel esasları kabul ettiĝini, amacının islama hizmet mi yoksa islami türkçülüĝe hizmet eden sistem haline getirmek mi olduĝunu anlamaları açısından ve de Osmanlının islam idaresi adı altında ne kadar katliam yaptıĝını, diĝer ırklara ne kadar düşman olduĝunu, işgal ettikleri topraklara nasıl bir istila kılıfı bulduklarını v.s. kirli siyasetine bir izahat vermek açısından bir kaç cümle ilave edelim.

Bir kere türk tarihini yazan türkçü tarihçilerin hiçbiri Osmanlının bu kadar yayılmasında devletin gerçek siyasetini yazmamaktadırlar. Irkçılar buna ayrı kılıf bulurken, islamcıları da islam adına yapıldıĝını izah etmeye çalışıyorlar, oysa durum tam aksinedir.

Şimdi müslümanlarından bazı sorular soralım.
Osmanlının yayılmacı, işgalcı savaşlarına “sefer” ya da “fetih” denir mi? Osmanlının islam topraklarını işgal ettiĝi sıralarda o topraklarda kimler vardı ve devlet idaresi neydi?

Türkler katır ve eşek sırtında Ortadoĝu ve Anadoluya gelmeden önce o topraklarda zaten islami bir sistem vardı. Sahabeler İstanbul surlarına kadar dayanmışlardı!.. Mesela Eba Eyyubul Ensari!.. 750 yılında Çin hududlarında Talas savaşında türkler müslümanların adını duydukları zaman Ortadoĝunun tamamı müslüman olmuştu bile!.. Beşikçi’nin de yazdıĝı gibi “türkler 1070 yıllarında Anadolu’ya geldikleri zaman baktılar ki buranın halkı müslümandır. Müslümanlık ve islam kardeşliĝi rolünü oynayarak yer edindiler”

Bakıyoruz ki ilk önce (Malazgirtte) kürdlerle tanışıyorlar, kardeşlik adı altında onlardan destek alarak anadoluya girmeye çalışıyorlar. Rum topraklarına kürdlerin sayesinde yerleşiyorlar. Gel gelelimki Rum topraklarında iyice güçlendikten sonra sınırlarını ta Kurdistana kadar yayıyorlar. 1514 yılında Çaldıran’da yine kürdlerin desteĝiyle İran’ı yeniyorlar. Ne yazıkki kürdler kardeşlik adına türklere verdikleri desteĝin mükafatını daha sonra asırlarca katliamlarla ödemek zorunda kalıyorlar.

Hiçbir tarihçi Kurdistan topraklarının silah zoruyla yada savaşla Osmanlıya baĝlandıĝını iddia edemez. Yavuz Selim’in Kürd lider İdrisi Bitlisi ile yaptıĝı antlaşma neticesinde Kurdistan gönüllü bir birlikteliĝi kabul ediyor ve Osmanlıyla birleşiyor. Altıyüz kusur senedir kürdler Bitlisi’nin yaptıĝı (kimisine göre) hatanın cezasını çekiyorlar. Tıpkı son zamanlarda dem-cum’la (demokratik cumhuriyte projesi) gönüllü birlikteliĝi savunan bazı kürdlerin bilerek ya da bilmiyerek yaptıkları hatayla bir altıyüz sene daha kürdleri ceza çekmeye mahkum edilmesini istedikleri gibi!… Kardeşlik adı altında kürdleri kandıran Katil Yavuz daha sonra yukarıya kaydettiĝimiz şiiriyle kürdlere düşmanlıĝını nasıl kustuĝunu görmekteyiz.

Özetlemek gerekirse: Osmanlı bir Hilafet devleti deĝil, yayılmacı, işgalcı, katliamcı ve sinsice ırkçılık yapan bir idare sistemidir. İslam topraklarını zorla işgal etmiş, yüzbinlerce müslümanın kanına girmiş katil bir devlettir. İşgal ettikleri yerlerde acımasızca insanları katletmiş, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını talan etmiştir, taşinabilir ne kadar altın, hazine ve deĝerli menkul eşya varsa hepsini taşımıştır, elkoymuştur. Bunlar iddia deĝil, hepsi türk tarihlerinde vardır, yukarda örneĝini verdik. Memluk devleti islami bir devletti, Mısır islam topraĝıydı, onun fethi de ne demek oluyor? Fetih; müslüman olmayan ama saldırgan bir devleti (ya da topraĝı) islama baĝlamaktır. Sefer; Peygamberimiz ve Raşid Halifelerin, islam devletini korumak amacıyla saldırgan “darul harb” memleketlerini zararsız hale getirmek için yaptıkları savaşların adıdır, kim diyebilirki siz kalkın yüzbinlerce ordunuzla müslüman devlet ve milletlerini işgal edin, yüzbinlercesini kılıçtan geçirin, tacını tahtını, topraĝını, namusunu esir alın, onları cariye olarak kullanın ve buna da islama hizmet adı altında sefer ya da fetih deyin!.. Dalkavuk ve esir bazı ulemanın zoraki fetvalarıyla kendinizi Halife ilan edin!.. Osmanlı padişahları tahtlarını devam ettirmek için başka sultan ve halkı katlettikleri gibi, öz kardeşlerini bile hatta beşikteki kardeşini bile katletmişlerdir, ne yazıkki zamanın dalkavuk şeyhul-islamları buna da birer fetva vermişlerdi. Tıpkı Sultan Mehmed’in beşikteki kardeşini öldürttüĝü gibi.

Osmanlı devlet zihniyeti bazı Türk devlet idarecilerinde hala devam etmektedir. Örneĝin 120 bin Kıbrıs türküne, 160 bin Irak türkmenlerine devleti istiyen Türkiye idarecileri dörde bölünen 40 milyon kürde deĝil devlet, federasyonun bile verilmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Yavuz’un şiirle kustuĝu düşmanlıklarını bazı idarecilerin demeçlerinden rahatça anlayabiliyoruz.

Şöyle dönüp bir daha tarihe bakarsak, Arabistan (arapların Asya’daki tüm bölgeler) ve Mısır ele geçirilinceye kadar kaç bin müslüman katledildi, neden?
 
2004.03.19

Newroz Bayramı ve alamı


Allah’a hamd Resulüne selat ve selam olsun!

Bir kere Newroz’a bayram demek ne kadar saĝlıklıdır, bence önce bu terime ve bu güne doĝru ve saĝlıklı bir isim belirlemek gerekir. Newroz bayram mıdır, yoksa zülme başkaldırmak, sömürüye hayır, katliama hayır deme günü müdür? Kanaatimce asırlardır kutlanan bu gün manasından tecrit edilmiş, soyutlanmıştır.

Bugün Ortadoĝu’da özellikle de Kurdistan’da kutlanan Newroz günü tamamen gelenekçi bir bayram haline dönüştürülmüştür. Bence sinsice hazırlanmıs bir planla kimi çevrelerce „dine aykırıdır, yezidilerin, gayri müslimlerin v.s.nin bayramıdır“ denilerek müslüman kürdleri bu günün manasından uzaklaştırmak istemektedirler, kimi çevrelerce de „bahar bayramıdır“ denilerek Newroz günü esas manasından uzaklaştırılmak istenmektedir. Ben her iki yönüyle de Newroz Gününe işaret etmek isterim.

Bir kere dünya kurulalı ta bu güne kadar bütün ırklarda ulusal ve kültürel (geleneksel) bayramlar olduĝu gibi dinsel bayramlar da vardır. Bu adetler islamdan önce olduĝu gibi islamdan sonra da devam etmiştir. Peygamberimiz (a.s.) islam kaynaklarına zıt düşmeyen hiçbir geleneĝi yasaklamamıştır. Mekke’den Medine’ye hicret ettiĝi zaman medinelilere yasak ettiĝi bayram günleri, putları yadettiĝi ve hiçbir manası olmayan geleneksel bayramlardır. Medine’ye yerleştikten sonra görüyorlarki Medine ehli bazı özel günlerde bayram yapmaktadır. Sebebini sorduklarında „bu günler eskiden beri kutladıĝımız geleneksel bayram günlerimizdir“ (hepsi bu) demişlerdir. Peygamberimiz „bundan sonra size iki bayram gününü haber veriyorum, biri Ramazan bayramı, diĝeri de Kurban bayramıdır“ demişlerdir. Dikkat edersek bu iki günde de ondört asırdır sadece şenlik vardır. Kutlamalar, davetler, birbirini ziyaretler, yemekler, et pişirmesi, barışmalar v.s. Dolayısıyla bu bayram günleri müslümanların kaynaşmasına, birleşmesine, dargınların bir araya gelmesine, zenginlerin fakirlere yardım etmesine..... gibi şeylere vesile olması açısından ehemmiyetlidir. Ama bu demek deĝildirki meşru bir şekilde hatırlanan günler ve o günleri yerinde kullanmak haram olsun.

Pekala bilinmektedirki; batılın ve bidat şeylerin islamda yeri yoktur, aynı şekilde hiçbir mana ifade etmeyen bayramların da. Özellikle de islam sistemine karşı yapılan devrim bayramları, başka halkların yerini, yurdunu işgal edildiĝi günlerin bayram ilan edilmesi, katliamların yapıldıĝı günleri bayram ilan etmek elbetteki islama ters düşer ve islam bunu kabul etmez.

Bir halk zalimlerden kurtulduĝu gününü bayram yapabilir ve yapmalıdır da, ancak bir halkı yerlebir ettiĝiniz günü, ya da serhıldanların liderlerini astıĝınız günü kendinize zafer kabul ederek o günlerde bayram yapamazsınız. Bu belki sizin için bir zafer sayılabilir ama öte yanda maĝlup ettiĝiniz halkın kara günüdür. Başka halkları gözyaşlarına boĝdurduĝunuz günleri kendinize bayram yapamazsınız.

Evet bayram günlerinin ve o günleri kutlamanın birçok sebepleri vardır. Bu sebeplerden bazıları da mazlumun özgürlüĝünü elde edip zalimlerin zülmünden kurtulduĝu, sömürge ülkelerin baĝımsızlıklarını elde ettiĝi, kölelerin özgürlüĝünü elde edip hürriyete kavuştuĝu, ya da bütün bunları elde etmek için ayaĝa kalkıldıĝı, zalimlere karşı ayaklanma yapıldıĝı, özgürlüĝe kavuşmak için serhıldanlar yapıldıĝı gibi... Bu anlamda baktıĝımız zaman Newroz’un kendine has bir yeri vardır. Çünkü Newroz; batılın hakim olduĝu, zalimin zafer kazandıĝı gün deĝil, mazlumların serhildanlarla kıyam ettiĝi ve özgürlüĝüne kavuştuĝu gündür, o açıdan newrozu kutladıĝımız zaman bu mananın dışına çıkmamak gerek. 2708 yıldır kürd halkı bu manada newrozu kutlamıştır, kutlamaktadır.
Ancak son zamanlarda newrozun manası daraltılmaktadır. Kimi çevrelerce ya bir şahısın tanrılaştırılması için, yada maddi menfaat saĝlamak amacıyla bu günü bir şenlik günü olarak kutlamaktadırlar.

Özellikle müslüman kardeşlerimizin dikkatini çekmek isterimki; newroz günü ile islamla idare edilmiyen bazı devletlerde kutlanan bazı bayram günleri birbirinden çok farklıdır. Newrozu o günlerden ayırmak gerek, zira newroz bir zülme bir sömürüye, bir zalime karşı başkaldırı iken, onların bayram günleri, islamı kaldırıp yerine taĝuti bir rejim getirmekle  milyonlarca insanın katledilmesine, haklarının gasbedilmesine, islam nizamının kaldırılmasına sebep olacak kufri sistemin temelinin atılmasıdır. Bir başka tabirle newroz zülme başkaldırı, diĝer bayramlar da mazlumları ezme, inançlarını yoketme günüdür. İşte aradaki fark budur.,

Newrozun meşhur kürd kahramanı Kawa’nın zalim diktatör Dehhak’a (zamanın Saddamları, Esadları) karşı bir başkaldırıdır. Bu manada ele aldıĝımızda, yani newrozu zalimlere karşı başkaldırı olarak algıladıĝımızda görüyoruzki islama göre bu günü yine islam ölçülerine göre kutlamakta hiçbir sakınca yoktur. Zira islam mazlumların yanındadır. Hatta bana kalırsa yılın 365 gününü newroz ilan edip zalimlere karşı serhıldanlar yapmak gerek.

Newroz mazlumların bayramıdır yada serhildan günüdür, bu günü zalimlerle ortak kutlamak, sadece şenlik haline getirmek, bu şekilde zalimlerin işgalcılıĝını meşrulaştırmak, onu zalimle mazlumun barıştıĝı gün olarak lanse edip yine zalim zalim olarak kalacak, mazlum yine köleliĝine devam edecek şekillerde kutlamak elbetteki hem dinimize hem de milletimize ihanettir. Bu anlamda işgalçi kuvvetlerle resmi yada gayri resmi bir şekilde bayramı kutlamayı bu halka ve tarihine ihanet olarak algılıyoruz.

Newroz nasıl islamdan önce serhildanların günü olarak kutlanmışsa, bugün yine aynı şekilde kutlanmalıdır ve bu günde zalim ile mazlum ayırdedilmelidir. Çünkü halkımız bu günde özgürlüĝü, serhıldanları ve düşmanlarının kendilerine yaptıkları zülümleri hatırlamaktadır, onlarla şenlik yaptıĝı günleri deĝil!.. Newrozu ateşe tapanların bayramı olarakta lanse etmek yanlıştır. Zira Kawalı günlerde iletişim aracı sadece ateş yakıp haberleşmektir, yoksa kürd halkı ateşe tapıyor anlamında deĝil. Geçmişte olduĝu gibi bugün de, halkımız bu anlamda ateş yakmakta, Dehhakların tahtını temsili olarak yakıp etrafında sevinç gösterileri yapmaktadır.

2708 yıldır newrozda yakılan ateşi aydınlıĝa giden bir meşale olarak kabul eden kürd halkı, ne yazıkki hala kendi öz topraklarında özgürlüĝünden mahrum, bütün hakları elinden alınmış ikinci sınıf insanı olarak yaşamak zorunda bırakılmış bir halde yine bir newroz gününe girmiş bulunmaktadır. Kurdistan’ı işgal eden güçler, halkımızın tarihini, kültürünü, geleneklerini, örf-adetini marjinalleştirmek istediĝi gibi, bayramlarına da sahip çıkmak istemektedir ve hatta belki bazı çevrelerle de kutlamak istebilirler.

Oysa kürdler onlarla neyin bayramını kutlayacaklardır? Asırlardır bu günün anlamını elde etmek için serhildanlarla meydana çıkan halkımız, bugün barış adı altında dehhaklarla bayramını kutlamamalıdır. Zira kürd halkı hala tehdit altındadır, hala haklarından mahrumdur. 
Yine adaletsizlik ve hukuksuzluk devam ediyor, kürdler gözaltına alınıyor, işkence görüyor, faili mechullar devam ediyor. İnsan hakları çiĝneniyor, kürdler adına herhangi bir kurumun açılmasına izin verilmiyor, düşüncelerinden dolayı yıllardır hapiste yatanlar serbest bırakılmıyor, onlara yenileri ekleniyor, kürd partilerinin kurulması hala yasak, serbest olan legal partilerde de kendi anadillerinde konuşmak yasak.
 
Ne yazıktirki bazı kürd çevreler, sözde barış ve sulh projesi adı altında halkımızı inkarcı sistem siyasetiyle birleştirmeye çalışıyorlar. Birlik beraberlik, kardeşlik adı altında yine kürdlerin asırlarca kendi öz topraklarında köle olarak yaşamalarını dayatmaktadırlar. Oysa barışı istemeyen kürdler mi? Kardeşliĝi istemeyen kürdler mi? Kürdler her zaman barış ve kardeşlik ellerini uzattılar ama ne yazıkki uzanan eller her defasında kırıldı.,

Kürd halkı daha evvel islam kardeşliĝi projesiyle diĝer ırklarla kardeş olarak yaşamak istedi ancak, mükafatları sadece katliam oldu. Dün sosyalizmle halkımıza kardeşliĝi dayatan zihniyet başarılı olamadı, bugün demokrasiyle yine kürdlere kardeşlik, birlik, beraberlik dayatılıyor, bu projenin de iflas ettiĝi çok açıktır. Kürd halkı anlamıştırki ne islamla, ne sosyalizmle ne de demokrasiyle kendilerine kardeşlik eli uzatılmıyor. Kürd halkı bugün de sözde islamla, baas sosyalits kominist partiyle de ve demokrasiyle de idare edilen devletlerin halkımıza karşı yürüttükleri kirli siyasetini anlamıştır. Yeri geldiĝi zaman birbirlerine düşman olan bu zihniyetler, kürdler söz konusu oldumu birleşip yekvücut haline gelmektedirler.

Evet Kürd halkı kendi başına baĝımsız bir halktır, ama eĝer bugün hala bir kısım toprakları işgal altındaysa da, o toprakları özgürleştirinceye kadar serhıldanlarına devam etmelidir, bayramlarını baĝımsız olarak kutlamalıdır, özellikle böyle tarihi günlerde düşmanla işbirliĝi yapmamalıdır ve yapanları da tecrit ve teşhir etmelidir.

İnanıyoruz ki halkımız bayramını içeriĝinden uzaklaştırmadan kutlayacaktır. Bu anlamda kürd halkının Newroz bayramını kutluyor, böylesi günlerin kürd halkının birleşmesine, kardeşliĝine vesile olmasını diliyorum.

19.03.2004
M.Nureddin Yekta

Hamas Lideri Şeyh Ahmet Yasin şehid oldu!

Bu gün sabah namazından sonra evine dönerken Gazze kentinde İsrail’in helikopterinden atılan füzeyle isabet alan Şeyh Ahmed Yasin ve 9 Filistinli öldürüldü, 12 kişi de yaralandı. Yaralılar arasında Şeyh Yasin’in iki oğlu da bulunuyor.

İsrail eylemi üstlendi.
İsrail ordusunun yaptıĝı açıklamada; Şeyh Yasin „yabancıların güvenlik personelinin ölümlerinin sorumlusu ve terörist örgütün lideri“ olarak tanımlanıp yanındakilerle bir operasyon sonucu öldürüldüĝünü üstlendi.

İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz, “Ahmed Yasin bir terör lideriydi, Filistinli Bin Ladin’di,” „Yasin’in öldürülmesinden sonra da örgüte yönelik “savaşın süreceğini” söyledi.

Hamas intikam alacaĝız dedi.
Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Abdülaziz El Rantissi de, “Bu katiller, bu suçlular ve bu teröristlerle artık savaş açıktır” ifadelerini kullandı.
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayı yayımladığı bildiride, “Şeyh Ahmed Yasin’in öldürülmesinin öcü alışılageldik bir şekilde olmayacaktır, İsrail’de deprem yaratacaktır” denildi.
El Aksa Şehitleri Tugayı, İsrail’e savaş ilan ederek, misilleme yapacağı tehdidinde bulundu. Filistinli grubun açıklamasında, “Allah’ın izniyle, birkaç saat içinde cevabımız olacak” dedi.

Şeyh Ahmet Yasin kimdir?
1938 yılında Filistinde doĝdu, 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasıyla Gazze Şeridi’ndeki Filistin mülteci kamplarında büyüdü. Çocukluĝundan beri İslami ilimlere yönelen Yasin, 12 yaşında spor yaparken geçirdiği kaza nedeniyle felç oldu. Daha sonra Mısır’ın Başkenti Kahire’de El Ezher Üniversitesi’nde okudu. Mısır’da İhvanul-Muslimin teşkilatından etkilenen Şeyh Yasin 1987 yılında teşkilatın bir kolu olarak, kısaltması Hamas olan İslami Direniş Hareketi’ni kurdu. Kısa sürede Filistin lideri Yaser Arafat’ın El Fetih Örgütü’nün en güçlü rakibi haline geldi. İlk bildirisi 15 Aralık 1987’de yayınlanan Hamas, 1991 de askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayı’nın kurulmasıyla örgüt daha da kuvvetlendi ve İsraile karşı eylemelrini artırdı.

İsrail askerlerini ve İsrail’le işbirliği yapan Filistinlilere saldırılar düzenlemekle suçlanan Yasin, 1989’da örgütün çok sayıda üyesiyle birlikte İsrail tarafından tutuklandı ve müebbet hapse mahkum edildi, 1994 te serbest bırakıldı.

Daha sonra tekrar tutuklanan Şeyh Ahmet Yasin, 1997’de 2 İsrail ajanının salıverilmesi karşılığında serbest bırakıldı ve birkaç gün sonra Gazze’ye döndü.
Bölünmüş liderliğin Filistin çıkarlarına ters düşeceğine inanan Şeyh Yasin, İsrail’le barış yapılmasına karşıydı ve Filistin topraklarının bir parçasının bile verilemeyeceğini savunuyordu. 1998’de İsrail ile Filistin arasında yapılan barış görüşmelerini protesto etmek için Hamas’ın giriştiği bombalama eyleminden dolayı Yaser Arafatla arası açılan Yasin, Filistin yönetimiyle ve diğer Arap liderlerle ilişkilerini iyi tutmaya çalışan, Hamas’ın toparlayıcı figürü ve örgütün ılımlılarındandı.
Geçen sene Eylül ayında İsrail’in düzenlediği suikast girişiminden hafif sıyrıklarla kurtulmuştu.
Allah rahmet eylesin.

Biz İsrail’in bu tür menfur saldırılarını kınıyor, bü tür saldırıların ne İsrail’e ne de Ortadoĝu’ya bir yarar saĝlamayacaĝına inanıyoruz.

Partiya Mezlûmên Kurdistan
22.03.2004
Bazı bilim adamlarının maymun hayranlıĝı

Bugüne dek defalarca deney ve varsayımlarla insanoĝlunun maymundan türediĝini ispatlamaya çalışan bazı bilim adamları bir türlü kendilerini bile ikna edemediler. Her deneyden sonra ortaya attıkları teoriye bir sonraki deneyle itiraz eden sözde bilim adamları en son „insanda mevcut MYH16 geninde vuku bulmuş bir hata sonucu insanın oluştuĝunu“ iddia etmeye başladılar.
Nature Dergisinde çıkan teori kısaca şöyle:

“İnsanda bulunan “MYH16” geninde bulunan hatanın 2.5 milyon yıl önce meydana geldiğini, aynı dönemde insan kafatasının biçiminin de diğer primatlardan (maymunsu) farklılaşmaya başladığını, gende mutasyonun (genetik değişim) meydana gelmesinden sonra insan kafatasının üç kat büyüdüğünü, bu süreçte beyin büyümeye başlarken, çenenin de zayıfladığını, genlerdeki ve kafatasındaki değişimlerin aynı dönemlerde başlamasının, aralarında bir bağlantı olabileceğini” düşünüyorlarmış!…

Çalışmayı yapan, “University of Pennsylvania School of Medicine” den Nancy Minugh-Purvis, “çene kaslarındaki zayıflama, kafatasındaki baskının azalmasına ve bu da beynin evrimsel süreçle büyümesine yol açmış olabilir” diyor!... Sidney’deki „Victor Chang Cardiac Research Institute” den Pete Currie, hominid (insansı) fosillerindeki insana ait karakteristiklerin görülmeye başladığı evreyle, bu genetik değişimin görülmeye başladığı evrenin hemen hemen üst üste geldiğini, bütün primatların, mutasyona uğramış MYH16 genine sahip olduğu, ancak yalnızca şempanzeler ve diğer maymunların bu genin bozulmamış, tam halini hala taşıdığı, insanlarda ise her zaman bu genin hatalı halinin gözlendiği” bildiriyorlar!..

MYH16 geninin, çiğneme ve ısırma kaslarıyla bağlantılı olduğunu belirlediklerini söylüyen bilim adamları, bu gende ortaya çıkan hatanın, bir tür hastalık olarak kabul edilebilecek olan “ısırma gücünde zayıflamaya” yol açmış olabileceği belirtiliyor ve bu “hastalık” sayesinde de kafatasına daha az güç uygulandığı, bunun da kafatasında, daha büyük beyne sahip olunmasına olanak veren daha fazla alanın gelişmesine yol açtığı da öne sürüyorlar.

Eh ne diyelim bunlar bilim adamları, yıllarını deneylere adamış, ne olursa olsun illa da insanoĝlunun nasıl oluştuĝunu ispat edecekler yani!.. Yalan söylüyecek deĝiller ya!.. ama bugünkü deneyle ispatlamaya çalıştıkları varsayımları ilerde yapacakları deneylerle çürütebilirler:)) Bugünkü sözlerinden esinlenerek cilt cilt yazan maymun soyundan gelme bazı marxistlerin emeĝi boşa gitmese bari!..

Saĝolsunlar iyi çalışıyorlar bilim adamları amma neden insanda bulunan “MYH16” geninde sadece bir defa ve o da 2.5 milyon yıl önce bir defa hata yapıyor ve insan oluşuyor da, neden ikinci bir hata daha yapıp insan tekrar eski haline (maymun) dönemiyor?… Neden diĝer canlılarda bulunan genlerde bir hata oluşmuyor? Yada maymunlarda böyle bir hata oluşup eşek olamıyorlar?.. Ayrıca neden illa da maymun? Mesela eşekte bulunan genlerde de bir hata meydana gelip insan yada başka bir canlı oluşamazmıydı acaba bu bilim adamlarına göre!..

Ama hayır onlar illada maymun deyip duruyorlar, bunun bir sebebi olmalı ve o sebepte bilimden yoksun bir sebeptir bence, “maymun sevdalıĝı”!…

Ne diyelim varsın onların ve onlara inananların atası maymun olsun, biz babamız Hz. Adem’den memnunuz, ayrıca bir ata aramaya da hiç gerek duymuyoruz, bizim babamız belli, atamız bellidir!..

Konuyu kısa ama gerçek bir fıkrayla bitireyim:

Oĝlum Ali ortaokula gidiyordu. Birgün sınıf öĝretmeni sınıfa sormuş, “bizim babamız kimdir,” çocukarın çoĝu “Hz. Adem’dir” demişler. Öĝretmen “hayır evlatlarım, bizim babamız maymundur, biz maymundan türemişiz, demiş.

Ali „hocam, babam bizim ilk insan Hz. Adem ile Hz. Havva’dan türediĝimizi söylüyor“ demiş. Öĝretmen, „baban dindar biridir biliyorum, ona selam söyle, evet dinimize göre onun dediĝidir, ama bilime göre yanlıştır, biz maymundan türemişiz“ demiş.

Ali konuyu evde bana anlattı, ona dedimki „hocana selam söyle, deki babam „hocan haklı yavrum, ben insanları kasdetmiştim, insanların atası Adem’dir demiştim, ama bir hata sonucu insan ve maymundan da bir canlı doĝabilir, tıpkı eşek ile atın birleşmesinden „katır“ meydana geldiĝi gibi. Yani insan görümünde olan canlılar da iki farklı kaynaktan neş’et etmiş olabilirler (espri şeklinde demiştim) ama, biz ilk insan Adem’deniz, eĝer öĝretmen maymundan geldiĝini söylüyorsa o da haklı olabilir, zira herkes atasını daha iyi tanıyor, dedim.

Ertesi gün sınıfta konu tekrar açılınca, Ali söylediklerimi aynen sınıfa aktarıyor, öĝretmen „bu ne söz yavrum, biz de insanız, bizim de atamız Adem’dir, deyince, öĝrencilerden biri „peki sonuç hocam?

Öĝretmen; „biz bu konuyu fazla kurcalamıyalım, esas dersimize geçelim“ demiş.

25.03.2004
M.Nureddin Yekta
Seçimler ve kemalizmin hezimete uĝraması!

Seçimler yapıldı, halkımız tercihini ortaya koydu.
Cumhuriyetin kuruluşundan beri kemalizmle bir türlü barışamayan Kürd halkı son mahalli seçimlerde bir kez daha kemalizme hayır dedi. Bir başka tabirle Kurdistan bu son mahalli seçimle 20 yıl öncesine dönmüştür. Yıllarca ulusal birlik ve beraberlikten bahseden ve yine yıllarca sırf o kelime yüzünden halkımızı arkasında koşturan zihniyet bu halkı kemalizmle birleştirmeye kalkışınca hezimete uĝramıştır.

Kürd Ulusu eskiden beri eksikliĝini hissettiĝi iki kavram vardır.
Birincisi baĝımsızlık ve özgürlük, ikincisi ise ulusal birlik ve beraberliktir. Halkımız bu iki kavrama çok muhtaçtır. Kimden, nereden ve hangi zihniyetten olursa olsun bu kavramları kullananlar, arkasında halkımızı bulmuştur. Zira bir toplumda neyin eksikliĝi hissedilirse en çok onunla ilgili kavramlar kullanılıyor ve halkımız bunun etrafında birleştirilmeye çalışılıyor. Bu kavramları kullanarak yıllarca halkımızı peşinden sürükleyen ve daha sonra bu halkın haklı mücadelesini kimilerin kurtuluşu için heba etmeye kalkmak, halkı kemalizmin hizmetine sunmaya çalışmak bu halka hizmet deĝildir. Bu halk doĝruyu eĝriyi ayırdedecek kapasitededir.

Kurdistan Ulusal Mücadelesi adı altında ortaya çıkıp, MHP, CHP, IP, SHP gibi partilerin farklı maskelerle özel savaşın bir uzantısı, yıllarca halkımızın en çok zarar gördüĝü statükocu, katı devletçi, ırkçı birer kemalist parti oldukları anlatıldı. Kürd legal partileri olarak ortaya çıkan HEP, DEP, HADEP gibi partilere halkımız (sosyalist olduĝuna bakmadan) bütün gücüyle destek verdi. Bir önceki genel seçimde Mersin’den Hakkari’ye kadar adeta Kurdistan haritasını çizdi, Peki ya bugün?.. Bugün tam tersi anlatılıyor, hezimette uĝramalarına raĝmen yanlışta israr ediyorlar, onlarla birliĝin devam edileceĝi vurgulanıyor. Hani bu gibi partilerin milliyetçi ve ırkçı söylemlerinden, savaş kışkırtıcılığından, halkımıza en çok zarar veren partilerdi!... Dün Kurdistan’da katliama cevaz veren Karayalçın bugün Kurdistan ve kürd halkının dostu mu oldu?.. Buradaki birlikten tek gaye, tek amaç „kürd oy potansiyelini, Kuvay-i Milliyeci ruhuna sahip solcu kemalist partilere çekmek, kürd kimlikli siyaseti yok etmek ve kürd ulusal mücadelesinin önünü tıkamaktır“, bunun bir başka izahı yoktur.

1994 yılında yapılan yerel seçimler protesto edildi, neden?.. Çünkü o zaman Kürd Ulusal Mücadelesi tam kıvamındaydı, Mersin’den Hakkari’ye, Kars’a kadar kürd, halkı yerel idareyi eline geçirecekti, ama önü tıkandı. Bu genel seçim olsaydı baraj bahane edilebilirdi, peki şimdi neden bu ittifaka ihtiyaç duyuldu? SHP’nin Kurdistan’da yüzdebir oyu bile alamayacaĝı bilinmiyor muydu? Ya SHP kimden izin alarak sözde Kürd legal partisi olan DEHAP’la ittifaka gidiyordu? Bunda derin devletin izni alınmamışmıydı acaba? İllada ittifak gerekiyorsa neden tarih çöplüĝüne atılmış SHP tasvip edildi? Neden mesela AKP ile ittifak düşünülmedi?

Burdan AKP’yi tasvip ettiĝimiz sanılmasın ama eĝer mevcut düzen partilerini tahlil edecek olursak bugün yüzdeyüz kemalizmin çizgisinde gitmiyen tek parti odur!.. Kasım 2002 seçiminde tek başına iktidar olan AKP, engellemelere raĝmen kemalizm sistemini sarsan bir sürü projeler üretti, MGK sekreterliĝinin sivilleşmesi 6. ve 7. uyum paketlerini meclisten geçirmesi, kürdçe dil kurslarının açılması, tv.de kürdçe yayına izin verilmesi v.s. Tabi bunlar Kürd halkının istekleri deĝil, ama kemalist solcu partilerle kıyaslandıĝında aralarında bayaĝı bir fark vadır, hiç olmazsa mevcut statükoyu deĝiştirmekten yanadır. Ya sosyalist partiler ne yapıyor? Onlar tam tersine askeri darbe çıĝırtkanlıĝını yaparak statüko yapılanmanın koruyuculuĝunu yapıyorlar.

Şimdi kısa başlıklarla bazı konulara temas edelim :
T.C. Kurulduĝu günden beri izin verdiĝi kemalist partilerle Kürdistan’da taban oluşturmaya çalıştı ama başaramadı, fakat bugün kürd partileriyle ittifak kurarak başarmaya çalışıyor.

Kürd halkı baskı, zulüm, işkence, sürgün ve ölümlere raĝmen kendi yerini bulmuş legal partilerine sahip çıkmıştır, onları yalnız bırakmamıştır. Onların dünya siyaset arenasında kürd halkı sesi yapmak istemişir ancak halkımızın bu hüsnüniyeti suiistimal edilmiştir.

Kendilerini Kürd halkının temsilcileri olarak lanse edenelrin, kemalistler ve partileriyle deĝil, kendi aralarında yani diĝer Kürd kurumlarıyla ittifak yapmaları gerekir. Halkımız bu bilince varmıştır. Bu bilinci yıkmak istiyenlere de gereken cevabı vermiştir.

İmralı eksenli olan Demokratik Cumhuriyet tezi iflas etmiştir, kürd halkına bir şey kazandırmamıştır aksine zaman kaybına sebep olmuştur.

Kürd düşmanı Murat karayalçın’la girdiĝi ittafkla oylarının yarısını kaybeden DEHAP’ın behemehal bu ittifaktan vazgeçmesi, kürd halkından özür dilemesi ve halkımızın haklı istemleri doĝrultusunda yeniden kendine çeki-düzen vermesi gerekir. Aksi halde bir dahaki seçimde tamamen hayal kırıklıĝına uĝrayacaktır.

Kürd halkı tahmin edildiĝinden daha çok politiktir. Ve halkımız biliyorki bugün türk devleti siyasetinde iki farklı görüş vardır. Bu iki görüşte, Türk devletinin menfaatı gözönünden tutularak yürütülmektedir.

Birincisi, mevcut statükoyu deĝiştirmek, onyıllardır kemalizmin dar sistemi içerisinde ezilen türk halkına, devleti batı misali demokratileştirerek rahat bir nefes aldırmak, diĝeri ise mevcut statükonun devam ettirilmesi, üniter devlet yapısının bekası, kemalist sisteminin tekrar canlandırılmasıdır. Bu görüş; kendilerine sosyal demokrat diyen solcu partilerle faşist partilerin ve Genel Kurmay’ın görüşüdür. Ne yazıkki DEHAP bu görüşle ittifak kurmuştur. Umarız yapılan seçimle aklı başına gelir ve bir an önce yaptıĝı hatadan geri döner. Eĝer siz kürd halkını düzenin mevcut partileri arasında birini tercihe zorlamaya kalkışırsanız, halkımız sizi dinlemez. Eĝer tercih yapması gerekiyorsa bilinmelidirki kürd halkı kendi tercihini yapabilecek kapasitededir ve yapmıştırda!

30.03.2004

M. Nureddin Yekta
Türkiye’de mahalli seçimler!

28 Mart 2004 tarihinde Türkiye’de mahalli seçimler yapıldı. Kurdistan Bölgesinin dışında seçimlere raĝbet fazlaydı. Kürdler ise düzenin mevcut partileri arasında tercihe zorlandılar. Bundan dolayı Kurdistan’da seçim istenilen düzeyde raĝbet görmedi. Bazı bölgelerde seçime gidilmediĝi halde, kimi sandıklardan da boş oyların çıkması dikkati çekti.
28 Mart 2004 tarihinde yapılan seçim sonuçları şöyle:
Türkiye genelinde nerede kim kazandı?

 

ADANA - Aytaç Durak - AKP
Aladağ - Yusuf Yıldız - AKP
Ceyhan - Hüseyin Sözlü - MHP
Feke - Cuma İş - SP
İmamoğlu - Talat Sırkıntı - AKP
Karaisalı - H.Hüseyin Kuşcu - AKP
Karataş - Yusuf Erenkara - AKP
Kozan - Kazım Özgan - AKP
Pozantı - S.Yılmaz Doğan - AKP
Saimbeyli - Mustafa Uyanık - AKP
Seyhan - Azim Öztürk - AKP
Tufanbeyli - Mustafa Bulu - CHP
Yumurtalık - Habib Salıç - MHP
Yüreğir - Ömer Topçu - AKP

ADIYAMAN - M. Necip Büyükaslan - AKP
Besni - İbrahim Öztürk - AKP
Çelikhan - Mustafa Bulut - AKP
Gerger - Arif Karatekin - AKP
Gölbaşı - Yusuf Özdemir - DYP
Kahta - Abdurrahman Toprak - SP
Samsat - Abdulkadir Aslan - AKP
Sincik - Mehmet Buz - SP
Tut - Mahmut Karakuş - CHP

AFYON - Abdullah Kaptan - AKP
Başmakçı - Ali Kartçı - AKP
Bayat - Mustafa Arı - AKP
Bolvadin - Ahmet Helvacı - AKP
Çay - Ali Yakut - AKP
Çobanlar - Salih Alaka - AKP
Dazkırı - Hüseyin Gürçam - AKP
Dinar - Mustafa Tarlacı - AKP
Emirdağ - Lütfi İhsan Dağ - AKP
Evciler - Şevki Karataş - DYP
Hocalar - Celalettin Kaya - AKP
İhsaniye - Halit Aşkar - AKP
İscehisar - Ceylan Kılınçaslan - MHP
Kızılören - Ali Erol – BAĞM.
Sandıklı - Mustafa Özpınar - AKP
Sincanlı - Nuri Köse - AKP
Sultandağı - İsmail Çelik - DYP
Şuhut - Ekrem Özsoy - CHP

AĞRI - Ekrem Aktaş - AKP
Diyadin - Seyfettin Yaşlı - DYP
Doğubayazıt - Mukaddes Kubilay - SHP
Eleşkirt - Sait Yami - AKP
Hamur - İsmet Aslan - AKP
Patnos - Abdülhalit Taşkın - DP
Taşlıçay - Salih Aslan - CHP
Tutak - B.Osman Ağaoğlu - SP

AMASYA - İsmet Özarslan - AKP
Göynücek - Mükremin Mıntış - MHP
Gümüşhacıköy- İsmail Uysal - AKP
Hamamözü - Süleyman Şimşek - DYP
Merzifon - Hayati İncekul - AKP
Suluova - Mahmut Boz - AKP
Taşova - Mustafa Korkmaz - DYP

ANKARA - Melih Gökçek - AKP
Akyurt - Gültekin Ayantaş - AKP
Altındağ - Veysel Tiryaki - AKP
Ayaş - Ali Başkaraağaç - CHP
Bala - İbrahim Gürbüz - MHP
Beypazarı - Mansur Yavaş - MHP
Çamlıdere - Hazım Caner Can - AKP
Çankaya - Muzaffer Eryılmaz - CHP
Çubuk - Adem Tuğluca - AKP
Elmadağ - Ömer Ağa Kurt - CHP
Etimesgut - Serhat Kemal Yılmaz - AKP
Evren - Dursun Çekim - AKP
Gölbaşı - Abdulnasır Haşlak - AKP
Güdül - Hüseyin Erdoğan - AKP
Haymana - Bünyamin Adacı - DYP
Kalecik - Orhan Benli - AKP
Kazan - Lokman Ertürk - AKP
Keçiören - Turgut Altınok - AKP
Kızılcahamam - Adem Özbekler - AKP
Mamak - Gazi Şahin - AKP
Nallıhan - Safa Gür - MHP
Polatlı - Yakup Çelik - AKP
Sincan - Nuri Köse - AKP
Şereflikoçhisar - Ramazan Ceylan - AKP
Yenimahalle - Ahmet Duyar - AKP

ANTALYA - Menderes Türel - AKP
Akseki - Osman Salih Çelikel - CHP
Alanya - Hasan Sipahioğlu - ANAP
Elmalı - Hüseyin Yapıcı - AKP
Finike - Nail Dülgeroğlu - DYP
Gazipaşa - Cem Burak - CHP
Gündoğmuş - M. Zafer Arslan - DYP
İbradı - Muharrem Kaya - DYP
Kale - Süleyman Topçu - DYP
Kaş - Halil Kocaer - BAĞM
Kemer - Hasan Şeker - ANAP
Korkuteli - Adnan Uğurlu - MHP
Kumluca - Hüsamettin Çetinkaya - AKP
Manavgat - Zeynel Şenol - MHP
Serik - Mehmet Habalı - MHP

ARTVİN - Emin Özgün - CHP
Ardanuç - Yıldırım Demir - CHP
Arhavi - Musa Ulutaş - CHP
Borçka - Oral Küçük - MHP
Hopa - Yılmaz Topaloğlu - ODP
Murgul - Mehmet Yıldırım - CHP
Şavşat - Adil Aydın - CHP
Yusufeli - Yusuf Sağlam - MHP

AYDIN - İlhami Ortekin - AKP
Bozdoğan - Selim Tümer Apaydın - CHP
Buharkent - Fevzi Uzun - AKP
Çine - Osman Aydın - CHP
Didim - Mümin Kamacı - CHP
Germencik - Ali Şanlı - DYP
İncirliova - Yahya Ümit Orbay - CHP
Karacasu - Emin Mete - AKP
Karpuzlu - Hayrettin Anmak - AKP
Koçarlı - Cenaz Şen - CHP
Köşk - Yalçın Taç - DYP
Kuşadası - Fuat Akdoğan - AKP
Kuyucak - Ali Ulvi Akoğlu - CHP
Nazilli - Esat Ergüler - DYP
Söke - Necdet Özekmekçi - CHP
Sultanhisar - Fazıl Törün - MHP
Yenipazar - Zafer Savcı - AKP

BALIKESİR - Sabri Uğur - AKP
Ayvalık - H.Bülent Türközen - CHP
Balya - Kemal Çavdar - AKP
Bandırma - Cemal Öztaylan - AKP
Bigadiç - Davut Uzuner - ANAP
Burhaniye - Fikret Akova - CHP
Dursunbey - Mehmet Ruhi Yılmaz - AKP
Edremit - Yunus Bozbey - AKP
Erdek - Hüseyin Sarı - AKP
Gömeç - Naim Kocabıyık - AKP
Gönen - Hüseyin Yakar - AKP
Havran - Mustafa İrtürk - ANAP
İvrindi - Recai Baytar - AKP
Kepsut - Kemal Barak - AKP
Manyas - Necmi Çetin - ANAP
Marmara - Recep Gülmüş - AKP
Savaştepe - Gürkan Kurtbaş - AKP
Sındırgı - Ekrem Yavaş - AKP
Susurluk - İsmail Güneş - AKP

BİLECİK - Selim Yağcı - AKP
Bozüyük - Ahmet Berberoğlu - MHP
Gölpazarı - İsmail Özmay - DYP
İnhisar - Hüseyin İkiz - AKP
Osmaneli - Mustafa Çetintaş - AKP
Pazaryeri - Hikmet Öztürk - CHP
Söğüt - Halil Aydoğdu - MHP
Yenipazar - Mehmet Ünal - CHP

BİNGÖL - Hacı Ketenalp - AKP
Adaklı - Sacit Almalı - AKP
Genç - M. Hadi Topraktan - AKP
Karlıova - Muzaffer Gölen - AKP
Kiğı - Coşkun Güven - CHP
Solhan - Niyazi Çavuşoğlu - DYP
Yayladere - Haşim Akyürek - AKP
Yedisu - Cemal Kırtay - BAĞM.

BİTLİS - Cevdet Özdemir - AKP
Adilcevaz - Selim Arıkbaş - SP
Ahlat - Mevlüt Gülmez - AKP
Güroymak - Hüseyin Mutlu - AKP
Hizan - Servet Özdemir - AKP
Mutki - Birhan Güllübardak - AKP
Tatvan - Mehmet Peker - AKP

BOLU - Alaaddin Yılmaz - AKP
Dörtdivan - Mehmet Aynagöz - DYP
Gerede - Ömer Baygın - AKP
Göynük - Abdulkadir Yılman - AKP
Kıbrıscık - Kemal Aktaş - AKP
Mengen - Yurdakul Eröz - CHP
Mudurnu - Metin Soygür - AKP
Seben - Süleyman Özbağ - AKP
Yeniçağa - Ömer Baygın - AKP

BURDUR - Sabahattin Akkaya - AKP
Ağlasun - Vedat Eraslan - AKP
Altınyayla - Ali Serttaş - AKP
Bucak - Arsal Sarı - DYP
Çavdır - Mustafa Uysal - AKP
Çeltikçi - Ali Yüce - AKP
Gölhisar - Mehmet Yavuzer - AKP
Karamanlı - İsmet Mergen - AKP
Kemer - Durmuş Erdem - AKP
Tefenni - Metin Işıldar - MHP
Yeşilova - Yunus Tokgöz - AKP

BURSA - Hikmet Şahin - AKP
Büyükorhan - K.Mehmet Acaroğlu - DYP
Gemlik - Mehmet Turgut - AKP
Gürsu - Orhan Özcü - AKP
Harmancık - Ahmet Tufan - CHP
İnegöl - Ali Nur Aktaş - AKP
İznik - Kadri Eryılmaz - AKP
Karacabey - Ergun Koç - DYP
Keles - Mustafa Bektaş - AKP
Kestel - Yener Acar - AKP
M. Kemalpaşa - Hayri Öztetikler - ANAP
Mudanya - Erol Demirhisar - ANAP
Nilüfer - Mustafa Bozbey - CHP
Orhaneli - İrfan Tatlıoğlu - AKP
Orhangazi - Yusuf Korkusuz - AKP
Osmangazi - Recep Altepe - AKP
Yenişehir - Bülent Hamdi Cingil - AKP
Yıldırım - Özgen Keskin - AKP

ÇANAKKALE - Ülgüt Gökhan - CHP
Ayvacık - Mehmet Ünal Şahin - AKP
Bayramiç - İsmail Sakin Tuncer - CHP
Biga - Mehmet Özkan - AKP
Bozcaada - Mustafa Mutay - ANAP
Çan - Ali Sarıbaş - CHP
Eceabat - Aden Ecder - ANAP
Ezine - M. Kemal Cengiz - MHP
Gelibolu - Cihat Bingöl - ANAP
Gökçeada - Halil Rüştü Akgün - MHP
Lapseki - Kamilk Özer - AKP
Yenice - Veysel Acar - AKP

ÇANKIRI - İrfan Dinç - AKP
Atkaracalar - Ahmet Ulusoy - BAĞM
Bayramören - Yüksel Baloğlu - MHP
Çerkeş - Mehmet Kiraz - DYP
Eldivan - Hüseyin Kantaş - AKP
Ilgaz - Cevdet Çetin - AKP
Kızılırmak - Hacı Doğan - MHP
Korgun - Halil Öz - AKP
Kurşunlu - İbrahim Doğu - MHP
Orta - Halil Akpınar - AKP
Şabanözü - Ali Çapçı - AKP
Yapraklı - Ali Hasekioğlu - AKP

ÇORUM - Turan Atlamaz - AKP
Alaca - Fuat İstanbullu - MHP
Bayat - Mehmet Şimşek - AKP
Boğazkale - Ali Rıza Soysat - AKP
Dodurga - Mustafa Aydın - AKP
İskilip - Orhan Öztürk - AKP
Kargı - A. Hamdi Akpınar - DYP
Laçin - Muammer Çam - AKP
Mecitözü - Selçuk Aksoy - CHP
Oğuzlar - Ali Uyanık - AKP
Ortaköy - Hacı Ömer Atak - CHP
Osmancık - E. Serdar Kurşun - AKP
Sungurlu - Ahmet Karacif - AKP
Uğurludağ - Mehmet Kiday - DYP

DENİZLİ - Nihat Zeybekçi - AKP
Acıpayam - Sefer Demir - DYP
Akköy - Osman Ubuz - AKP
Babadağ - Ali Helvacı - AKP
Baklan - Ayhan Demirdöğer - DYP
Bekilli - Yaşar Halil Yiğit - AKP
Beyağaç - İsmail Eliuz - AKP
Bozkurt - Saim Sadıç - CHP
Buldan - Temel Başbuğ - MHP
Çal - Hasan Gündüz - AKP
Çameli - Cengiz Yılmaz - AKP
Çardak - Hüseyin Ekecan - AKP
Çivril - Ahmet Ateş - AKP
Güney - Halit Gürbüz - CHP-
Honaz - Turgut Devecioğlu - BAĞM.
Kale - Abdullah Karaayvaz - AKP
Sarayköy - Orhan Karaköse - CHP
Serinhisar - Hüseyin Gemi - CHP
Tavas - Bayram Sarun - MHP

DİYARBAKIR - Osman Baydemir - SHP
Bismil - Şükran Aydın - SHP
Çermik - Mehmet Akdağ - DSP
Çınar - Vecdi Arzu - AKP
Çüngüş - Mehmet Geçit - CHP
Dicle - Abdullah Akengin - SHP
Eğil - Şükrü Karakaş - DYP
Ergani - Yusuf Ülkü - SHP
Hani - Celal Kayhan - AKP
Hazro - Hamit Ergin - SHP
Kocaköy - Mehmet kaya - SHP
Kulp - Mahmut Zengin - AKP
Lice - Şeyhmus Bayhan - SHP
Silvan - H.Hilmi Azizoğlu - SHP

EDİRNE - Hamdi Sedefçi - CHP
Enez - Mustafa Sünetçi - CHP
Havsa - Recep Özen - DYP
İpsala - Emin Başaran - MHP
Keşan - Mehmet Özcan - CHP
Lalapaşa - Ali Osman Uzman - AKP
Meriç - Erol Dübek - CHP
Süleoğlu - İsmet Balın - CHP
Uzunköprü - Ercan Çobanoğlu - DYP

ELAZIĞ - Süleyman Selmanoğlu - DYP
Ağın - Mustafa Yentür - AKP
Alacakaya - İlhami Sancar - DYP
Arıcak - M. Ali Aytekin - AKP
Baskil - Bilal Özbey - AKP
Karakoçan - Nurettin Aslan - DYP
Keban - Ramazan Çelik - MHP
Kovancılar - Bekir Yanılmaz - SP
Maden - Orhan Yavuz - AKP
Palu - Mehmet Sait Dağoğlu - AKP
Sivrice - Hasan Karabulut - DYP

ERZİNCAN - Mehmet Buyruk - AKP
Çayırlı - Fevzi Kılıç - AKP
İliç - A.Ramazan Buran - DYP
Kemah - Şükrü Balcı - AKP
Kemaliye - Mustafa Haznedar - AKP
Otlukbeli - Encer Şahin - GP
Refahiye - Vezir Dumanlı - AKP
Tercan - Adnan Korkmaz - AKP
Üzümlü - Ensari Sürücü - AKP

ERZURUM - Ahmet Küçükler - AKP
Aşkale - Ahmet Yaptırmış - AKP
Çat - Mirza Kurt - DYP
Hınıs - Ali Eren - AKP
Horasan - Abdulhatem Bastem - AKP
Ilıca - İsmail Efe - AKP
İspir - Osman Çakır - BAĞM.
Karaçoban - Alican Kocakaya - CHP
Karayazı - Celal Şaka - DYP
Köprüköy - Cahit Karasu - CHP
Narman - Yücel Ahmet İşleyen - MHP
Oltu - İbrahim Ziyrek - AKP
Olur - Rüstem Polat - BAĞM.
Pasinler - Selami Teymur - AKP
Pazaryolu - Recep Kaplan - AKP
Şenkaya - Görbil Özcan - AKP
Tekman - Yakup Doğan - AKP
Tortum - Hasan Çakmak - AKP
Uzundere - M. Halis Özsoy - AKP
Dadaşkent - Vahdettin Yaylalı - AKP
Kazımkarabekir - Dursun Şahin - AKP
Yakutiye - Fahrettin Atınç - AKP
Yenişehir - Cenap Birdal - AKP

ESKİŞEHİR - DSP - Yılmaz Büyükerşen
Alpu - DYP - Mustafa Gökçe
Beylikova - CHP - Hasan Tezel
Çifteler - MHP - Süleyman Bozdağ
Günyüzü - BBP - Kadir Kılınçal
Han - AKP - Şaban Başaran
İnönü - CHP - İsmail Karaköse
Mahmudiye - AKP - Sabri Avcıl
Mihalgazi - DYP - Mehmet Sami Can
Mihalıçcık - AKP - Yusuf Kavaklı
Sarıcakaya - AKP - Mehmet Zabun
Seyitgazi - DYP - S. Arif Ünal
Sivrihisar - AKP - Yaşar Yurtdaş

GAZİANTEP - AKP - Asım U. Güzelbey
Araban - CHP - Hasan Doğru
İslahiye - AKP - Mehmet Uludağ
Karkamış - CHP - Nuh Kocaaslan
Nizip - AKP - Hacı Fevzi Akdoğan
Nurdağı - AKP - Orhan Yılmaz
Oğuzeli - AKP - Mehmet Başkır
Şahinbey - AKP - Ömer Can
Şehitkamil - AKP - Metin Özkarslı
Yavuzeli - AKP - Ali Sakar

GİRESUN - AKP - Hurşit Yüksel
Alucra - MHP - İbrahim Bıyıkçı
Bulancak - AKP - Kadir Aydın
Çamoluk - AKP - Cemil Uzun
Çanakçı - MHP - Sebahattin Şenel
Dereli - CHP - Muzaffer Karakayalı
Doğankent - AKP - Nazmiye Kabadayı
Espiye - AKP - Erol Karadere
Eynesil - BAĞM. - Coşkun Somuncuoğlu
Görele - AKP - Ertuğrul Melikoğlu
Güce - AKP - Osman Karabatak
Keşap - AKP - Mehmet Emür
Piraziz - DYP - Hasan Şenel
Şebinkarahisar - MHP - Lütfullah Akdoğan
Tirebolu - CHP - Burhan Takır
Yağlıdere - MHP - Şevket Kaya

GÜMÜŞHANE - MHP - Mustafa Canlı
Kelkit - AKP - Muammer Duran
Köse - DYP - Nusrettin Kesler
Kürtün - ANAP - Aslan Kalıç
Şiran - AKP - Hüseyin Koyunoğlu
Torul - MHP - Selami Bostan

HAKKARİ - SHP - Metin Tekçe
Çukurca - AKP - M. Yaşar Turan
Şemdinli - SHP - Hurşit Tekin
Yüksekova - SHP - M.Salih Yıldız

HATAY - AKP - Mehmet Yeloğlu
Altınözü - AKP - Mehmet Cavit Altan
Belen - AKP - Mustafa Seydi Evren
Dörtyol - AKP - Bilgehan Aksoy
Erzin - CHP - Mehmet Güven
Hassa - AKP - Selahattin Kocaman
İskenderun - ANAP - Mete Aslan
Kırıkhan - AKP - İsmail Turan
Kumlu - AKP - Rifat Akkuyu
Reyhanlı - AKP - Hüseyin Şanverdi
Samandağı - CHP - Ali Terzi
Yayladağı - AKP - Tayfun Kızılkaya

ISPARTA - AKP - Hasan Balaman
Aksu - AKP - Adnan Demir
Atabey - AKP - Tevfik Atasoy
Eğirdir - DYP - Ömer Şengöl
Gelendost - AKP - Mehmet Sezgin
Gönen - AKP - Özcan Kesmen
Keçiborlu - MHP - İsmail Maçıka
Senirkent - MHP - Süleyman Dönmez
Sütçüler - AKP - Hüseyin Müftüoğlu
Şarkikaraağaç - DYP - Mevlüt Özdemir
Uluborlu - AKP - Mehmet Ünverdi
Yalvaç - AKP - Yalçın Bulgurcu
Yenişarbademli - AKP - Musa Macit

MERSİN - CHP - Macit Özcan
Anamur - CHP - Suphi Alp
Aydıncık - CHP - Ahmet Bahar
Bozyazı - MHP - Gürsel Kavun
Çamlıyayla - AKP - Yusuf Öncalır
Erdemli - AKP - Musa Mutlu
Gülnar - MHP - Ahmet Günel
Mut - BAĞM. - Selahattin Arslan
Silifke - MHP - Bayram Ali Öngel
Tarsus - MHP - Burhanettin Kocamaz

İSTANBUL - AKP - Kadir Topbaş
Adalar - ANAP - Çoşkun Özden
Avcılar - CHP - Mustafa Değirmenci
Bağcılar - AKP - Feyzullah Kıyıklık
Bahçelievler - AKP - Osman Develioğlu
Bakırköy - CHP - Ateş Ünal Erzen
Bayrampaşa - AKP - Hüseyin Bürge
Beşiktaş - CHP - İsmail Ünal
Beykoz - AKP - Muharrem Ergül
Beyoğlu - AKP - A.Misbah Demircan
Büyükçekmece - ANAP - Hasan Akgün
Çatalca - ANAP - İsmail İp
Eminönü - AKP - Nevzat Er
Esenler - AKP - Mehmet Öcalan
Eyüp - AKP - Ahmet Genç
Fatih - AKP - Mustafa Demir
Gaziosmanpaşa - AKP - Erhan Erol
Güngören - AKP - Ş. Yücel Kahraman
Kadıköy - CHP - Selami Öztürk
Kağıthane - AKP - Fazlı Kılıç
Kartal - AKP - Arif Dağlar
Küçükçekmece - AKP - Aziz Yeniay
Maltepe - AKP - Fikri Köse
Pendik - AKP - Erol Kaya
Sarıyer - AKP - Yusuf Tülün
Silivri - AKP - Hüseyin Turan
Sultanbeyli - AKP - Alaattin Ersoy
Şile - AKP - Can Tabakoğlu
Şişli - CHP - Mustafa Sarıgül
Tuzla - AKP - Mehmet Demirci
Ümraniye - AKP - Hasan Can
Üsküdar - AKP - Mehmet Çakır
Zeytinburnu - AKP - Murat Aydın

İZMİR - CHP - Ahmet Piriştina
Aliağa - AKP - Tansu Kaya
Balçova - CHP - M. Ali Çalkaya
Bayındır - ANAP - Alaattin Çapuk
Bergama - AKP - Raşit Ülper
Beydağ - DYP - İ.Muhsin Pulcu
Bornova - CHP - Behçet Yavuz
Buca - AKP - Cemil Şeboy
Çeşme - CHP - Faik Tütüncüoğlu
Çiğli - CHP - Ensari Bulut
Dikili - SHP - Osman Nuri Özgüven
Foça - CHP - Gökhan Demirağ
Gaziemir - AKP - Adnan Yüksel
Güzelbahçe - CHP - Ertan Avkuran
Karaburun - CHP - Serdar Aras
Karşıyaka - CHP - Cevat Durak
Kemalpaşa - AKP - Yakup Karaca
Kınık - CHP - M. Ali Köroğlu
Kiraz - CHP - Seyit Korkmaz
Konak - CHP - Ali Muzaffer Tunçağ
Menderes - CHP - Ergun Özgün
Menemen - CHP - Tahir Şahin
Narlıdere - CHP - Abdül Batur
Ödemiş - AKP - A. Mahmut Bağdem
Seferihisar - ANAP - Hamit Nişancı
Selçuk - CHP - Vefa Ülgür
Tire - AKP - Mehmet Sıtkı İçelli
Torbalı - CHP - R İsmail Uygur
Urla - ANAP - Mustafa K.osmanoğlu
KARS - AKP - Naif Alibeyoğlu
Akyaka - AKP - Bulut Öztürk
Arpaçay - AKP - Cengiz Çobanoğlu
Digor - AKP - Hikmet Özyümlü
Kağızman - AKP - Osman Nihat Yüce
Sarıkamış - AKP - İlhan Özbilen
Selim - DYP - İlhan Çiftçi
Susuz - DYP - Ahmet Zinderen

KASTAMONU - MHP - Turhan Topçuoğlu
Abana - CHP - Şevket Yazgan
Ağlı - AKP - Sami Mangaloğlu
Araç - CHP - Bahriyar Yaşar
Azdavay - AKP - Osman Nuri Civelek
Bozkurt - AKP - Engin Canbaz
Cide - DYP - Nejdet Demir
Çatalzeytin - AKP - Musa İhsan Oğuz
Daday - CHP - Kadir Er
Devrekani - AKP - Mümtaz Ali Ustaoğlu
Doğanyurt - MHP - Nurullah Kayıran
Hanönü - AKP - Orhan Özalp
İhsangazi - MHP - Numan Omuzoğlu
İnebolu - AKP - İdris Güleç
Küre - ANAP - Engin Ayrancı
Pınarbaşı - MHP - Halil Sarımeşe
Seydiler - AKP - Mehmet Şahin
Şenpazar - ANAP - Mustafa Demir
Taşköprü - AKP - Hasan Altan
Tosya - AKP - Sait Gülabacı

KAYSERİ - AKP - Mehmet Özhaseki
Akkışla - AKP - Ahmet Tuncel
Bünyan - AKP - Ahmet Yaşar Toktaş
Develi - AKP - Recep Özkan
Felahiye - CHP - Gürsel Kısır
Hacılar - AKP - Ahmet Herdem
İncesu - AKP - Zekeriya Karayol
Kocasinan - AKP - Bekir Yıldız
Melikgazi - AKP - Memduh Büyükkılıç
Özvatan - AKP - Nurettin Almak
Pınarbaşı - AKP - Servet Mucuk
Sarıoğlan - AKP - İsmail Çelebi
Sarız - AKP - Hasan Aktürk
Talas - AKP - Rıfat Yıldırım
Tomarza - AKP - Yusuf Teke
Yahyalı - AKP - Yakup Tezcan
Yeşilhisar - AKP - Abdulkadir Akdeniz

KIRKLARELİ - CHP - Yılmaz Şaşan
Babaeski - CHP - M. Haluk Teksezer
Demirköy - DYP - Kamer Tuna
Kofçaz - CHP - Nihat Öztürk
Lüleburgaz - DSP - Emin Halebek
Pehlivanköy - AKP - Hüseyin Açıkel
Pınarhisar - DYP - Mehmet Kapılı
Vize - DYP - Selçuk Yılmaz

KIRŞEHİR - AKP - Halim Çakır
Akçakent - AKP - Bilgin Dağ
Akpınar - CHP - Şükrü Turgut
Boztepe - MHP - İbrahim Öz
Çiçekdağı - AKP - Cahit İşler
Kaman - AKP - Turgut Aslan
Mucur - AKP - Atılgan Yılmaz

KOCAELİ - AKP - İbrahim Karaosmanoğlu
Derince - AKP - Ali Haydar Bulut
Gebze - AKP - İbrahim Pehlivan
Gölcük - AKP - Mehmet Ellibeş
Kandıra - CHP - Mustafa Öğren
Karamürsel - DYP - İsmail Yıldırım
Körfez - AKP - Yunis Pehlivan

KONYA - AKP - Tahir Akyürek
Ahırlı - AKP - Mehmet Taşan
Akören - AKP - Tahir Dinç
Akşehir - AKP - Mustafa Baloğlu
Altınekin - AKP - Sırrı Ezdemir
Beyşehir - AKP - Nazif Tekinöz
Bozkır - BAĞM. - Mehmet Ülker
Cihanbeyli - AKP - Nuri Ünalan
Çeltik - AKP - Tahsin Zuhal
Çumra - AKP - Nasır Ersöz
Derbent - AKP - Hamdi Acar
Derebucak - MHP - Mustafa Taşdere
Doğanhisar - CHP - Mehmet Öztoklu
Emirgazi - AKP - Ali Rıza Koçak
Ereğli - AKP - Ahmet Özdoğan
Güneysınır - MHP - Mehmet Tavukçu
Hadim - CHP - Yılmaz Çetin
Halkapınar - AKP - Hüseyin Mülazımoğlu
Hüyük - MHP - Ahmet Temiz
Ilgın - DYP - Hasan Hüseyin Akıncı
Kadınhanı - AKP - Mustafa Koyuncu
Karapınar - AKP - Mehmet Mugayyitoğlu
Karatay - AKP - Mehmet Hançerli
Kulu - AKP - Ahmet Yıldız
Meram - AKP - Refik Tuzcuoğlu
Sarayönü - AKP - Ali Özmen
Selçuklu - AKP - Adem Esen
Seydişehir - AKP - İbrahim Halıcı
Taşkent - AKP - Abdulbaki Acet
Tuzlukçu - AKP - Suat Şahin
Yalıhüyük - SP - İbrahim Yıldız
Yunak - AKP - Hasan Ürün

KÜTAHYA - AKP - Mustafa İça
Altıntaş - AKP - Ferit Karabulut
Aslanapa - AKP - Asaf Akar
Çavdarhisar - CHP - İsmail Tanrıkulu
Domaniç - AKP - Yakup Yardımcı
Dumlupınar - AKP - Derviş Kavak
Emet - AKP - M. Cemal Öztürk
Gediz - AKP - M. Ali Saraoğlu
Hisarcık - AKP - Nihat Helvacı
Pazarlar - AKP - Ahmet Torun
Simav - AKP - Rıza Özdemir
Şaphane - DYP - Ramazan Yeşildeniz
Tavşanlı - AKP - Ali İhsan Çakır

MALATYA - AKP - H. Cemal Akın
Akçadağ - AKP - İbrahim Koşar
Arapkir - AKP - Halit Konukçu
Arguvan - ANAP - Mehmet Kızılay
Battalgazi - BAĞM. - Selahattin Gürkan
Darende - AKP - Memduh Önal
Doğanşehir - AKP - Hanifi Bayram
Doğanyol - AKP - Recep Gürbey
Hekimhan - CHP - Vahit Mutlu
Kale - SP - Alkame Temur
Kuluncak - CHP - Mustafa Yıldız
Pötürge - CHP - Necdet Ayaydın
Yazıhan - AKP - Ali Kaya
Yeşilyurt - AKP - Mehmet Kavuk

MANİSA - AKP - Bülent Kar
Ahmetli - CHP - Cemal Sözver
Akhisar - AKP - Salih Hızlı
Alaşehir - MHP - Kadir Daş
Demirci - AKP - Mitat Erşahin
Gölmarmara - AKP - Nihat Ağaçdiken
Gördes - MHP - İbrahim Emre
Kırkağaç - DYP - Rıza Kayadibli
Köprübaşı - AKP - Ahmet Kışla
Kula - DYP - Halil Gülcü
Salihli - CHP - Mustafa Uygur Okay
Sarıgöl - CHP - Ömer Karcı
Saruhanlı - AKP - Hüseyin Yaralı
Selendi - AKP - Mürsel Uçan
Soma - AKP - Hasan Ergene
Turgutlu - AKP - Mustafa Serhat Orhan

K.MARAŞ - AKP - Mustafa Poyraz
Afşin - AKP - İrfan Gedikbaşı
Andırın - AKP - Baki Tezcan
Çağlayancerit - AKP - Küçük Mehmet Yıldızlı
Ekinözü - MHP - Erol Üstün
Elbistan - MHP - Abdullah Paksoy
Göksun - AKP - Ramazan Hurç
Nurhak - CHP - Ahmet Akkuş
Pazarcık - CHP - Memiş Özdal
Türkoğlu - AKP - Mustafa Taşhan

MARDİN - SP - Metin Pamukçu
Dargeçit - SHP - Süleyman Anık
Derik - SHP - Ramazan Kapar
Kızıltepe - SHP - Cihan Sincar
Mazıdağı - SHP - Nuran Atlı
Midyat - DYP - Şehymus Nasıroğlu
Nusaybin - SHP - Mehmet Tanhan
Ömerli - DYP - Servet Cemiloğlu
Savur - DYP - Şerif Eşref Ayaz
Yeşilli - AKP - Enver Sağlam

MUĞLA - CHP - Osman Gürcü
Bodrum - CHP - Mazlum Ağın
Dalaman - AKP - Beyhan Korkut
Datça - CHP - Erol Karakullukcu
Fethiye - MHP - Behçet Saatçi
Kavaklıdere - AKP - Nuray Bozyer
Köyceğiz - CHP - Salih Erbay
Marmaris - CHP - Muhammet Ali Acar
Milas - CHP - Feyzi Topuz
Ortaca - AKP - Salih Özdemir
Ula - CHP - Ümit Karaaslan
Yatağan - CHP - Hasan Haşmet Işık

MUŞ - AKP - Necmettin Dede
Bulanık - SHP - M.Nasır Aras
Hasköy - GP - Zihni Sayan
Korkut - DYP - Hatem Akpolat
Malazgirt - SHP - M.Tahir Kahramaner
Varto - SHP - Demir Çelik

NEVŞEHİR - AKP - Hasan Ünver
Acıgöl - AKP - İsmail Çavuşoğlu
Avanos - AKP - Mustafa Körükçü
Derinkuyu - AKP - İbrahim Ertaş
Gülşehir - MHP - A.Erol Ünlüsoy
Hacıbektaş - BAĞM. - A.Rıza Selmanpakoğlu
Kozaklı - AKP - Erdoğan Çelik
Ürgüp - CHP - Bekir Ödemiş

NİĞDE - MHP - Mumin İnan
Altunhisar - AKP - Erdal Sarı
Bor - MHP - Yavuz Can
Çamardı - AKP - Yaşar Pınar
Çiftlik - ANAP - Rahmi Tekin
Ulukışla - CHP - Hacı Avşar

ORDU - DSP - Seyit Torul
Akkuş - AKP - Lütfi Efil
Aybastı - ANAP - Fehmi Küçük
Çamaş - AKP - Mahmut Ayparçası
Çatalpınar - AKP - Muhasin Eriş
Çaybaşı - AKP - Zekeriya Sarıkoca
Fatsa - AKP - Hüseyin Anlayan
Gölköy - CHP - Recep Karaahmetoğlu
Gülyalı - AKP - Uğur Cörüt
Gürgentepe - DSP - Selim Ölmez
İkizce - MHP - Birol Kaygı
Kabadüz - MHP - Temel Duran
Kabataş - BAĞM. - Recep Ali Acısu
Korgan - AKP - M. Ali Akkiraz
Kumru - AKP - Ticabi Civelek
Mesudiye - CHP - Ahmet Baki Yılmaz
Perşembe - AKP - İlhami Selami Çakıcı
Ulubey - AKP - Akif Atlı
Ünye - AKP - Ahmet Arpacıoğlu

RİZE - AKP - Halil Bakırcı
Ardeşen - AKP - Mümtaz Sinan
Çamlıhemşin - AKP - Yaşar Metin Kesimal
Çayeli - AKP - Rıza Çakır
Derepazarı - AKP - Şaban Kalça
Fındıklı - AKP - Adnan Özbalaban
Güneysu - AKP - Ahmet Minder
Hemşin - CHP - Başer Cumhur
İkizdere - AKP - Hasan Köseoğlu
İyidere - AKP - Ahmet Mete
Kalkandere - AKP - Nihat Çolak
Pazar - CHP - Hikmet Hatırnaz

SAKARYA - AKP - Aziz Duran
Adapazarı - AKP - Süleyman Dişli
Akyazı - AKP - Yaşar Yazıcı
Ferizli - AKP - Hüseyin Kaşkaş
Geyve - MHP - Mehmet Kır
Hendek - AKP - Ali İnci
Karapürçek - GP - Mehmet Çoruhlu
Karasu - AKP - Ahmet Genç
Kaynarca - DYP - Tuncer Aydın
Kocaali - DYP - Zeynel Dal
Pamukova - AKP - H.Ferudun Turan
Sapanca - AKP - İbrahim Uslu
Söğütlü - AKP - Ertuğrul Özcan
Taraklı - AKP - Tacettin Özkahraman

SAMSUN - AKP - Yusuf Ziya Yılmaz
Alaçam - CHP - Fırat Ararat
Asarcık - AKP - İbrahim Yüce
Ayvacık - MHP - Erkan Avcı
Bafra - AKP - Şükrü Neiş
Çarşamba - AKP - Hüseyin Dündar
Havza - AKP - Murat İkiz
Kavak - AKP - Bahri Kesici
Ladik - AKP - Kemal Kaplan
On Dokuz Mayıs - DYP - Yılmaz Erel
Salıpazarı - MHP - Hasan Düzenli
Tekkeköy - DYP - Galip Mustafa Yücel
Terme - AKP - A.Hamdi Yirmibeşoğlu
Vezirköprü - AKP - Osman Özer
Yakakent - AKP - Radi Şen

SİİRT - AKP - Mervan Gül
Aydınlar - DYP - Muhsin Çelebi
Baykan - DYP - Mehmet Ali Erol
Eruh - AKP - Abdulhamit Nas
Kurtalan - SHP - Murat Ceylan
Pervari - AKP - Abdurrahman Dündar
Şirvan - AKP - Necat Cellek

SİNOP - Zeki Yılmazer - AKP
Ayancık - Ayhan Ergin - AKP
Boyabat - Mehmet Ermiş - AKP
Dikmen - Hüseyin Güleryüz - DYP
Durağan - Ahmet Usta - AKP
Erfelek - İbrahim Felek - AKP
Gerze - Recai Kuruoğlu - DYP
Saraydüzü - Kaşif Öztürk - MHP
Türkeli - Ahmet Yıldırım - AKP

SİVAS - AKP - Sami Aydın
Akıncılar - AKP - Mevlüt Albayrak
Altınyayla - AKP - Zeki Tunç
Divriği - AKP - Mehmet Güresinli
Doğanşar - AKP - Necdet Oktay Karaman
Gemerek - MHP - Mehmet Turan Toker
Gölova - AKP - Nail Akdoğan
Gürün - BBP - Mehmet Aktaş
Hafik - AKP - Osman Budak
İmranlı - AKP - Vedat Yüksel
Kangal - AKP - Tahsin Arslan
Koyulhisar - AKP - İlhan Eren
Suşehri - AKP - Şaban Coşkun
Şarkışla - AKP - Hacı Ömer Coşan
Ulaş - MHP - İsmail Koçak
Yıldızeli - AKP - Mustafa Arda
Zara - MHP - Galip Ergüt

TEKİRDAĞ - AKP - Ahmet Aygün
Çerkezköy - AKP - Ali Ertem
Çorlu - CHP - Altan Ersin
Hayrabolu - AKP - Şener Çelikayar
Malkara - DYP - Salih Keskin
MEreğlisi - DYP - İbrahim Uyan
Muratlı - DSP - Nebi Tepe
Saray - CHP - Mahmut Halilciklioğlu
Şarköy - AKP - Can Gürsoy

TOKAT - AKP - Adnan Çiçek
Almus - AKP - H.Hüseyin Arıkan
Artova - AKP - Halis Bıyık
Başçiftlik - AKP - Recep Gökçe
Erbaa - MHP - Ahmet Yenihan
Niksar - AKP - İdris Şahin
Pazar - AKP - Şerafettin Pervanlar
Reşadiye - MHP - Rafet Erdem
Sulusaray - DYP - Hacı Bekir Coruk
Turhal - AKP - Ali Gözen
Yeşilyurt - SP - Kazım Misafir
Zile - MHP - Murat Ayvalıoğlu

TRABZON - CHP - Volkan Can Alioğlu
Akçaabat - ANAP - Şefik Türkmen
Araklı - SP - Ümit İsmail Çebi
Arsin - AKP - Erdem Şen
Beşikdüzü - MHP - Mehmet Kalay
Çarşıbaşı - DYP - Mehmet Turan
Çaykara - AKP - Abdürrahim Özkan
Dernekpazarı - DYP - İbrahim Yüce
Düzköy - AKP - Mehmet Akkaya
Hayrat - AKP - Mehmet Nuhoğlu
Köprübaşı - AKP - A.Rıza Hacıefendioğlu
Maçka - CHP - Ertuğrul Ganç
Of - AKP - Oktay Saral
Sürmene - AKP - Cemalettin Aksoy
Şalpazarı - AKP - Mehmet Muhcu
Tonya - AKP - Ahmet Kurt
Vakfıkebir - BAĞM. - Hayri Birinci
Yomra - DYP - İbrahim Sağıroğlu

TUNCELİ - SHP - Songül Erol Abdil
Çemişgezek - AKP - Metin Levent Yıldız
Hozat - BAĞM. - Cevdet Konak
Mazgirt - AKP - Musa Sönmez
Nazımiye - CHP - Bertal Ateş
Ovacık - AKP - Hasan Hüseyin Dizi
Pertek - CHP - Kenan Çetin
Pülümür - CHP - Mesut Coşkun

ŞANLIURFA - AKP - A. Eşref Fakıbaba
Akçakale - AKP - Ahmet Akay
Birecik - DYP - Abdülkadir Yüksel
Bozova - DYP - Hasan Arusoğlu
Ceylanpınar - SHP - İsmail Aslan
Halfeti - CHP - Mahmut Özdemir
Harran - AKP - İbrahim Özyavuz
Hilvan - DYP - Sabri Özkaya
Siverek - DYP - Hasan Çelebi
Sürüç - SHP - Ethem Şahin
Viranşehir - SHP - Emrullah Cin
 
UŞAK - AKP - Mesut Apaydın
Banaz - CHP - Tahsin Erdem
Eşme - DSP - Ahmet Yıldırım
Karahallı - AKP - Şadi Mercan
Sivaslı - CHP - Dursun Poyraz
Ulubey - AKP - Hüseyin Buğdaylı

VAN - AKP - Burhan Yenigün
Bahçesaray - AKP - Naci Orhun
Başkale - AKP - Ejder Yağızer
Çaldıran - DYP - Ferman Yıldırım
Çatak - AKP - Münir Bozdemir
Edremit - AKP - Hecer Bayram
Erciş - ANAP - Fatih Çiftçi
Gevaş - AKP - Nazmi Sezer
Gürpınar - DYP - Fuat Yaşar Atan
Muradiye - AKP - Nafiz Ağaoğlu
Özalp - AKP - M. Emin Gözütok
Saray - AKP - Sıracettin Bilmez

YOZGAT - AKP - Yusuf Başer
Akdağmadeni - AKP - Suphi Daşdan
Aydıncık - DYP - Ahmet Demirel
Boğazlıyan - CHP - Mustafa Özdağ
Çandır - CHP - Mustafa Orhanbulucu
Çayıralan - AKP - Yusuf Coşan
Çekerek - AKP - Mustafa Demirbaş
Kadışehri - AKP - Mustafa Karadavut
Saraykent - MHP - Halis Öcal
Sarıkaya - AKP - Ali Osman Erbir
Sorgun - AKP - Ahmet Şimşek
Şefaatli - DYP - Fahrettin İbiş
Yenifakılı - AKP - Ersin Karabulut
Yerköy - BAĞM. - Ali Rıza Arslan

ZONGULDAK - AKP - Secattin Gonca
Alaplı - AKP - Faruk Çaturoğlu
Çaycuma - AKP - Mithat Gülşen
Devrek - AKP - Özcan Ulupınar
Ereğli - ANAP - Halil Posbıyık
Gökçebey - AKP - Zeki Kılınçarslan
 
AKSARAY - AKP - Nevzat Palta
Ağaçören - AKP - Fırat Salman
Eskil - DYP - Şerafettin Meral
Gülağaç - DYP - Osman Uzun
Güzelyurt - BBP - Kudret Özercek
Ortaköy - AKP - Mahmut Ütük
Sarıyahşi - MHP - Ahmet Çelik

BAYBURT - AKP - Bekir Çetin
Aydıntepe - AKP - Orhan Eraslan
Demirözü - AKP - Faris Yılmaz

KARAMAN - AKP - Ali Kantürk
Ayrancı - AKP - Tahir Gezgin
Başyayla - MHP - Mustafa Kara
Ermenek - MHP - Uğur Sözkesen
Kazımkarabekir - MHP - Muhammer Sarı
Sarıveliler - AKP - Salih Düzenli

KIRIKKALE - AKP - Veli Korkmaz
Bahşılı - AKP - Halil İbrahim Bişkin
Balışeyh - AKP - Cehdi Pehlivanlı
Çelebi - AKP - Mahmut Koç
Delice - AKP - Ekrem Karakaya
Karakeçili - SP - H.Avni Albayrak
Keskin - AKP - Yahya Ucaçelik
Sulakyurt - AKP - Ali Şahin
Yahşihan - AKP - Şefik Güneşer

BATMAN - SHP - Hüseyin Kalkan
Beşiri - SHP - Burhan Korhan
Gerçüş - SHP - Esat Öner
Hasankeyf - DYP - Abdulvahap Kuşen
Kozluk - AKP - Hikmet Bahşi
Sason - AKP - İrfan Aslan

ŞIRNAK - SHP - Ahmet Ertak
Beytüşşebap - SHP - Faik Dursun
Cizre - SHP - Tahir Elçi
Güçlükonak - DYP - Bahattin Aktuğ
İdil - SHP - Resul Sadak
Silopi - SHP - Musin Konur
Uludere - DYP - Gürgin Ürek

BARTIN - DSP - M.Rıza Yalçınkaya
Amasra - AKP - Ali Yıldırım
Kurucaşile - CHP - Hüseyin Sevim
Ulus - CHP - Hüseyin Ulus

ARDAHAN - BAĞM. - Mikail Kayatürk
Çıldır - AKP - M.Nizamettin Coşkun
Damal - CHP - Gülcemal Fidan
Göle - AKP - Sabri Muratoğlu
Hanak - DYP - Harun Tankoç
Posof - CHP - Şükrü Bozyiğit
IĞDIR - MHP - Nurettin Aras
Aralık - AKP - Muharrem Kumtepe
Karakoyunlu - AKP - Ziyad Ali Deliktaş
Tuzluca - AKP - İsmet Yüce

YALOVA - AKP - Barbaros H. Binicioğlu
Altınova - AKP - Metin Oral
Armutlu - AKP - Mehmet Birkan
Çınarcık - AKP - Murat Erdoğan
Çiftlikköy - ANAP - Metin Dağ
Termal - AKP - İsmail Atik

KARABÜK - AKP - Hüseyin Erer
Eflani - SP - İbrahim Ertuğral
Eskipazar - DYP - Hüseyin Dönmez
Ovacık - AKP - Orhan Kaya
Safranbolu - AKP - Nihat Cebeci
Yenice - CHP - Mustafa Atay

KİLİS - AKP - Abdi Bulut
Elbeyli - DYP - İsmail Kördeve
Musabeyli - DYP - Ayhan Yılmaz
Polateli - CHP - Mustafa Polat

OSMANİYE - AKP - Davut Çuhadar
Bahçe - DYP - Murat Altundiş
Düziçi - AKP - Abdulmuttalip Öner
Hasanbeyli - AKP - Yusuf Tozluklu
Kadirli - AKP - Mustafa Türkmenoğlu
Sumbas - DYP - Mustafa Nuri Nuhoğlu
Toprakkale - BAĞM. - Hasan Akşit

DÜZCE - AKP - Mehmet Keleş
Akçakoca - AKP - Nazmi Çiloğlu
Cumayeri - AKP - Mustafa Koloğlu
Çilimli - AKP - Mehmet Acar
Gölyaka - AKP - Nihat Çelik
Gümüşova - AKP - Muharrem Tozan
Kaynaşlı - AKP - Efdal Altundal
Yığılca - AKP - Ali Kemal Sezgin